Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nden Kaçakçılık Suçunda Hazırlık Hareketleri ve Hukuka Aykırı Arama Kararları
Lawantra
17.07.2026
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun uygulanmasında en çok tartışılan konulardan biri, suçun icra hareketlerinin ne zaman başladığı ve gümrük sahası dışında elde edilen delillerin hukuka uygunluğu meselesidir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2017/13469 E., 2020/11547 K. ve 2016/5174 E., 2020/9802 K. sayılı kararları, bu iki kritik konuya açıklık getirmekte ve avukatlara önemli savunma argümanları sunmaktadır.
İlk Karar: Habur Gümrük Sahası Önünde Cep Telefonu Kaçakçılığı (2017/13469 E.)
Daire, Irak’tan Türkiye’ye gelen bir araçta Habur Gümrük Kapısı’na girmeden önce “köprü” mevkiinde yapılan aramada ele geçirilen cep telefonları nedeniyle verilen mahkumiyet kararını bozmuştur. Gerekçe, sanığın henüz gümrük sahasına girmediği ve beyanda bulunma imkânının tanınmadığıdır. Bu durum, suçun icra hareketlerinin gerçekleşmediği anlamına gelmekte ve yasal unsurların oluşmadığı sonucunu doğurmaktadır.
Kararda ayrıca 5607 sayılı Kanun’un 9. maddesi titizlikle incelenmiştir. Buna göre kaçakçılık suçlarına ilişkin aramalar CMK hükümlerine göre yapılmalı, gümrük görevlilerinin arama yetkisi ise gümrük salonları ve kapıları ile sınırlıdır. Gümrük sahası dışında yapılan arama hukuka aykırı kabul edilmiş, elde edilen deliller “yasak delil” niteliğinde değerlendirilmiştir. Anayasa m. 38/2, CMK m. 206/2-a, 217/2 ve 230/1 hükümleri gereği hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkumiyet verilemeyeceği vurgulanmıştır.
Bu karar, avukatlara şu stratejiyi sunmaktadır: Gümrük sahası dışında yapılan her türlü arama ve el koyma işleminin hukuka aykırılığını ileri sürmek ve CMK m. 206/2-a uyarınca delillerin reddini talep etmek.
İkinci Karar: Atatürk Havalimanı’nda Transfer Yolcusu ve Hazırlık Hareketleri (2016/5174 E.)
Daire, Dubai’den gelen transfer yolcusunun bagajında ele geçirilen 168 adet kaçak cep telefonu ve USB kabloları nedeniyle verilen mahkumiyet kararını bozmuştur. Sanığın bagajını aldıktan sonra çıkışa yönelmemesi, başka uçağın bandına gitmesi, lavaboya girmesi ve bagajını bankta bırakarak salonu terk etmesi gibi davranışlar “hazırlık hareketi” olarak nitelendirilmiştir.
Yargıtay’a göre, sanığın henüz yurda girmeden gümrüklü alanda yakalanması, eylemin teşebbüs aşamasına dahi varmayan hazırlık hareketi niteliğindedir. Sanığa gümrük görevlilerine beyanda bulunma imkânı tanınmadığı da ayrıca belirtilmiştir. Bu nedenle suçun yasal unsuru oluşmamış ve beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırı bulunmuştur.
Karar, 1412 sayılı CMUK m. 321 uyarınca bozulmuştur. Bu içtihat, özellikle havalimanlarındaki transfer yolcuları ve “gümrüklü alan” kavramının önemini vurgulamaktadır.
Genel Değerlendirme ve Mesleki Sonuçlar
Her iki karar da 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinde düzenlenen “eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokma” suçunun unsurlarının oluşması için failin beyan yükümlülüğünün başladığı aşamaya gelinmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Gümrük sahasına girmeden veya gümrük görevlileri tarafından beyana davet edilmeden yapılan aramalar, hem arama hukuka aykırılığı hem de suç unsuru oluşmaması nedeniyle mahkumiyet kararı kurulmasına engel teşkil etmektedir.
Avukatlar için pratik çıkarımlar şunlardır:
- Gümrük sahası dışında gerçekleştirilen her aramanın CMK ve 5607 sayılı Kanun m. 9 açısından hukuka aykırılığını mutlaka incelemek,
- Delillerin yasak delil niteliğinde olduğunu ve CMK m. 217/2 gereği hükme esas alınamayacağını ileri sürmek,
- Sanığın beyanda bulunma imkânının tanınmadığı durumlarda suçun icra hareketlerinin başlamadığını savunmak,
- Transfer yolcusu veya henüz gümrük işlemine tabi tutulmamış eşya bakımından “hazırlık hareketi” argümanını güçlü biçimde kullanmak.
Bu kararlar, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin kaçakçılık dosyalarında “gümrük sahası”, “beyan imkânı” ve “hukuka uygun delil” kavramlarına verdiği önemi bir kez daha teyit etmektedir. Özellikle ticari eşya kaçakçılığı, yolcu beraberinde getirilen eşya ve havalimanı operasyonlarında savunma stratejisi kurarken bu içtihatlar temel referans olmalıdır.
Kararlar aynı zamanda kolluk ve gümrük idaresine de önemli uyarılar içermektedir. Arama yetkisinin sınırlarını aşmamak, sanığa beyan hakkı tanımak ve delil toplama işlemlerini hukuka uygun biçimde gerçekleştirmek, ileride kurulacak hükümlerin hukuki geçerliliği açısından kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak, Yargıtay 7. Ceza Dairesi bu kararlarıyla kaçakçılık suçunun unsurlarını dar yorumlamakta, failin lehine olan usul güvencelerini ön plana çıkarmakta ve hukuka aykırı delil yasağını titizlikle uygulamaktadır. Bu yaklaşım, ceza adaletinin temel ilkeleriyle uyumlu olup, avukatların müvekkillerini daha etkin biçimde savunmasına imkân tanımaktadır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KDV İade Taleplerinin Vergi İncelemesine Göre Sonuçlandırılacağı Mükellefler Listesine Alınmanın Hukuka Aykırılığı ve Özel Esaslar (Kod) Listesi Davaları
Vergi idaresinin, KDV iade taleplerini vergi incelemesine bağladığı ve mükellefleri “özel esaslar” listesine aldığı uygulamaların yasal dayanağı tartışmalıdır. Anayasa’nın 73. maddesi gereği vergi yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi zorunluluğu, idari listelerle ticari itibar zedelenmesinin hukuka aykırılığını gündeme getirmektedir.
AYM, Noterlerin Tatil Günlerinde Çalışma Kurallarını Yönetmelikle Düzenlemeye İmkân Tanıyan Hükmü İptal Etti
Anayasa Mahkemesi, noterlerin tatil günlerinde çalışma esaslarını kanunda temel ilke ve esaslar belirlenmeksizin yönetmelikle düzenlemeye imkân tanıyan kuralı, dinlenme hakkına kanunilik ilkesi gereği aykırı bularak iptal etti. İptal, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.