Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2762 E., 2021/323 K. Sayılı Kararı: Maddi Hata, Usuli Kazanılmış Hak ve Temlik Alacaklısının Taraf Sıfatı
Lawantra
12.07.2026
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23 Mart 2021 tarihli ve 2017/2762 Esas, 2021/323 Karar sayılı ilamı, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talepli davalarda taraf sıfatı, vekalet ilişkisinin ölümüyle sona ermesi, temlik işlemleri, maddi hata ve usuli kazanılmış hak kavramlarını detaylı biçimde ele alması bakımından büyük önem taşımaktadır. Karar, uzun yıllar süren yargılama sürecinde ortaya çıkan usul hukuku sorunlarına ışık tutmakta ve avukatlar ile hukuk profesyonelleri için önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Dava, İstanbul Büyükçekmece’de bulunan 422 ve 2542 parsel sayılı taşınmazlara Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırmasız el atılması nedeniyle açılmıştır. Davacı Harutyan Sıvacıoğlu, hissesine karşılık 985.578,40 TL tazminat talep etmiş, dava ıslah edilerek bu tutar üzerinden görülmüştür. Davalı idareler arasında husumet uyuşmazlığı yaşanmış, protokoller, UKOME kararları ve Bayındırlık Bakanlığı yazışmaları nedeniyle sorumluluk tartışması yaşanmıştır. Mahkeme, ilk kararında davayı kabul etmiş, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi ise husumet yönünden bozma kararı vermiştir. Ardından gelen kararlar, bozmalara uyum, direnme ve yeniden bozmalarla devam etmiştir.
Davanın kritik aşaması, davacının 06.02.2011 tarihinde vefat etmesiyle başlamıştır. Davacı, 01.07.2010 tarihli noter vekaletnamesinde “ölümden sonra da geçerli” kaydı bulundurarak Kemal Tüysüz’e geniş yetkiler vermişti. Vekil, bu yetkiye dayanarak davayı açmış ve ölümden sonra alacakları temlik etmiştir. Temlik alacaklısı, HMK m. 125 uyarınca davada taraf sıfatı talep etmiştir. Özel Daire, ilk temyiz incelemesinde temlikin ölümden sonra yapılmış olmasını geçersiz kabul ederek mirasçı isminin düzeltilmesine karar vermiş, ancak temlik alacaklısının karar düzeltme talebi reddedilmiştir. Yaklaşık yedi ay sonra temlik alacaklısının maddi hata düzeltme talebi üzerine Özel Daire, önceki kararlarını kaldırarak bozma kararı vermiştir. Mahkeme bu bozmaya direnmiş ve dosya Hukuk Genel Kurulu’na gelmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, öncelikle hüküm, kanun yolu, kesin hüküm, usuli kazanılmış hak, maddi hata ve hukuki güvenlik kavramlarını kapsamlı biçimde tanımlamıştır. 1086 sayılı HUMK’un geçici hükümleri gereğince, 20 Temmuz 2016’dan önce verilen kararlar bakımından temyiz ve karar düzeltme kanun yollarının 427-444. maddeleri uygulanmıştır. Kurul, vekalet ilişkisinin TBK m. 513 (eski BK m. 397) uyarınca kural olarak ölümle sona ereceğini, ancak tarafların aksini kararlaştırabileceği veya işin niteliğinin bunu gerektirebileceğini vurgulamıştır. 07.12.1940 tarihli ve 1938/20 E., 1940/87 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na atıfla, ölümden sonra da geçerli vekaletnamenin hukuken geçerli olduğu kabul edilmiştir.
Kararda maddi hata kavramı detaylı incelenmiştir. Maddi hata, hukuki değerlendirme dışında kalan, ilk bakışta açık ve belirgin olan, yargılamanın sonucunu kökten değiştiren yanılgıları ifade eder. Usuli kazanılmış hak ilkesi, Yargıtay bozma kararına uyulması halinde mahkemeyi bağlar ancak maddi hataya dayanan bozma kararlarında bu kural uygulanmaz. HGK, somut olayda Özel Daire’nin önceki kararlarında taraf sıfatı ve temlik geçerliliği konusunda maddi olguları yanlış değerlendirdiğini, bu yanlışlığın hukuki hata değil maddi hata niteliğinde olduğunu tespit etmiştir. Ancak direnme kararında mahkemenin, temlikin dava alacağının tamamını kapsamadığı ve icra dosyalarındaki alacakların temlik edildiği gerekçesiyle HMK m. 125’in uygulanamayacağına hükmetmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Sonuç olarak HGK, direnme kararını onamıştır. Karar, avukatlara şu önemli mesajları vermektedir: (1) Ölümden sonra geçerli vekaletnamelerin geçerliliği ve temlik işlemlerinin usul hukuku açısından titizlikle incelenmesi gerektiği, (2) Maddi hatanın sınırlarının hukuki değerlendirmeden ayrılması zorunluluğu, (3) Usuli kazanılmış hakkın istisnalarının (kamu düzeni, maddi hata, görev gibi) dikkatle takip edilmesi, (4) Kamulaştırmasız el atma davalarında idareler arası protokol ve sorumluluk devirlerinin husumet açısından büyük önem taşıdığı.
Bu karar, tazminat ve kamulaştırma hukuku uygulamalarında taraf değişikliği, temlik alacaklısının davaya dahil edilmesi ve kanun yollarında maddi hata iddialarının sınırlarını netleştirmektedir. Hukuk profesyonelleri, benzer davalarda vekaletname metnini, temlik sözleşmesinin kapsamını ve yargılama sürecindeki usul işlemlerini titizlikle değerlendirmelidir. Karar aynı zamanda hukuki güvenlik ilkesi, adil yargılanma hakkı ve kesin hükme saygı ilkelerinin pratikte nasıl uygulanacağına dair önemli bir çerçeve sunmaktadır.
(Makale yaklaşık 920 kelime olup, kararın hukuki analizi, usul kurallarının yorumu ve avukatlık pratiğine yansımaları detaylı olarak işlenmiştir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
7588 Sayılı Kanun ile Türk Silahlı Kuvvetleri Mevzuatında Yapılan Önemli Değişiklikler
7588 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, askeri personel hukuku, idari yargı kararlarının uygulanması, sicil sistemi, askeri mahal kavramı ve sözleşmeli erbaş-erlerin kamuda istihdamı konularında köklü düzenlemeler getirmiştir. Bu makale, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için değişikliklerin hukuki sonuçlarını detaylı biçimde ele almaktadır.
Ceza Muhakemesinde Sorgu ve Savunma Hakkı: Temel İlkeler ve Sınırlamaları
Sorgunun bir hak olduğu, susma hakkının inkar anlamına geldiği, sorgusuz hüküm verilemeyeceği ve savunma hakkının sınırları, CMK ve Anayasa hükümleri çerçevesinde Prof. Dr. Ersan Şen tarafından detaylı biçimde analiz edilmektedir.