Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2025/114 E., 2026/226 K. sayılı Kamulaştırma Bedeli Tespiti Kararı: Net Gelir Yöntemi ve Faiz Uygulaması Üzerine Önemli İçtihat
Lawantra
13.07.2026
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kamulaştırma bedelinin tespiti ve terkinine ilişkin davalarda önemli bir içtihat oluşturmuştur. Karar, hem tarım arazilerinde net gelir yönteminin uygulanma usulünü hem de Anayasa Mahkemesi'nin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesinin 9. fıkrasını iptal eden kararının derdest davalara etkisini detaylı biçimde ele almaktadır. Bu karar, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için kamulaştırma hukuku alanında önemli bir referans niteliğindedir.
Olayın Özeti ve Yargılama Süreci
Dava, Ankara-Niğde Otoyolu kapsamında kamulaştırılan kuru tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın bedelinin tespiti ve tapu kaydının yol olarak terkinine ilişkindir. Davacı idare tarafından teklif edilen bedelin düşük olduğu iddiasıyla dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kamulaştırma bedelini 315.364,99 TL olarak belirlemiş, istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesi bu bedeli 717.760,16 TL'ye yükseltmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmaması ve faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi bozmaya direnmiş, direnme kararı temyiz edilerek Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.
Birinci Uyuşmazlık: Net Gelir Yöntemi ve Resmi Verilerin Esas Alınması
Hukuk Genel Kurulu, 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin (f) bendine göre tarım arazilerinde "olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir" esas alınarak değer biçilmesinin yöntem olarak doğru olduğunu vurgulamıştır. Ancak bu yöntemin uygulanmasında bilimsel verilere dayalı, denetime elverişli rapor hazırlanmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Kararda, Tarım ve Orman İlçe Müdürlüklerinden temin edilen 2020 yılı resmi verilerinin (münavebe ürünleri, verim miktarları, satış fiyatları ve üretim giderleri) esas alınması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi'nin farklı dosyalardan aldığı veriler ile İlk Derece Mahkemesi'nin getirdiği veriler arasında çelişki bulunduğu tespit edilmiştir. Bu çelişkinin giderilmeden, soyut ifadelerle hazırlanan bilirkişi ek raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Avukatlar açısından bu kısım kritik önem taşımaktadır: Kamulaştırma davalarında bilirkişi raporlarının denetime elverişli olması, dayanak belgelerin (resmi istatistikler, Tarım Müdürlüğü verileri) dosya içine alınması ve her unsurun gerekçeli biçimde açıklanması zorunludur. Aksi halde kararın bozulma riski yüksektir. Kurul, Özel Daire bozma kararındaki "Sarıyahşi" ibaresini de maddi hata olarak düzeltmiştir.
İkinci Uyuşmazlık: Anayasa Mahkemesi İptal Kararının Derdest Davalara Etkisi ve Faiz Uygulaması
Kararın en önemli bölümünü, Anayasa Mahkemesi'nin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 E., 2023/69 K. sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 9. fıkrasını iptal etmesinin hukuki sonuçları oluşturmaktadır. İptal edilen hüküm, kamulaştırma bedelinin tespiti davasının dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilmesini öngörmekteydi.
Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemenin Anayasa'nın 46. maddesinde güvence altına alınan "gerçek karşılık" ilkesine, 35. maddedeki mülkiyet hakkına ve 13. maddedeki ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna hükmetmiştir. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde kanuni faizin enflasyon kaybını telafi etmediği, dört aylık sürenin malikin ekonomik kaybına yol açtığı gerekçesiyle iptal kararı verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, Anayasa'nın 152. ve 153. maddeleri ile somut norm denetimi mekanizmasını detaylı biçimde incelemiştir. İptal kararlarının geriye yürümemesi kuralının mutlak olmadığı, kesinleşmemiş (derdest) davalarda iptal kararının uygulanmasının zorunlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kurul, önceki kararlarında da (2022/9-303 E., 2023/86 K. vb.) aynı yönde içtihat oluşturduğunu hatırlatmıştır.
Bu çerçevede, dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın 46. maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğine hükmedilmiştir. Taleple bağlılık ilkesi (HMK md. 26) itirazı kurul çoğunluğu tarafından reddedilmiştir.
Karar ve Sonuç
Hukuk Genel Kurulu:
- Birinci uyuşmazlık yönünden (net gelir yöntemi ve rapor) direnme kararını oybirliğiyle bozmuştur.
- İkinci uyuşmazlık yönünden (faiz) direnme kararını oyçokluğuyla onamıştır.
Bu karar, kamulaştırma hukuku uygulayıcıları için iki temel mesaj içermektedir:
- Tarım arazilerinde net gelir yönteminde resmi verilerin tutarlı ve çelişkisiz biçimde kullanılması zorunludur.
- Anayasa Mahkemesi iptal kararları, dava açılış tarihine bakılmaksızın derdest tüm kamulaştırma davalarında uygulanmalı ve kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı esas alınmalıdır.
Avukatlar, kamulaştırma davalarında bu içtihadı dikkate alarak bilirkişi raporlarını denetlemeli, faiz taleplerini Anayasa'nın 46. maddesi çerçevesinde yapılandırmalıdır. Karar, mülkiyet hakkının etkin korunması açısından da önemli bir kilometre taşıdır. (Toplam kelime sayısı: 852)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Aile Şirketlerinde Hukuki Belirsizliklerin Risk Analizi: Kurumsallaşma ve Kuşak Geçişi Odaklı Değerlendirme
Aile şirketlerinin dağılmasında ekonomik krizlerden ziyade hukuki eksikliklerin rolü, Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kurumsallaşma zorunluluğu ve koruyucu hukuk yaklaşımlarının incelenmesi.
Güncel Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Kararları Işığında Kamulaştırma Bedeline Uygulanacak Faiz
Kamulaştırma bedelinin gerçek piyasa değeri üzerinden belirlenmesi, kısmi kamulaştırmada değer kaybı tazmini ve faiz uygulamasına ilişkin Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun güncel içtihatlarının detaylı analizi.