Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/735 E., 2018/143 K. sayılı Kararı: Kaçakçılık Suçunda Teşebbüs ve Hazırlık Hareketleri Ayrımı
Lawantra
17.07.2026
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/735 Esas ve 2018/143 Karar sayılı ilamı, kaçakçılık suçlarında teşebbüs ile hazırlık hareketleri arasındaki ayrımın somut olayda nasıl uygulanacağına ilişkin önemli bir içtihat niteliğindedir. Karar, avukatlar ve ceza hukuku uygulayıcıları için, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinde düzenlenen "eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokma" suçunun unsurlarının, icra hareketlerinin başlangıcı ve teşebbüs sınırlarının belirlenmesi açısından kritik bir referans sunmaktadır.
Olay, 10 Temmuz 2007 tarihinde Suriye'den Türkiye'ye giriş yapan bir araçta ele geçirilen 30 kilogram külçe altınla ilgilidir. Sanıklar hakkında Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 5607 sayılı Kanun'un 3/1 ve 4/2. maddeleri ile Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 62, 52, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 300 TL adli para cezası hükmedilmiştir. Yerel mahkeme, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde yasal olmayan yollardan külçe altınları ülkeye sokma amacıyla hareket ettiklerini, gümrük beyanında bulunmadan yakalandıklarını ve altınların İstanbul Altın Borsası kayıtlarına göre yasal ithalat koşullarını taşımadığını gerekçe göstermiştir. Mahkeme, MASAK raporu, VEDOP kayıtları, İstanbul Altın Borsası cevabı ve Hazine Müsteşarlığı görüşlerini de delil olarak kullanmıştır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi ilk temyiz incelemesinde hükmü bozmuş; ihbar üzerine gümrük sahasına girişte, henüz gümrük memurlarına beyanda bulunma hakkı tanınmadan ve beyan alınmadan altınlara el konulduğunu, fiilin hazırlık hareketleri aşamasından öteye geçmediğini belirtmiştir. Yerel mahkeme bozmaya direnmiş, altın ithalat rejimi, borsaya teslim zorunluluğu, sanıkların irtibatları ve panik halini gerekçe göstererek önceki mahkumiyet kararında ısrar etmiştir. Dosya, 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca Ceza Genel Kurulu'na intikal etmiştir.
Ceza Genel Kurulu, uyuşmazlığı "sanıkların fiilinin hazırlık hareketi kapsamında kalan ve suç oluşturmayan bir eylem olarak mı yoksa teşebbüs aşamasında kalan bir suç olarak mı kabul edilmesi gerektiği" şeklinde belirlemiştir. Kararda, TCK m. 35'te düzenlenen teşebbüs kavramı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Teşebbüs için üç unsur aranmaktadır: (1) Failde kasıtlı suç işleme kararı, (2) Elverişli hareketlerle suçun doğrudan doğruya icrasına başlama, (3) Failin elinde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamaması. Genel Kurul, 5237 sayılı TCK'nın gerekçesine atıfla, "doğrudan doğruya icraya başlama" ölçütünün objektif teori temelinde kabul edildiğini, hazırlık hareketlerinin (alet temini, yer gözlemi, bilgi toplama gibi) cezalandırılamayacağını vurgulamıştır.
Suçun maddi unsuru bakımından 5607 sayılı Kanun m. 3/1 incelenmiştir. Suç tarihi itibarıyla "Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın Türkiye'ye ithal eden kişi..." şeklinde düzenlenen hüküm, 6455 sayılı Kanun'la "ülkeye sokan" ibaresiyle güncellenmiştir. Genel Kurul, suçun hem ihmali (gümrük işlemini yaptırmama) hem icrai (ülkeye sokma) unsurlar içerdiğini, ancak tamamlanma anının icrai hareketin gerçekleştiği an olduğunu belirtmiştir. 4458 sayılı Gümrük Kanunu m. 33, 39, 58 ve 59 hükümlerine atıfla, eşyanın yasal girişi için gümrük kapılarından beyan zorunluluğu vurgulanmıştır. İşlenmemiş kıymetli madenlerin ithalatı, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar m. 7'ye göre yalnızca İstanbul Altın Borsası üyesi aracı kuruluşlarca yapılabilir ve üç iş günü içinde borsaya teslim zorunludur.
Kararda, gümrük beyanı yükümlülüğünün başlamadığı aşamadaki hareketlerin hazırlık hareketi niteliğinde olduğu, beyan yükümlülüğü başlamadan önce teşebbüsün söz konusu olamayacağı belirtilmiştir. Somut olayda, sanık Mohamed'in Suriye plakalı araçla gümrük sahasına girişi, pasaport işlemleri sırasında beyana davet edilmeden arama yapılması, külçe altınların ele geçirilmesi ve sanığın beyanda bulunacağını savunması, fiilin icra hareketlerine başlanmadan yakalandığını göstermektedir. Tutanak tanıkları ve sanık savunmaları da beyan hakkı tanınmadığını doğrulamaktadır.
Genel Kurul, 5607 sayılı Kanun m. 3/18 (suç tarihi itibarıyla) ve m. 3/21 (6455 sayılı Kanun değişikliği sonrası) hükümlerini hatırlatarak, kaçakçılık suçlarının teşebbüs aşamasında kalsa bile tamamlanmış gibi cezalandırıldığını, ancak bu hükmün beyan yükümlülüğü başlamadan önceki hazırlık hareketlerine uygulanamayacağını vurgulamıştır. Sonuç olarak, yerel mahkemenin direnme hükmü bozulmuş, sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Karar oy çokluğuyla alınmış olup iki üye, icra hareketlerine başlandığı ve teşebbüsün söz konusu olduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
Bu karar, avukatlar için kaçakçılık davalarında delil toplama, gümrük mevzuatı ile ceza hukuku ilişkisi ve teşebbüs sınırlarının belirlenmesi açısından stratejik önem taşımaktadır. Özellikle kıymetli maden ithalatı, MASAK incelemeleri ve VEDOP kayıtlarının delil değeri, benzer davalarda sıkça başvurulacak bir çerçeve sunmaktadır. Karar, ceza hukukunun temel ilkelerinden hareketle, saik ve niyetin (hazırlık hareketlerinin) tek başına cezalandırılamayacağını bir kez daha teyit etmektedir. (Yaklaşık 850 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KDV İade Taleplerinin Vergi İncelemesine Göre Sonuçlandırılacağı Mükellefler Listesine Alınmanın Hukuka Aykırılığı ve Özel Esaslar (Kod) Listesi Davaları
Vergi idaresinin, KDV iade taleplerini vergi incelemesine bağladığı ve mükellefleri “özel esaslar” listesine aldığı uygulamaların yasal dayanağı tartışmalıdır. Anayasa’nın 73. maddesi gereği vergi yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi zorunluluğu, idari listelerle ticari itibar zedelenmesinin hukuka aykırılığını gündeme getirmektedir.
AYM, Noterlerin Tatil Günlerinde Çalışma Kurallarını Yönetmelikle Düzenlemeye İmkân Tanıyan Hükmü İptal Etti
Anayasa Mahkemesi, noterlerin tatil günlerinde çalışma esaslarını kanunda temel ilke ve esaslar belirlenmeksizin yönetmelikle düzenlemeye imkân tanıyan kuralı, dinlenme hakkına kanunilik ilkesi gereği aykırı bularak iptal etti. İptal, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.