Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarında Yapılan Önemli Değişiklik: Menfaat Sahibinin Değişmesi Durumunda Yeni Usul ve Yükümlülükler
Lawantra
21.08.2026
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), 13 Mayıs 2011 tarihli ve 27933 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın C.4 maddesini değiştiren yeni Genel Şartlar’ı Resmî Gazete’de yayımlamıştır. Bu değişiklik, özellikle taşınmaz satışlarında ve menfaat sahibinin değiştiği diğer hallerde sigorta sözleşmesinin hukuki akıbetini netleştirmesi bakımından avukatlar ve hukuk profesyonelleri için büyük önem taşımaktadır.
Yeni düzenlemeye göre, sözleşme süresi içinde satış veya benzeri işlemler nedeniyle sigorta konusu taşınmazın menfaat sahibinin değişmesi halinde, sözleşme tapudaki tescil tarihi itibarıyla kendiliğinden sona ermektedir. Bu durumda, sigorta ettiren veya önceki menfaat sahibinin başvurusu üzerine, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene iade edilmektedir. Bu hüküm, taşınmaz devirlerinde sıklıkla karşılaşılan prim iadesi uyuşmazlıklarında avukatlara önemli bir referans noktası sunmaktadır.
Tapu müdürlükleri veya işlemi yapmaya yetkili idareler, menfaat değişikliği sırasında sonraki menfaat sahibine ait geçerli bir Zorunlu Deprem Sigortası sözleşmesi bulunup bulunmadığını kontrol etmekle yükümlü kılınmıştır. Bu zorunluluk, deprem sigortasının kesintisiz devamını amaçlamakta ve tapu devir işlemlerinde avukatların müşterilerine vereceği hukuki danışmanlığın kapsamını genişletmektedir.
Menfaat değişikliğinin diğer hallerinde ise sözleşme, sonraki menfaat sahibi ile devam etmektedir. Ancak sonraki menfaat sahibi, değişikliği ve mevcut sözleşmenin varlığını öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde sözleşmeye aracılık eden sigorta şirketine bildirimde bulunmak zorundadır. Sigorta şirketi veya acentesi ise bu bildirimi aldıktan itibaren 24 saat içinde menfaat değişikliği zeyli içeren poliçeyi sonraki menfaat sahibine teslim etmekle yükümlüdür. Bu süreler, özellikle dava süreçlerinde zamanaşımı ve ispat açısından kritik rol oynamaktadır.
Düzenlemede en dikkat çekici hususlardan biri, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na tanınan geniş yetkidir. Kurum, bu maddenin uygulanması sırasında doğabilecek tereddütleri gidermeye, uygulama birliğini sağlamaya ve usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmıştır. Bu yetki, ilerleyen dönemde SEDDK’nın ikincil düzenlemeler yoluyla konuyu daha da detaylandırabileceğini göstermektedir.
Avukatlar açısından değerlendirildiğinde, bu değişiklik özellikle gayrimenkul hukuku, sigorta hukuku ve tüketici hukuku pratiklerinde önemli etkiler yaratacaktır. Taşınmaz alım-satım sözleşmelerinde, devir öncesi ve sonrası sigorta durumunun tespiti, poliçe zeyli hazırlanması, prim iadesi talepleri ve olası tazminat uyuşmazlıklarında yeni kurallar doğrudan uygulanacaktır. Özellikle 6305 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Kanunu ile bağlantılı olarak zorunlu deprem sigortasının yaptırılmamasının hukuki sonuçları da bu düzenleme ile daha sıkı bir denetime tabi tutulmaktadır.
Değişiklik, yayım tarihinden on beş gün sonra yürürlüğe girecektir. Bu geçiş süreci içerisinde avukatların müvekkillerini uyarması ve mevcut poliçelerin durumunu gözden geçirmesi önem arz etmektedir. Özellikle büyük ölçekli gayrimenkul projelerinde, toplu konut satışlarında ve miras yoluyla intikallerde menfaat değişikliği prosedürünün titizlikle takip edilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, SEDDK’nın gerçekleştirdiği bu revizyon, zorunlu deprem sigortası sisteminin daha etkin işlemesini, sigorta korumasının kesintisiz sürmesini ve tapu-sigorta entegrasyonunun güçlenmesini hedeflemektedir. Hukuk profesyonelleri, bu yeni düzenlemeyi müvekkil danışmanlıklarında, sözleşme hazırlıklarında ve olası uyuşmazlıkların çözümünde aktif biçimde dikkate almalıdır. Konunun ilerleyen dönemde yargı kararları ve Kurum tebliğleri ile daha da netleşmesi beklenmektedir.
(Makale yaklaşık 720 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.