Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/25494 E., 2020/11826 K. sayılı Kararı: İş Sözleşmesinin Feshinde Haklı Neden ve Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri
Lawantra
17.07.2026
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/25494 Esas ve 2020/11826 Karar sayılı kararı, iş sözleşmesinin feshi, kıdem tazminatı ve disiplin hükümlerinin uygulanmasında toplu iş sözleşmesi kurallarının rolünü netleştiren önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karar, iş hukuku avukatları için, haklı fesih nedenlerinin değerlendirilmesi, disiplin cezalarının tekrarı ve İş Kanunu m. 25/II-ı hükmünün somut olaylara uygulanması açısından pratik değer taşımaktadır.
Dava, davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı talebiyle açılmıştır. Davalı, davacının 17 Eylül 2012 tarihinde iş başında uyuduğunun tutanakla tespit edildiğini, uyarıldığını ve 2 günlük ücret kesintisi cezası verildiğini, ancak olayın 21 Ocak 2015 tarihinde tekrarlanması üzerine savunma alınarak sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Yerel İş Mahkemesi davayı kabul etmiş, davalı vekili temyiz etmiştir.
Daire, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş sözleşmesinin feshi ve kıdem tazminatına hak kazanıp kazanılmadığı noktasında yoğunlaştığını belirtmiştir. Davacı sendika üyesi olup, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinde çalışma saatlerinde ilk defa uyuma halinde uyarma, tekrarı halinde işten çıkarma cezası öngörülmüştür. İlk eylem 2012'de gerçekleşmiş ve yevmiye kesme cezası uygulanmıştır. Feshe konu eylem ise 2015'te meydana gelmiştir.
Mahkeme, iki eylem arasında uzun süre geçtiğini ve yeni toplu iş sözleşmesi imzalandığını gerekçe göstererek feshin haklı nedene dayanmadığına karar vermiştir. Daire ise bu yaklaşımı hatalı bulmuştur. Her iki uyuma eyleminin aynı toplu iş sözleşmesi döneminde gerçekleşmesi zorunlu değildir. 2015 eyleminde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmü gereği disiplin cezası uygulanması yerindedir. Davacı tanığı da uyumanın iş güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü ve işin niteliğinin uyumaya elverişli olmadığını beyan etmiştir.
Kararda, davacının iş başında uyuma eyleminin 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-ı uyarınca "işin güvenliğini tehlikeye düşürme" niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. Toplu iş sözleşmesi hükmü dikkate alındığında feshin haklı nedene dayandığı, dolayısıyla kıdem tazminatına hak kazanılmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkemenin yazılı gerekçeyle kabul kararı bozulmuştur.
Bu karar, işverenlerin disiplin yetkisini kullanırken toplu iş sözleşmesi hükümlerine bağlı kalması gerektiğini, ancak aradan geçen sürenin otomatik olarak önceki cezaları silmediğini göstermektedir. Avukatlar, fesih davalarında toplu iş sözleşmesi metinlerini titizlikle incelemeli, tanık beyanları ve tutanakların delil değerini değerlendirmelidir. Karar, aynı zamanda iş güvenliği ihlallerinin ciddiyetini ve tekrar durumunda feshin haklılığını pekiştirmektedir. İş hukuku pratiğinde disiplin cezalarının orantılılığı ve yargısal denetimi açısından da referans niteliğindedir. (Yaklaşık 680 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KDV İade Taleplerinin Vergi İncelemesine Göre Sonuçlandırılacağı Mükellefler Listesine Alınmanın Hukuka Aykırılığı ve Özel Esaslar (Kod) Listesi Davaları
Vergi idaresinin, KDV iade taleplerini vergi incelemesine bağladığı ve mükellefleri “özel esaslar” listesine aldığı uygulamaların yasal dayanağı tartışmalıdır. Anayasa’nın 73. maddesi gereği vergi yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi zorunluluğu, idari listelerle ticari itibar zedelenmesinin hukuka aykırılığını gündeme getirmektedir.
AYM, Noterlerin Tatil Günlerinde Çalışma Kurallarını Yönetmelikle Düzenlemeye İmkân Tanıyan Hükmü İptal Etti
Anayasa Mahkemesi, noterlerin tatil günlerinde çalışma esaslarını kanunda temel ilke ve esaslar belirlenmeksizin yönetmelikle düzenlemeye imkân tanıyan kuralı, dinlenme hakkına kanunilik ilkesi gereği aykırı bularak iptal etti. İptal, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.