Yargıtay’dan Motosiklet Kazalarında Skar ve Kask Müterafik Kusuru Kararı: Maluliyet Raporu Eksikliği ve İndirim Zorunluluğu
Lawantra
22.08.2026
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araçların karıştığı trafik kazalarında sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin önemli usul ve esasa dair kurallar ortaya koymuştur. Karar, hem maluliyet raporlarının mevzuata uygunluğunun denetlenmesi hem de motosiklet sürücülerinde kask takmama fiilinin müterafik kusur olarak değerlendirilmesi bakımından sigorta ve tazminat hukuku uygulayıcıları için yol gösterici niteliktedir.
Dava, 27.06.2022 tarihinde plakası tespit edilemeyen bir araç ile davacının sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı kazada davacının yaralanması ve malul kalması üzerine açılmıştır. Davacı, 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası açmış, talebini sonradan 500.000 TL’ye yükseltmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti talebi kabul ederek 500.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatına (poliçe limitleriyle sınırlı) hükmetmiş, İtiraz Hakem Heyeti de bu kararı onamıştır.
Davalı sigorta şirketi temyizinde; maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını, kazaya tespit edilemeyen aracın neden olduğunun ispatlanamadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ve temerrüdün oluşmadığını ileri sürmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, davalının temyiz itirazlarının bir kısmını haklı bulmuştur. Kararın ilk önemli yönü, maluliyet oranının tespitine ilişkindir. Daire, haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp iddiasında zararın kapsamının doğru belirlenebilmesi için sürekli iş göremezlik oranının, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yetkili sağlık kurulu tarafından düzenlenmiş raporla tespit edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Somut olayda … Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 02.08.2023 tarihli raporda davacının yüzündeki kalıcı yara izleri (skar) ve sol tibia kırığına bağlı hareket kısıtlılıkları nedeniyle %11 oranında sürekli iş göremezlik tespit edilmiştir. Ancak Yargıtay, bu raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kriterlerini karşılamadığını tespit etmiştir. Skar izlerinin vücut yüzeyinin ne kadarını kapladığı, keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı belirtilmemiş, raporda plastik cerrahi uzmanı yer almamıştır. Bu eksiklikler nedeniyle raporun yetersiz olduğu ve yeniden, usulüne uygun bir rapor alınması gerektiği belirtilmiştir.
Kararın ikinci ve belki de daha önemli kısmı müterafik kusura ilişkindir. Daire, 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesini hatırlatarak, zararın doğmasında veya artmasında etkili olan müterafik kusurun resen dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.78 ve Karayolları Trafik Yönetmeliği m.150 ile eki cetvel uyarınca motosiklet sürücülerinin kask takma zorunluluğu bulunduğu açıktır.
Davalı motosiklette sürücü konumunda olup kask takmadığı, yaralanmanın yüz bölgesinde skar oluşumu ile de desteklenmektedir. Yargıtay, bu durumun zararın oluşumunda veya artmasında katkı sağladığının kabulü gerektiğini, dolayısıyla TBK m.52 uyarınca müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre bu indirimin yapılması zorunludur.
Sonuç olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, İtiraz Hakem Heyeti kararını hem maluliyet raporunun yetersizliği hem de müterafik kusur indiriminin yapılmamış olması nedeniyle bozmuştur. Karar, davacının temyiz etmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar da gözetilerek yeniden karar verilmesini istemiştir.
Bu karar, avukatlara iki önemli hususu hatırlatmaktadır: Birincisi, maluliyet raporlarının yönetmelik kriterlerine (özellikle skar değerlendirmelerinde plastik cerrahi uzmanı katılımı ve vücut yüzey oranı) uygunluğunun titizlikle incelenmesi gerektiğidir. İkincisi ise motosiklet sürücülerinde kask takmama fiilinin, yaralanmanın yüz bölgesini de etkilemesi halinde güçlü bir müterafik kusur delili oluşturduğudur.
Yargıtay’ın yaklaşımı, sigorta şirketlerinin müterafik kusur savunmasını güçlendirmekte, ancak aynı zamanda rapor kalitesine ilişkin standartları da yükseltmektedir. Bundan böyle benzer davalarda hem raporların usulüne uygunluğu hem de illiyet bağının somut delillerle kurulması büyük önem taşımaktadır.
(Toplam kelime sayısı: 812)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.