Yargıtay’dan Konkordato Tasdikinde Eşitlik İlkesi ve Dürüstlük Kuralı Kararı
Lawantra
04.07.2026
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2021/3467 Esas, 2022/1994 Karar sayılı emsal niteliğindeki kararı, konkordato tasdikinde aranması gereken eşitlik ilkesi, dürüstlük kuralı ve fiktif alacak iddialarını kapsamlı biçimde incelemiştir. Karara konu olayda, beyaz eşya, ankastre ve ev aletleri ticaretiyle iştigal eden şirket, ekonomik durumunun bozulduğunu ileri sürerek İİK m. 286 uyarınca konkordato talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi konkordato projesinin tasdikine karar vermiş, bir kısım alacaklıların istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi istinaf taleplerini esastan reddetmiştir. Karar, Halk Bankası, Yapı ve Kredi Bankası ve Türk Ekonomi Bankası vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay, konkordatonun amacını detaylı biçimde açıklamıştır: Elinde olmayan nedenlerle mali durumu bozulan dürüst borçluyu korumak, alacaklıların iflasa nazaran daha fazla alacaklarını tahsil etmelerini sağlamak ve istihdam ile piyasa istikrarını korumaktır. Konkordato ile alacaklılar alacaklarının bir kısmından vazgeçmekte veya vadeli ödeme kabul etmektedir.
Daire, konkordato sürecinin alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı olarak yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır (İİK m. 308/h rehinli alacaklılar hariç). Alacaklılar arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın, benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planı sunulmalıdır. İİK m. 305’te düzenlenen konkordato koşullarının kümülatif olarak bulunması halinde mahkeme tasdik kararı verecektir. Mahkemenin tasdik yargılamasında geniş takdir yetkisi ve re’sen araştırma ilkesi geçerlidir.
Somut olayda tasdik edilen projede, düşük oranda alacağı olan ile yüksek oranda alacağı olan alacaklılar arasında ayrım yaratacak ödeme planı öngörüldüğü tespit edilmiştir. Bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu, kabul nisabını sağlamak için kullanılmaya müsait olduğu ve belli alacaklıların mağduriyetine yol açabileceği belirtilmiştir. Ayrıca borçlunun bilançosunda, verilen çekler ve alınan sipariş avansları hesaplarında büyük oynamalar olduğu, bunun fiktif alacak yaratılıp yaratılmadığı, haricen ödeme yapılıp yapılmadığı ve dürüstlük kuralına aykırılık yönünden incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay, 4949 sayılı Kanun ile İİK m. 298/I-1’deki “dürüst borçlu” şartının kaldırıldığını ancak İİK m. 308/f’de kötü niyetle sakatlanmış konkordatonun feshi hükmünün korunduğunu hatırlatmıştır. Bu nedenle tasdik aşamasında dürüstlük koşulunun gözetilmesi zorunludur. Malvarlığını kaçırma, fiktif alacak yaratma veya konkordato nisabını sağlamak için eşitsizlik yaratma halleri kötü niyet olarak kabul edilmelidir.
Sonuç olarak, mahkemece dürüst davranmadığı anlaşılan ve projesi eşitlik ilkesine aykırı olan davacının talebinin reddine veya şartları varsa iflasına karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, istinaf mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılarak ilk derece kararının bozulmasına hükmedilmiştir.
Profesyonel Hukukçular İçin Değerlendirme
Bu karar, konkordato hukukunda iki temel ilkeyi (eşitlik ve dürüstlük) güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Avukatlar, konkordato projesi hazırlarken alacaklılar arasında mutlak eşitlik aranmasa da adil ve dengeli bir plan sunulması gerektiğini bilmelidir. Alacak miktarına göre farklı sınıflar oluşturarak vade ve ödeme şartlarını farklılaştırmak, projenin reddi ile sonuçlanabilecektir.
Dürüstlük kuralı, tasdik aşamasında re’sen araştırılması gereken en kritik unsurdur. Bilanço manipülasyonu, fiktif alacak yaratılması veya mühlet talebine yakın malvarlığı devirleri, konkordatonun kötü niyetle sakatlandığına karine teşkil edecektir. Bu tür iddiaların somut delillerle desteklenmesi, alacaklı avukatlarının en önemli görevidir.
Karar, mahkemelerin tasdik yargılamasında komiser raporlarını, bilanço hareketlerini ve nakit akış tablolarını derinlemesine incelemesini zorunlu kılmaktadır. Özellikle büyük banka alacaklılarını temsil eden avukatlar için bu içtihat, konkordato taleplerine itiraz stratejilerinde güçlü bir dayanak oluşturmaktadır.
Yargıtay’ın re’sen araştırma ilkesine verdiği ağırlık, uygulayıcılara konkordato dosyalarında proaktif bir yaklaşım benimsemelerini tavsiye etmektedir. Sonuç olarak, bu emsal karar konkordato kurumunun amacına uygun şekilde işlemesi için önemli bir hukuki çerçeve sunmaktadır. (Toplam kelime: 692)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay 3. Dairesi’nin 2022/2864 E., 2024/6301 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanının İdarece Kabul Edilmesi ve Sonradan Müdahale Yasağı
Danıştay, idarenin varlık barışı başvurusunu kabul edip vergiyi tahsil ettikten sonra aynı dönemler için inceleme yaparak tarhiyat yapmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/6468 E., 2025/4877 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanında İspat Yükü ve İlliyet Bağı
Danıştay, 7186 sayılı Kanun kapsamında varlık barışı beyanının ticari faaliyetten kaynaklanan kayıt dışı hasılatı koruma altına almadığını, mükellefin beyan edilen tutarın kayıt dışı gelirden kaynaklandığını somut delillerle ispat etmek zorunda olduğunu kararında vurgulamıştır.