Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/464 E., 2015/132 K. sayılı Kararı: Arama Tanığı Bulundurulmamasının Delil Niteliğine Etkisi ve Masumiyet Karinesi
Lawantra
15.07.2026
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/464 Esas, 2015/132 Karar sayılı ilamı, ateşli silahlar kanununa muhalefet suçunda arama tedbirinin usulüne uygun icra edilmemesinin delil değeri üzerindeki etkisini derinlemesine analiz etmektedir. Karar, Anayasa Mahkemesi’nin emsal bireysel başvuru kararı ışığında içtihat değişikliğine giderek, arama tanığı bulundurulmamasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini ve elde edilen delillerin kullanılamayacağını hükme bağlamıştır.
Olay, 2005 yılında Van’da bir ihbar üzerine başlayan süreçte şekillenmiştir. İhbar üzerine Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle sanığın konutunda arama yapılmış, ancak CMK m. 119/4 uyarınca zorunlu olan ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi aramaya dahil edilmemiştir. Arama sonucunda 228 adet ruhsatsız mermi, bir tabanca ve diğer malzemeler ele geçirilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, sanığı 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu’nun 12/1. maddesi uyarınca mermi ticareti suçundan mahkum etmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararı onamış, ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmiştir.
Başsavcılık itirazında, ele geçen mermilerin sayısının mutat kabul edilerek eylemin 6136 sayılı Kanun m. 13/3 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ticaret kastının varsayıma dayandırılamayacağını vurgulamıştır. Ceza Genel Kurulu ise uyuşmazlığı öncelikle arama işleminin hukuka uygunluğu üzerinden değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 19.11.2014 tarih ve 2013/6183 sayılı kararına atıfla, önceki içtihatlarını gözden geçirmiştir.
Genel Kurul, CMK m. 119/4’ün amacını detaylı biçimde açıklamıştır: Arama tanığı bulundurma zorunluluğu, delillerin görevlilerce yerleştirildiği iddialarını önlemek, aramanın şüpheden uzak yapılmasını sağlamak ve delillerin güvenilirliğini temin etmek içindir. Kolluk tarafından yapılan aramalarda bu tanıkların aramanın başından sonuna kadar hazır bulunması emredici niteliktedir. Aksi halde arama hukuka aykırı olur ve elde edilen deliller CMK m. 217/2 ve m. 206/2-a uyarınca kullanılamaz.
Kararda, arama kavramı, tarihi ve hukuki niteliği etraflıca incelenmiştir. Arama, gizli olanı ortaya çıkarmak için yapılan bir faaliyettir ve temel haklara müdahale niteliği taşır. Bu nedenle sıkı usul kurallarına tabidir. Genel Kurul, öğretideki görüşlere de yer vererek (Öztürk, Ünver, Karakehya vb.), arama tanığı bulundurulmamasının delilleri hukuka aykırı kıldığını vurgulamıştır. Anayasa m. 36 ve m. 38 çerçevesinde, adil yargılanma hakkı kapsamında bu aykırılığın yargılamanın bütünlüğünü zedelediği belirtilmiştir.
Somut olayda, arama sırasında tanık bulundurulmadığı, sanığın ve diğer kişilerin mermilerin başkası tarafından konulduğunu savunduğu, parmak izi tespit edilemediği ve terör örgütü bağlantısı bulunmadığı tespit edilmiştir. Hukuka aykırı deliller dışlandığında geriye sanığın mahkumiyetine yetecek delil kalmamaktadır. Genel Kurul, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesini (in dubio pro reo) hatırlatarak, masumiyet karinesinin gereği olarak beraat kararı verilmesini zorunlu görmüştür.
Bu karar, ceza avukatları için kritik bir içtihattır. Arama işlemlerinde usul kurallarının ihlalinin delil yasağına yol açtığını, Anayasa Mahkemesi kararlarının Yargıtay’ı bağladığını ve delillerin bütüncül değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Avukatlar, müvekkillerinin konut aramalarında tanık tutanağını, arama saatlerini ve delil zincirini titizlikle incelemeli, hukuka aykırı delil itirazlarını güçlü biçimde dile getirmelidir. Karar ayrıca, 6136 sayılı Kanun’un 12 ve 13. maddelerinin uygulanmasında mermi sayısının ve kast unsurunun önemini de vurgulamaktadır.
Sonuç olarak, Ceza Genel Kurulu’nun bu emsal kararı, hukuka aykırı delil yasağının etkili biçimde uygulanmasını sağlamakta, savunma hakkını güçlendirmekte ve ceza yargılamasında temel hakların korunmasına katkı sunmaktadır. (Yaklaşık 920 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.