Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nden Kanun Yararına Bozma İncelemesinde Usul ve Esas Hataları
Lawantra
17.07.2026
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca yapılan kanun yararına bozma incelemeleri, ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve ciddi hukuka aykırılıkların giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yoludur. Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2021/29233 E., 2022/5818 K. sayılı kararı, bu yolun hem usul hem de esas bakımından sınırlarını belirlemesi açısından öğreticidir.
Olay, 28.10.2013 tarihinde Atatürk Havalimanı’nda Lufthansa uçağıyla gelen yolcunun valizinde 23.779,55 gram külçe altın ve 201,45 gram mücevheratın ele geçirilmesiyle ilgilidir. Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesi sanığı 5607 sayılı Kanun m. 3/1 ve TCK m. 62 uyarınca mahkum etmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Sanığın denetim süresi içinde yeni suç işlememesi üzerine HAGB’nin kaldırılması ve davanın düşürülmesi talep edilmiş, ancak müsadere konusu eşyanın iadesi reddedilmiştir.
Kanun Yararına Bozma İncelemesinin Kapsamı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Daire, dosyayı iki açıdan incelemiştir:
-
Esasa İlişkin İnceleme (Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015 tarihli kararı): Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018 tarihli emsal kararlarını referans alarak, gümrük sahasında beyana davet edilmeden ve beyan hakkı tanınmadan yapılan aramada ele geçirilen altınların “hazırlık hareketi” niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiş, ancak kanun yararına bozma talebinin bu yönden reddine karar vermiştir. Zira HAGB kararları temyiz ve istinaf yolundan geçmeden kesinleşmişse, kanun yararına bozma ancak belirli hukuka aykırılıklar için mümkündür.
-
Usule İlişkin İnceleme (Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2020 tarihli kararı): Daire, HAGB’nin kaldırılması talebinin incelenmesinde duruşma açılması ve taraflara usulüne uygun tebligat yapılması gerektiğini vurgulamıştır. CMK m. 231/10 uyarınca yapılacak incelemede dosya üzerinden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu nedenle ilgili karar kanun yararına bozulmuştur.
Etkin Pişmanlık ve Adli Para Cezası Hesaplaması
Daire, esasa ilişkin incelemede ayrıca şu hususlara değinmiştir:
- Sanığın suçtan 3 gün sonra vergi dairesine başvurarak varlık beyanında bulunması, etkin pişmanlık (5607 sayılı Kanun m. 5/2) olarak kabul edilmemiştir.
- Adli para cezasının gün sayısının belirlenmesinde TCK m. 52 uyarınca ekonomik durum ve diğer şahsi hallerin dikkate alınması gerektiği, ancak kararda bu hususun tartışılmadığı belirtilmiştir.
Avukatlar İçin Pratik Sonuçlar
Bu karar, kanun yararına bozma taleplerinde dikkat edilmesi gereken noktaları netleştirmektedir:
- HAGB kararlarının kaldırılması taleplerinde duruşma açılması ve tarafların çağrılması zorunludur.
- Gümrük sahasında beyan hakkı tanınmadan yapılan aramalarda “hazırlık hareketi” savunması güçlü bir argümandır.
- Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için ödemenin zamanlaması ve samimiyeti titizlikle incelenmelidir.
- Adli para cezası takdirinde TCK m. 52/2 kriterleri karar gerekçesinde mutlaka tartışılmalıdır.
Karar, aynı zamanda müsadere hükümlerinin (TCK m. 54, 5607 sayılı Kanun m. 13) önemini de vurgulamaktadır. Altın ve mücevheratın iadesi talebinin reddi, suç konusu eşyanın müsaderesinin devam ettiğini göstermektedir.
Sonuç
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma yolunun sınırlarını titizlikle çizmiştir. Esasa ilişkin ciddi hukuka aykırılıklar olsa dahi, kanun yararına bozma incelemesinin belirli usul şartlarına bağlı olduğunu vurgulamıştır. Usul açısından ise HAGB kaldırma taleplerinde duruşma zorunluluğunu açıkça ortaya koymuştur.
Bu içtihat, ceza avukatlarının olağanüstü kanun yollarını kullanırken hem usul hem esas argümanlarını güçlendirmeleri gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır. Özellikle gümrük kaçakçılığı dosyalarında “beyan hakkı”, “hazırlık hareketi” ve “etkin pişmanlık” kavramları, savunma stratejisinin temel taşlarını oluşturmalıdır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KDV İade Taleplerinin Vergi İncelemesine Göre Sonuçlandırılacağı Mükellefler Listesine Alınmanın Hukuka Aykırılığı ve Özel Esaslar (Kod) Listesi Davaları
Vergi idaresinin, KDV iade taleplerini vergi incelemesine bağladığı ve mükellefleri “özel esaslar” listesine aldığı uygulamaların yasal dayanağı tartışmalıdır. Anayasa’nın 73. maddesi gereği vergi yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi zorunluluğu, idari listelerle ticari itibar zedelenmesinin hukuka aykırılığını gündeme getirmektedir.
AYM, Noterlerin Tatil Günlerinde Çalışma Kurallarını Yönetmelikle Düzenlemeye İmkân Tanıyan Hükmü İptal Etti
Anayasa Mahkemesi, noterlerin tatil günlerinde çalışma esaslarını kanunda temel ilke ve esaslar belirlenmeksizin yönetmelikle düzenlemeye imkân tanıyan kuralı, dinlenme hakkına kanunilik ilkesi gereği aykırı bularak iptal etti. İptal, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.