Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2023/613 E., 2026/276 K. sayılı Kararı: Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Kasten Yaralama ile Teşebbüs Aşamasında Kasten Öldürme Suçu Arasındaki Sınır
Lawantra
28.07.2026
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29 Nisan 2026 tarihli ve 2023/613 Esas, 2026/276 Karar sayılı kararı, kasten yaralama ile kasten öldürme teşebbüsü arasındaki kast ayrımının belirlenmesinde kullanılacak ölçütleri detaylı biçimde ortaya koyması açısından ceza hukukunda önemli bir yer tutmaktadır. Karar, özellikle elverişli vasıta kullanımı, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgeleri ve olay sırasındaki tüm olguların bütüncül değerlendirilmesi gerektiği hususunda avukatlara ve ceza hukukçularına rehber niteliğindedir.
Olay, 20 Mart 2015 tarihinde meydana gelen bıçakla yaralama vakasına ilişkindir. Sanık ile mağdur arasında önceden bir husumet bulunmamaktadır. Mağdur, sanığın bir kadına cinsel tacizde bulunduğunu düşündüğü için müdahale etmek istemiş, bu durum karşılıklı hakaret ve kavgaya dönüşmüştür. Sanık, cebinden çıkardığı bıçakla mağdura dört kez göğüs ve koltuk altı bölgesine darbe vurmuştur. Mağdur, sol torakal bölgede üç adet derin bıçak yarası ve sol kolda yüzeysel kesi ile hastaneye kaldırılmış, pnömotoraks teşhisiyle yoğun bakıma alınmıştır.
Adli Tıp Kurumu raporları, mağdurun göğüs bölgesindeki yaralardan en az birinin yaşamını tehlikeye soktuğunu ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğunu tespit etmiştir. İlk derece mahkemesi, eylemi neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (TCK m. 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son) olarak nitelendirmiş ve sanığı 3 yıl 9 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kararı onamış ancak Daire Üyesi karşı oy yazısında sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğunu, bıçağın elverişli vasıta olduğunu, göğüs bölgesine dört darbe vurduğunu ve araya girenlerin engellemesiyle eylemini tamamlayamadığını belirterek teşebbüs aşamasında kasten öldürme suçunun oluştuğunu savunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da aynı görüşle itiraz yoluna başvurmuştur.
Ceza Genel Kurulu, uyuşmazlığı “sanığın kastının yaralamaya mı yoksa öldürmeye mi yönelik olduğu” noktasında yoğunlaştırmıştır. TCK m. 21/1 uyarınca kastın, failin iç dünyasını ilgilendiren bir unsur olduğunu, bunun olay öncesi, sırası ve sonrası davranışlara bakılarak objektif verilerden hareketle tespit edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Kurul, kastın belirlenmesinde şu ölçütleri sıralamıştır:
- Fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı,
- Kullanılan aracın niteliği ve elverişliliği,
- Darbe sayısı, şiddeti ve hedef alınan vücut bölgeleri,
- Yaraların niteliği ve niceliği,
- Failin hedef seçme imkânı,
- Fiile kendiliğinden mi yoksa engel nedeniyle mi son verdiği.
Somut olayda, taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumet bulunmadığı, sanığın hareketli bir kavga ortamında hedef seçme imkânının sınırlı olduğu, bıçağı tek bir darbede daha derine saplama imkânı varken birkaç kez sallamakla yetindiği, mağdurun da bahçıvan makasıyla sanığa saldırdığı, sanığın kendisini savunma amacıyla hareket ettiği ve olaydan sonra kaçma veya eylemini sürdürme girişiminde bulunmadığı tespit edilmiştir.
Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğinin kuşkudan uzak biçimde ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle eylemin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı oy birliğiyle reddedilmiştir.
Bu karar, ceza avukatları için kastın ispatında somut olayın bütüncül değerlendirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Özellikle “hayati bölgeye darbe” argümanının tek başına öldürme kastı için yeterli olmadığını, failin davranışlarının tümünün incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Benzer dosyalarda savunma stratejisi oluştururken, failin fiile kendiliğinden son vermesi, araya üçüncü kişilerin girmesi, kullanılan aracın tek seferde ölümcül etki yaratabilecekken birden fazla hafif darbe vurulması gibi olguların titizlikle ortaya konulması gerektiği açıktır.
Ceza Genel Kurulu’nun bu içtihadı, Yargıtay daireleri arasında oluşan ayrışmaları gidermesi ve uygulamada birlik sağlaması bakımından da değerlidir. Karar, TCK m. 86 ve m. 35’in birlikte yorumlanmasında somut olaya özgü delillerin önceliğini bir kez daha teyit etmektedir. (Toplam kelime: 714)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Deneysel Araştırmalar Merkezi Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, deney hayvanları üzerinde etik kurallara uygun araştırma yapılmasını amaçlayan yeni yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımladı. Yönetmelik, merkezin amacı, yönetim yapısı, hayvan refahı yükümlülükleri ve akademisyenlerin hukuki sorumlulukları açısından önemli düzenlemeler içermektedir.
AYM'nin Bu Haftaki Genel Kurul Gündemi: 37 Parti Mali Denetimi ve 12 Norm Denetimi Dosyası
Anayasa Mahkemesi’nin 28 Temmuz 2026 tarihli Genel Kurul gündemi, çok sayıda siyasi partinin mali denetimi ile önemli kanun maddelerinin iptal taleplerini içeren 49 dosyadan oluşuyor. Avukatlar ve hukukçular için kritik norm denetimi başvuruları detaylı olarak incelendi.