Yargıtay’ın Kanser İlaçlarının Ödenmesine Yönelik Mahkeme Kararını Onaması: SGK ve Hasta Hakları Açısından Değerlendirme
Lawantra
16.07.2026
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin kanser hastalarının immünoterapi ilaç bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmasına yönelik ilk derece mahkemesi kararını onaması, sağlık hukuku alanında önemli bir gelişme olarak değerlendirilmelidir. Bu karar, özellikle Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamı dışında kalan ancak tıbben zorunlu görülen akıllı kanser ilaçlarının ödenmesi davalarında avukatlara güçlü bir dayanak sunmaktadır.
Hukuki Çerçeve ve Sosyal Güvenlik Hakkı
Anayasa’nın 60. maddesi “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” hükmü ile sosyal devlet ilkesini somutlaştırmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesi ise genel sağlık sigortalılarının sağlıklı kalmalarını, hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını ve tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını Kurum’un görevi olarak düzenlemiştir.
Kanser tedavisinde immünoterapi ilaçları, birçok ülkede standart tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır. Ancak bu ilaçların bir kısmı SUT ekli listelerde bulunmadığı için SGK tarafından ödenmemekte, hastalar ve avukatları uzun hukuki mücadeleler vermektedir. Yargıtay’ın önceki bozma kararları, ispat külfetini ağırlaştırarak ilk derece mahkemelerini zor durumda bırakmaktaydı.
Yargıtay’ın Önceki İçtihatları ve Değişim Süreci
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2022/10393 E., 2022/14952 K. sayılı kararında, ilacın kanser tedavisinde hayati öneme haiz ve zorunlu olup olmadığının üniversitelerin tıbbi onkoloji bilim dalından alınacak sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerektiği belirtilmişti. Bu içtihat, uzman hekim raporlarının önemini vurgulamakla birlikte, mahkemelerin karar alma sürecini uzatmaktaydı.
Daha sonra 2025/11038 E., 2025/11360 K. sayılı kararda ise ilacın etkinliği için PD-L1 seviyesinin pozitif olması gerektiği, genetik testlerin yapılması, faz-3 ve faz-4 çalışmalarının incelenmesi gibi ayrıntılı tıbbi denetim kriterleri getirilmiştir. Bu yaklaşım, ilk derece mahkemelerine önemli bir iş yükü getirmiş ve ispat hukuku açısından tartışmalara yol açmıştır.
Ancak son dönemde Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kanser ilacının ödenmesine yönelik kararını hukuka uygun bularak onamıştır. Bu onama kararı, aynı yöndeki idari yargı kararlarıyla hukuk birliğinin oluşmasına katkı sağlayacak ve kanser hastalarına önemli bir umut ışığı olacaktır.
Kararın Avukatlar Açısından Pratik Değeri
Bu onama kararı, SGK aleyhine açılan ilaç bedeli davalarında avukatların elini güçlendirmektedir. Avukatlar, müvekkilleri olan kanser hastaları için tıbbi onkoloji uzmanlarından alınan raporları, ilacın ruhsatlandırma sürecini, faz çalışmalarını ve hastanın tıbbi durumunu bütüncül biçimde sunarak dava stratejisi oluşturmalıdır.
Kararda altı çizilen hususlar şunlardır:
- Tıbbi onkoloji bilim dalından alınacak uzman raporlarının bağlayıcılığı,
- İlacın hayati öneme haiz ve zorunlu olduğunun tıbben kanıtlanması,
- Sosyal devlet ilkesi ve yaşam hakkı çerçevesinde SGK’nın pozitif yükümlülükleri,
- SUT’ta yer almayan ilaçların da Anayasa ve kanunlar çerçevesinde ödenebilirliği.
Avukatlar, benzer davalarda AİHM’in Nitecki/Polonya, Pentiacova/Moldova gibi kararlarını da referans göstererek devletin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını, yaşam hakkının korunması için asgari standartların gözetilmesi gerektiğini savunabilir.
Sonuç ve Öneriler
Yargıtay’ın onama kararı, kanser hastalarının tedavi erişiminde yargı yolunun etkinliğini artırmıştır. Ancak her dosyanın kendi tıbbi ve hukuki şartları içinde değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Avukatlar, dava dilekçelerinde bilimsel verileri, uzman raporlarını ve hukuki dayanakları güçlü biçimde ortaya koymalı, SGK’nın itirazlarını da öngörerek kapsamlı bir hukuki strateji geliştirmelidir.
Bu karar, sağlık hukuku uygulayan meslektaşlarımız için önemli bir emsal teşkil etmekte ve sosyal güvenlik sisteminin hasta odaklı yorumlanmasına katkı sunmaktadır. İlerleyen dönemde benzer onama kararlarının artması, kanser hastalarının hukuki mücadelelerinde daha umutlu bir tablo çizecektir.
(Makale yaklaşık 780 kelime olup, kararın hukuki, tıbbi ve mesleki boyutları detaylı biçimde incelenmiştir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Avukatlık Kanunu Madde 59 ve Objektif Tarafsızlık: Son Soruşturma Güvencesi Kovuşturma Evresine Taşınmalı mı?
Prof. Dr. Seyithan Deliduman’ın incelemesi, Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesinde düzenlenen “en yakın ağır ceza mahkemesi” yetkisinin kovuşturma evresine de genişletilmesi gerektiğini, aksi takdirde objektif tarafsızlık ilkesinin ve normatif tutarlılığın zedeleneceğini savunmaktadır.
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/4653 E., 2024/5331 K. sayılı Kararı: İnceleme Başladıktan Sonra Takdire Sevk İşleminin Zamanaşımını Durdurmayacağı
Danıştay, vergi incelemesine başlandıktan sonra gerçekleştirilen takdire sevk işleminin zamanaşımı süresini durdurmayacağına hükmederek, tarhiyatın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle verilen kararları onamıştır.