Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Yol Çukuru ve Toprak Yığını Nedeniyle Meydana Gelen Kazalarda Hizmet Kusuru ve Görevli Yargı Yolu
Lawantra
20.08.2026
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.11.2015 tarihli, 2014/731 E., 2015/2366 K. sayılı kararı, yol üzerindeki çukur ve toprak yığını nedeniyle oluşan tek taraflı trafik kazalarında idarenin hizmet kusuru sorumluluğu ile görevli yargı yolunun belirlenmesi bakımından temel bir emsal oluşturmaktadır.
Dava, kasko sigortacısının ödediği hasar bedelini rücuen belediyeden talep etmesi üzerine açılmıştır. Sigortalı araç, yol üzerindeki çukur ve toprak yığınına çarparak hasarlanmış, sigorta şirketi 19.832 TL hasar bedelini ödemiştir. Yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiş, Yargıtay 17. HD ise görevsizlik nedeniyle bozmuştur. Yerel mahkeme direnmiş, dosya HGK önüne gelmiştir.
HGK, uyuşmazlığı “hizmet kusuruna dayalı tazminat taleplerinde görevli yargı yerinin idari yargı mı, adli yargı mı olduğu” noktasında toplamıştır. Kararda, Anayasa m. 125, İYUK m. 2 ve hizmet kusuru kavramı detaylı şekilde irdelenmiştir. Hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hallerinde ortaya çıkmaktadır. Yol bakım ve onarım hizmetinin gereği gibi yapılmaması, bu kapsamda değerlendirilmektedir.
HGK, 2918 sayılı KTK m. 110/1’in “bu Kanundan doğan sorumluluk davaları” ifadesini dar yorumlamıştır. Kanunun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenen motorlu araç işleteninin sorumluluğu ile kamu araçlarının sebep olduğu zararlar adli yargıda görülürken, belediyelerin yol yapım, bakım ve trafik güvenliği hizmeti gibi kamu hizmetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Kararda özellikle vurgulanmıştır ki, KTK m. 10’da belediyelere verilen yol güvenliği görevleri, idare hukuku kurallarına tabidir. Bu hizmetlerin kusurlu işletilmesinden doğan tazminat talepleri, tam yargı davası olarak idari yargıda görülmelidir. KTK m. 110’ün amacının, motorlu araç işleteninin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalarda yargı yolu birliğini sağlamak olduğu belirtilmiştir.
HGK, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun benzer kararlarına da atıf yapmıştır. Sonuç olarak direnme kararı bozulmuş ve davanın idari yargıda görülmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
Karşı oy yazısında ise KTK m. 110’ün geniş yorumlanması gerektiği, değişiklik gerekçesinin yargı yolu belirsizliğini gidermeyi amaçladığı ve Uyuşmazlık Mahkemesi’nin istikrarlı kararlarının adli yargı yönünde olduğu belirtilmiştir. Ancak çoğunluk görüşü, hizmetin niteliğine göre ayrım yapılması gerektiği yönünde olmuştur.
Bu karar, avukatlar için önemli bir yol göstericidir. Özellikle belediyelerin yol bakım hizmetlerinden kaynaklanan zararlarda dava açmadan önce görevli yargı yolunu doğru tespit etmek kritik önem taşımaktadır. Rücuen tazminat davalarında sigorta şirketlerinin idari yargıda dava açması gerekebileceği unutulmamalıdır.
HGK’nın kararı, hizmet kusuru kavramının kapsamını, “hizmetin hiç işlememesi” halini ve idari yargının geniş yetkisini bir kez daha vurgulamıştır. Hukuk profesyonelleri, benzer uyuşmazlıklarda Anayasa m. 125, İYUK m. 2, KTK m. 10 ve m. 110 hükümlerini birlikte değerlendirmeli, dava stratejisini buna göre belirlemelidir.
Karar aynı zamanda yargı yolu itirazlarının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve re’sen dikkate alınması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu tür davalarda zaman kaybını önlemek için dava dilekçesinde olası görev itirazlarına karşı gerekçeli savunma hazırlanması tavsiye edilmektedir.
Sonuç olarak, Yargıtay HGK’nın bu kararı, yol bakım hizmetlerinden kaynaklanan zararların idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini pekiştirmekte ve avukatlara hukuki nitelendirme konusunda önemli bir çerçeve sunmaktadır. Benzer davalarda bu emsal kararın dikkate alınması, müvekkillerin hak kaybına uğramasını önleyecektir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.