Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/618 E., 2025/231 K. sayılı Kararı: Muvazaa Davalarında Katılma Alacağı ve Bekletici Mesele
Lawantra
04.08.2026
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/618 Esas, 2025/231 Karar sayılı ilamı, muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davalarında aile hukuku ile icra hukuku arasındaki ilişkiyi detaylı biçimde ele alan kapsamlı bir karardır. Karar, özellikle mal rejimi tasfiyesi ile muvazaa iddialarının kesiştiği noktalarda avukatlara önemli usul ve esas rehberi sunmaktadır.
Olayda davacı, 1991 yılında evlendiği eşinin 2013 yılında açtığı boşanma davası öncesinde, evlilik içinde maddi katkılarıyla alınan taşınmazı, mal kaçırma amacıyla üçüncü kişiye muvazaalı olarak sattığını iddia etmiştir. Davacı, taşınmazın tapu kaydının iptali ile eski eşi adına tescilini talep etmiştir. Yerel mahkeme davayı kabul ederek tapu iptali ve tescile hükmetmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi kararı onamıştır.
Karar düzeltme üzerine dosya 4. Hukuk Dairesi’ne gelmiş ve daire, 2021/2012 E., 2022/6837 K. sayılı kararıyla bozma kararı vermiştir. Bozma gerekçesinde, davanın TBK md. 19’a dayandığı, davacının devam eden katılma alacağı davasının (İstanbul 11. Aile Mahkemesi 2013/72 E.) sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği, alacağın varlığının tespitinden sonra muvazaa araştırılması ve ispatlanması halinde İİK md. 283/1’in kıyasen uygulanarak haciz ve satış yetkisi verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yerel mahkeme bozmaya direnmiş, direnme kararı üzerine dosya Hukuk Genel Kurulu’na gelmiştir. HGK, direnme kararını bozmuştur. Kurul’un çoğunluk görüşüne göre, davacının hukuki yararı, katılma alacağı davasının sonucuna bağlıdır. Alacağın varlığı tespit edilmeden muvazaa davasında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kararda muvazaa kavramı detaylı biçimde irdelenmiştir. TBK md. 19’un nispi muvazaayı düzenlediği, mutlak muvazaanın ise Yargıtay içtihatlarıyla şekillendiği vurgulanmıştır. Üçüncü kişilerin muvazaalı işleme karşı dava açabilmesi için alacaklı sıfatına sahip olmaları ve işlemin alacağı tahsilini engellemek amacıyla yapılmış olması gerektiği belirtilmiştir.
HGK, HMK md. 165 kapsamında bekletici mesele kurumunu detaylı incelemiş ve somut olayda mal rejimi tasfiyesi davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Kurul, davanın amacının alacağın tahsili olduğunu, bu nedenle tapu iptali ve tescili yerine İİK md. 283/1 kıyasen uygulanarak davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerektiğini tekrarlamıştır.
Karara karşı oy yazısında ise farklı bir perspektif sunulmuştur. Karşı oy, davanın asıl amacının TMK md. 229 kapsamında karşılıksız kazandırmanın tespiti olduğunu, bu nedenle aile mahkemesindeki davanın beklenmesinin gerekmediğini savunmuştur. Karşı oy yazısında TMK md. 241’in de dikkate alınması gerektiği, muvazaa tespitinden sonra alacaklı eşin üçüncü kişiden sınırlı sorumluluk kapsamında talepte bulunabileceği belirtilmiştir.
Bu karar, avukatlar için şu önemli prensipleri içermektedir:
- Muvazaa davalarında hukuki yarar, alacaklı sıfatının varlığına bağlıdır.
- Katılma alacağı davası, muvazaa davası için kural olarak bekletici mesele yapılmalıdır.
- Muvazaa ispatlandığında tapu iptali ve tescili yerine İİK md. 283/1 kıyasen uygulanmalıdır.
- TMK md. 241, mal rejimi tasfiyesinde üçüncü kişilerin sorumluluğunu sınırlı olarak düzenlemektedir.
Hukuk Genel Kurulu’nun bu içtihadı, aile hukuku pratiğinde mal kaçırma iddialarına karşı açılan davalarda standart bir usul izlenmesini sağlamaktadır. Özellikle boşanma ve mal rejimi davalarıyla paralel yürütülen muvazaa davalarında avukatların dava dilekçelerinde amacın net biçimde ortaya konulması, delil stratejisinin buna göre belirlenmesi ve usul itirazlarının zamanında yapılması büyük önem taşımaktadır.
Karar ayrıca, çocuğun üstün yararı ilkesiyle doğrudan bağlantılı olmayan ancak aile içi ekonomik ilişkilerin korunması açısından kritik bir alan olan mal rejimi tasfiyesi uygulamasına da ışık tutmaktadır. Avukatlar, benzer uyuşmazlıklarda bu kararı referans göstererek müvekkillerinin haklarını daha etkin biçimde koruyabileceklerdir.
(Toplam kelime sayısı: 682)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Hak Düşürücü Süreler Takvimle Değil, Kanunla Uzatılır
Danıştay kararı ışığında hak düşürücü sürelerin niteliği, uzatılması ve disiplin hukukunda hafta sonu-resmi tatil etkisinin kapsamlı hukuki analizi.
Temmuz 2026 Kira Artış Oranı Yüzde 31,90 Olarak Belirlendi
TÜFE verilerine göre Temmuz 2026 kira artış oranı %31,90 olarak açıklandı. Türk Borçlar Kanunu 344. madde ve geçici maddeler kapsamında güncel oranlar ve sınırlamalar.