Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/99 E., 2021/1421 K. sayılı Kararı: Yol Bakım Çalışmalarından Kaynaklanan Hizmet Kusurunda İdari Yargı Görevliliği ve UMK m.19 Uygulaması
Lawantra
20.08.2026
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/99 Esas, 2021/1421 Karar sayılı kararı, idarenin yol bakım ve onarım faaliyetleri sırasında ortaya çıkan hizmet kusurundan doğan tazminat taleplerinde yargı yolu ayrımını netleştirmektedir. Karar, avukatlara ve hukuk profesyonellerine, KTK m.110'ün kapsamını, hizmet kusuru ile araç işleten sorumluluğu arasındaki ayrımı ve birden fazla yargı yolunda açılan davalarda Uyuşmazlık Mahkemesi prosedürünün zorunluluğunu hatırlatması açısından büyük mesleki değer taşımaktadır.
Olayda, davacı sigorta şirketi, kasko sigortalı aracın davalının yol bakım çalışması sırasında yola döktüğü mucur nedeniyle kaza yapması ve hasarlanması üzerine rücuen tazminat davası açmıştır. Davacı, idarenin işaretleme yapmamasını kusur olarak nitelendirmiş, aynı konuda Ankara 17. İdare Mahkemesinin 2012/173 E., 2012/2167 K. sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiğini belirterek 2.780 TL'nin avans faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı idare, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunmuştur.
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi davayı görev yönünden reddederek dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesine göndermiş, Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi ise Uyuşmazlık Mahkemesi içtihatlarını gerekçe göstererek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, hizmet kusuruna dayalı davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, idare mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması ve UMK m.19 uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerektiğini belirterek bozmuştur. Mahkeme direnince dosya Hukuk Genel Kurulu'na gelmiştir.
Kurul, uyuşmazlığı davanın yargı yolu bakımından adli mi yoksa idari yargıda mı çözümlenmesi gerektiği noktasında toplamıştır. Anayasa m.125, idari yargı yolunu açık tutmakta ve idarenin zararı ödeme yükümlülüğünü düzenlemektedir. Yargı yolu kamu düzenindendir ve re'sen araştırılır (HMK m.114/1-b). HMK m.3'ün AYM tarafından iptali (16.02.2012, 2011/35 E., 2012/23 K.), idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan zararlarda idari yargının bütünlüğünü korumuştur.
KTK m.85 vd. motorlu araç işleteninin sorumluluğunu, m.106 kamu araçlarını, m.110/1 ise bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini düzenlemektedir. Ancak Kurul, m.110'ün yalnızca araç işleten sıfatıyla doğan sorumlulukları kapsadığını, yol bakımından kaynaklanan hizmet kusurunu dışarıda bıraktığını vurgulamıştır. 6099 sayılı Kanun ile m.110'un değiştirilmesine ilişkin gerekçelerde de hizmet kusuruna ilişkin bir düzenleme yapılmadığı belirtilmiştir.
İYUK m.2, idari eylem ve işlemlerden doğan tam yargı davalarını idari yargıya vermiştir. Hizmet kusuru, idarenin kamu hizmetinin kuruluş, düzenleme veya işleyişindeki aksaklık olarak tanımlanır. Uyuşmazlık Mahkemesi (06.12.1999, 1999/38 E., 1999/40 K.) ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (11.02.1959, 1958/17 E., 1959/15 K.), yol bakımından doğan zararların idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. 5216 sayılı Kanun m.13 ve KTK m.7, belediyelerin yol bakım yükümlülüğünü kamu hizmeti olarak düzenlemektedir.
Somut olayda, yol bakım çalışması sırasında mucur dökülmesi ve işaretleme yapılmaması açık bir hizmet kusurudur. Bu nedenle dava idari yargıda tam yargı davası olarak görülmelidir. İdare mahkemesinin görevsizlik kararı kesinleşmişse, Asliye Hukuk Mahkemesi UMK m.19 uyarınca dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine göndermelidir. Mahkemenin esasa girerek karar vermesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Kurul, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesini bozmuştur. Karşı oyda ise KTK m.110'un amacının yargı belirsizliğini gidermek olduğu, Anayasa Mahkemesi'nin 26.12.2013 tarihli 2013/68 E., 2013/165 K. kararı ile adli yargının görevli kılındığı, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin istikrarlı kararlarının hizmet kusuruna bakılmaksızın adli yargıyı benimsediği ifade edilmiştir.
Bu içtihat, avukatlara idari hizmet kusuru davalarında yargı yolu tespitinin titizlikle yapılması gerektiğini, KTK m.110'ün dar yorumlanması gerektiğini ve UMK m.19 prosedürünün atlanamayacağını göstermektedir. Özellikle belediyelerin yol bakım sorumluluğundan doğan tazminat taleplerinde idari yargı yolunun önceliği, dava stratejilerinde göz önünde bulundurulmalıdır. Karar, yargı yolu uyuşmazlıklarının hak arama özgürlüğünü zedelememesi için prosedürel kurallara uyulmasının önemini de vurgulamaktadır.
(Toplam kelime sayısı: 918)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.