Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2023/382 E., 2025/14 K. Sayılı Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunda Seri Muhakeme Kararı
Lawantra
21.08.2026
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 8 Ocak 2025 tarihli ve E.2023/382, K.2025/14 sayılı kararı, seri muhakeme usulünün zaman bakımından uygulanması konusunda önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karara konu olay, 16 Şubat 2016 tarihinde Ankara’da gerçekleşen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna ilişkindir. Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesi, 22 Nisan 2016 tarihinde sanığın TCK m.179/3 delaletiyle m.179/2, 53 ve 58 uyarınca 3 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar vermiştir.
Hüküm temyiz edilmiş, Yargıtay 12. Ceza Dairesi 13 Ekim 2021 tarihinde dosyayı basit yargılama usulü yönünden bozmuştur. Bozmadan sonra mahkeme basit yargılama usulünün uygulanmayacağına karar vererek önceki hükmü tekrarlamış, 15 Aralık 2022 tarihinde ise Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu hükmü onamıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Mart 2023 tarihinde itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz gerekçesi, suçun CMK m.250 kapsamında seri muhakeme usulüne tabi olduğu, Anayasa Mahkemesi’nin 21 Nisan 2022 tarihli E.2020/87, K.2022/44 sayılı kararıyla CMK geçici m.5/d bendindeki “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibarelerinin seri muhakeme yönünden iptal edildiği ve onama kararının bu iptal kararından sonra verildiği halde usulün uygulanmamasıdır.
Genel Kurul’un Hukuki Değerlendirmesi
Ceza Genel Kurulu, seri muhakeme usulünün bir muhakeme kurumu olmakla birlikte, CMK m.250/4 uyarınca temel cezadan yarı oranında indirim öngörmesi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiğini vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, yargılama aşamasında olup henüz kesinleşmemiş dosyalarda lehe etki yaratan bu usulün uygulanmamasının Anayasa m.38’e aykırı olduğunu tespit etmiştir.
Kurul, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geçmişe yürümemesine ilişkin Anayasa m.153/5 hükmünü de ele almış, ancak henüz kesinleşmemiş bir dosyada iptal kararından sonra verilecek usul işlemlerinin yeni hukuki duruma tabi olması gerektiğini kabul etmiştir. Bu çerçevede 12. Ceza Dairesi’nin 15 Aralık 2022 tarihli onama kararının kaldırılmasına ve dosyanın seri muhakeme usulü yönünden yeniden değerlendirilmek üzere bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.
Kararın Kuramsal ve Pratik Önemi
Bu karar, daha önce 6136 sayılı Kanun kapsamında verilen 22 Ekim 2025 tarihli kararla (E.2023/172, K.2025/426) birlikte okunduğunda tutarlı bir içtihat çizgisi oluşturmaktadır. Her iki kararda da ortak nokta, sonuç ceza üzerinde zorunlu ve doğrudan indirim etkisi yaratan muhakeme kurumlarının, TCK m.7 kapsamında lehe kanun ilkesiyle değerlendirilmesi gerektiğidir.
Karar, avukatlara şu pratik çıkarımları sunmaktadır:
- Katalog suçlara ilişkin ve 1 Ocak 2020 itibarıyla kesinleşmemiş tüm dosyalarda seri muhakeme usulünün uygulanabilirliği yeniden incelenmelidir.
- Onama kararı verilmiş olması, bu incelemenin yapılmasına engel teşkil etmez.
- 7331 ve 7533 sayılı kanunlarla yapılan kapsam daraltmaları aleyhe nitelikte olduğundan, yürürlük tarihinden önceki fiillere uygulanmaz.
Hukuk profesyonelleri, müvekkillerinin dosyalarını bu içtihat ışığında gözden geçirmeli ve gerekli hallerde CMK m.308 uyarınca itiraz veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yollarını değerlendirmelidir. Karar, aynı zamanda yargı organları arasında usul kurallarının maddi ceza hukukuyla ilişkisine dair derin bir tartışmayı da tetiklemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu yaklaşımı, adil yargılanma hakkı ve lehe kanun ilkesi arasındaki dengeyi korurken, Anayasa Mahkemesi kararlarının etkili biçimde uygulanmasını da sağlamaktadır. Benzer nitelikteki dosyaların avukatlar tarafından titizlikle incelenmesi, müvekkillerin hak kaybına uğramasını önleyecektir.
(Toplam kelime sayısı: 842)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.