Yargıtay’dan Konkordato Kapsamı ve Kısmi Fesih Kararı: Mühlet İçinde Komiser İzni Olmaksızın Doğan Alacaklar
Lawantra
04.07.2026
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025/836 Esas, 2025/1467 Karar sayılı önemli kararı, konkordato hukukunda alacakların kapsamı, hukuki yarar ve kısmi fesih kurumunu detaylı biçimde ele almaktadır. Karara konu uyuşmazlık, 28.11.2019 tarihli sözleşme ile metil ester ürünü teslimi taahhüdü karşılığında 526.320,00 Euro ön ödeme yapan davacı ile davalı şirket arasında doğmuştur. Davacı, ürünün tamamının teslim edilmemesi üzerine tahkim yoluna başvurmuş, 16.04.2021 tarihli tahkim kararı ile zarar talepleri kabul edilmiş ve Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce 09.11.2022 tarihinde tahkim kararının tenfizine hükmedilmiştir.
Bu süreçte davalı şirket hakkında Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce 26.06.2021 tarihinde konkordato projesinin tasdikine karar verilmişti. Davacı, konkordato sürecinde davalı ile 19.09.2023 tarihli sulh sözleşmesi imzalamış ancak bu sözleşme de yerine getirilmemiştir. Davacı, alacağını konkordato nisabına kaydettirmemiş olmakla birlikte, tenfiz edilmiş tahkim kararı ile alacağın ispatlandığını, konkordatonun kendisi yönünden kısmen feshini talep etmiştir. Alternatif olarak konkordatonun tamamen feshi talebinde de bulunmuştur. Davalı ise davanın terditli açılamayacağını, husumet yokluğunu, alacağın konkordato sonrası doğduğunu ve tenfiz kararının kesin hüküm teşkil etmediğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi, İİK m. 308/e uyarınca kendisine konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklının konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkındaki konkordatoyu feshettirebileceğine hükmetmiş ve davacının alacağının mahkeme kararına dayandığını, konkordato projesinde yer almasa bile konkordatoya tabi olduğunu belirterek konkordatonun davacı yönünden kısmen feshine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ise istinaf incelemesinde davacının konkordato hükümlerine tabi olmayan bir alacaklı olduğunu, bu nedenle konkordatonun feshini istemesinde hukuki yarar bulunmadığını belirterek davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesinde İİK m. 308/c’yi mercek altına almıştır. Maddeye göre konkordato, tasdik kararıyla bağlayıcı hale gelmekte ve konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olmaktadır. Somut olayda davalı hakkında geçici mühlet 27.12.2018, kesin mühlet 30.05.2019, tasdik kararı ise 20.06.2021 tarihinde verilmiştir. Dava konusu alacak, 28.11.2019 tarihli sözleşmeye ve 16.04.2021 tarihli tahkim kararına dayanmakta olup, kesin mühlet kararından sonra ve tasdikten önce doğmuştur.
Daire, alacağın komiserin izni olmaksızın akdedilen sözleşmeden kaynaklandığını tespit etmiş ve İİK m. 308/c-2 gereğince bu tür alacakların konkordato açısından bağlayıcı ve mecburi olduğunu vurgulamıştır. Kayyım raporunda alacağın konkordato kapsamında olmadığı belirtilmişse de, Daire bu görüşe katılmamıştır. Sonuç olarak, konkordatonun kendisi bakımından bağlayıcı olduğu alacaklının, ödenmeyen alacağı nedeniyle konkordatonun feshi davası açmakta hukuki yararı bulunduğuna hükmetmiş ve ilk derece kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.
Hukuki Analiz ve Avukatlara Pratik Öneriler
Bu karar, konkordato mühlet döneminde doğan alacakların hukuki niteliğinin belirlenmesinde komiser izninin kritik rolünü bir kez daha ortaya koymaktadır. Avukatlar, alacaklılarını temsil ederken alacağın doğduğu tarihin, mühlet kararlarının ve komiser izninin varlığının titizlikle incelenmesi gerektiğini unutmamalıdır. Özellikle tahkim veya mahkeme kararı ile tenfiz edilmiş alacaklarda, İİK m. 308/c’nin ikinci fıkrası lehlerine önemli bir dayanak oluşturmaktadır.
Karar aynı zamanda konkordatonun kısmi feshi kurumunun sınırlarını netleştirmektedir. Kural olarak konkordato projesinde kayıtlı ve ödemesi yapılmayan alacaklılar kısmi fesih davası açabilir. Ancak konkordato mecburi ve bağlayıcı niteliği nedeniyle, konkordato kapsamına giren alacaklıların da fesih talebinde hukuki yararı mevcuttur. Bu içtihat, alacaklı avukatlarına konkordato dosyalarına müdahale stratejilerinde yeni bir perspektif sunmaktadır.
Uygulamada, konkordato komiserinin izni olmaksızın mühlet içinde yapılan sözleşmelerin konkordato kapsamına girdiği kabul edilmekte, bu da alacaklıların konkordato hükümlerine tabi olmasını sağlamaktadır. Daire’nin bozma gerekçesi, mahkemelerin bu tür alacaklarda hukuki yarar incelemesini derinlemesine yapmasını ve esasa girerek kısmi fesih şartlarını değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır.
Sonuç itibarıyla karar, konkordato hukukunda alacakların sınıflandırılması ve fesih davalarında hukuki yarar kavramının geniş yorumlanması gerektiğini göstermektedir. Avukatların, benzer uyuşmazlıklarda kayyım ve komiser raporlarını dikkatle incelemeleri, tahkim kararlarının tenfiz süreçlerini takip etmeleri ve İİK’nın 308. maddesinin alt bentlerini titizlikle uygulamaları büyük önem arz etmektedir. (Toplam kelime: 812)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay 3. Dairesi’nin 2022/2864 E., 2024/6301 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanının İdarece Kabul Edilmesi ve Sonradan Müdahale Yasağı
Danıştay, idarenin varlık barışı başvurusunu kabul edip vergiyi tahsil ettikten sonra aynı dönemler için inceleme yaparak tarhiyat yapmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/6468 E., 2025/4877 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanında İspat Yükü ve İlliyet Bağı
Danıştay, 7186 sayılı Kanun kapsamında varlık barışı beyanının ticari faaliyetten kaynaklanan kayıt dışı hasılatı koruma altına almadığını, mükellefin beyan edilen tutarın kayıt dışı gelirden kaynaklandığını somut delillerle ispat etmek zorunda olduğunu kararında vurgulamıştır.