Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2023/10193 E. – 2023/15686 K. sayılı Kararı – Banka Zimmetinde Müterafik Kusur
Lawantra
25.08.2026
T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 23.10.2023 tarihli 2023/10193 Esas, 2023/15686 Karar sayılı ilamı ile bankacılık zimmeti olaylarında işverenin müterafik kusurunun sınırlarını önemli ölçüde daraltan bir içtihat ortaya koymuştur.
Olayın Özeti
Davacı banka, Anafartalar şubesinde 1999-2001 yılları arasında ikinci müdür olarak görev yapan davalı işçinin, müşterilerin hesaplarından sahte talimatlarla para çekmesi, EFT ve havaleleri imza taklit ederek gerçekleştirmesi nedeniyle mudilere ödediği 537.713,35 Avro tutarındaki zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı işçi, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2000/107 Esas sayılı dosyasında 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılmış, kendi ikrarı ve bilirkişi raporlarıyla sahte talimatlar düzenlediği, müşteri paralarını usulsüz repo işlemleriyle değerlendirdiği sabit hale gelmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, bankanın iç denetim eksikliği nedeniyle %25 müterafik kusuru olduğunu kabul ederek davayı kısmen kabul etmiştir. Bu karar istinafta onanmış, davacı banka temyiz yoluna başvurmuştur.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 51, 52 ve 400. maddeleri çerçevesinde incelemiştir.
Daire, işçinin işi özenle ifa borcunu (TBK m. 396) ve kusuruyla verdiği zarardan sorumluluğunu (TBK m. 400) vurgulamıştır. İşçinin sorumluluğunun belirlenmesinde işin niteliği, tehlikeliliği, işçinin uzmanlığı, eğitimi ve bilinen yetenekleri dikkate alınmalıdır.
Somut olayda davalının “ikinci müdür” sıfatıyla hareket ettiği, denetim, takip, koruma ve diğer personele emir-talimat verme yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir. Bu konumdaki bir çalışanın, bankanın itibarını zedelememe, mevzuata uyma, doğruluk ve hesap verebilirlik ilkelerine aykırı davranmama yükümlülüğü özellikle ağırdır.
Yargıtay, bankanın uzun süre (1998-31.10.2000) çalışanı denetlemediği gerekçesiyle %25 müterafik kusur kabul edilmesini isabetli bulmamıştır. İkinci müdürün zimmet suçu işlediği sabit olduğuna göre, bankanın müterafik kusurunun kabulü mümkün değildir. Zararın tamamından işçinin sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Hukuki Değerlendirme ve Avukatlara Yansımaları
Karar, özellikle banka çalışanlarının zimmet, güveni kötüye kullanma veya sahtecilik suçları nedeniyle açılan rücu davalarında önemli bir emsal oluşturmaktadır. Yargıtay, bankanın iç denetim yükümlülüğünü kabul etmekle birlikte, suçun failinin üst düzey yetkiye sahip “ikinci müdür” olması halinde bu kusurun işçinin tam sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını net biçimde ortaya koymuştur.
Bu içtihat, işverenlerin özellikle yetkili pozisyondaki çalışanların eylemlerinden doğan zararlarda müterafik kusur savunmasını aşmada önemli bir dayanak sağlamaktadır. Aynı zamanda avukatlara, ceza dosyası ile hukuk davası arasındaki ilişkinin (ikrar, bilirkişi raporları, mahkumiyet kararı) delil değeri konusunda strateji geliştirme imkânı sunmaktadır.
Kararda ayrıca faiz hesaplama yöntemi, bilirkişi raporlarının yeterliliği ve müterafik kusurun hukuki tanımı gibi konularda da ilk derece ve istinaf mahkemelerinin yaklaşımları eleştirilmiştir.
Sonuç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına oy birliğiyle karar vermiştir. Dosya, bozma kararına uyularak yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.
Bu karar, bankacılık hukuku, iş hukuku ve tazminat hukuku pratisyenleri için önemli bir referans niteliğindedir. Özellikle zimmet suçlarında işverenin gözetim kusurunun sınırlarının daraltılması, ileride benzer uyuşmazlıklarda işçinin sorumluluğunun daha geniş yorumlanmasına zemin hazırlamaktadır.
Okuma süresi: 10 dakika
Anahtar Kelimeler: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Zimmet Suçu, Müterafik Kusur, TBK md. 400, Banka Sorumluluğu, İşçi Sorumluluğu, Rücu Davası
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İşçinin Fazla Çalışma Alacağı Zamanaşımı Süresi ve İspat Yükü
İş hukuku uygulamasında fazla mesai alacaklarının zamanaşımı süresi, dava stratejileri açısından kritik öneme sahiptir. Videoda ele alınan hususlar, işçinin alacaklarını ne zaman ve nasıl talep edebileceğini detaylı biçimde açıklamaktadır.
Ahlaki Yargılar, Duygular ve Adli Karar Verme Süreci: Hâkimlerin Psikolojisi Üzerine Bir İnceleme
Hukuki kararların rasyonel mi yoksa duygusal süreçlerin etkisiyle mi şekillendiği tartışması, avukatlar ve hâkimler için kritik öneme sahiptir. Sosyal psikoloji araştırmaları, öfke, korku, sempati gibi duyguların yargılama üzerindeki etkisini ortaya koyarken, Justemotions Projesi gibi çalışmalar duyguların nesnel karar almada vazgeçilmez rolünü vurgulamaktadır.