Yargıtay 6. Hukuk Dairesi: Konkordato Tasdik Aşamasında İflas Kararı İİK 308’e Göre Verilmelidir
Lawantra
04.07.2026
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2024/1049 Esas, 2024/1882 Karar sayılı ilamı, konkordato tasdik aşamasında iflas kararı verilmesi usulünü detaylı biçimde irdelemektedir. Karara konu olayda, Elbistan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticari Mahkeme Sıfatıyla) önünde görülen konkordato tasdiki davasında ilk derece mahkemesi talebi reddederek borçlunun iflasına karar vermiştir. Bu karar Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce esastan reddedilmiş, talep eden vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Talep eden şirket, mali kriz içinde olduğunu ve sunulan konkordato projesinin uygulanması halinde bu durumdan kurtulabileceğini iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi, komiser raporlarında şirketin borca batık olduğunun ve konkordatonun başarıya ulaşamayacağının belirtildiğini, İİK m. 292 uyarınca konkordato talebinin reddi ile iflasına karar verilmesini uygun bulmuştur.
Dosya incelendiğinde, konkordato sürecinin uzun ve aşamalı olduğu görülmektedir. 29.01.2019 tarihli ilk iflas kararı Bölge Adliye Mahkemesi’nce kaldırılmış, 1 yıl kesin mühlet verilmiştir. Ardından verilen tasdik kararları çeşitli usulî eksiklikler nedeniyle istinaf aşamasında bozulmuş, nihayetinde komiser talimatlarına uyulmadığı ve taksitlerin ödenmediği gerekçesiyle iflas kararı verilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı İİK m. 286 ve devamı maddeleri çerçevesinde değerlendirmiştir. Daire, İİK m. 292’nin kesin mühlet aşamasında konkordato talebinin reddini ve iflası düzenlediğini vurgulamıştır. Kesin mühlet aşamasında borçlunun malvarlığının korunması için iflasın açılması gerekiyorsa, konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa, borçlu komiser talimatlarına uymazsa veya borca batık sermaye şirketi konkordato talebinden feragat ederse iflas kararı verilebileceği belirtilmiştir.
Ancak somut olayda tasdik aşamasına gelinmiş olduğundan, iflas kararının İİK m. 292 yerine İİK m. 308 uyarınca verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Daire, borçlunun proje kapsamında ödemeleri yapmadığı, talimatlara uymadığı ve konkordatonun başarıya ulaşamayacağı kanaatinin oluştuğu durumlarda, tasdik talebinin reddi ile iflasa İİK m. 308 gereğince karar verilmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. İİK m. 177/3’ün 308’e atıf yaptığı da ayrıca vurgulanmıştır.
İlk derece mahkemesinin kararının gerekçesi hatalı olsa da sonucu doğru olduğundan, HMK m. 370 uyarınca bozmayı gerektiren husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına hükmedilmiştir.
Avukatlar İçin Stratejik Değerlendirme
Bu karar, konkordato uygulamasının farklı aşamalarında iflas kararının dayanağının değiştiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Avukatlar, konkordato tasdik aşamasında talebin reddi halinde iflas kararının mutlaka İİK m. 308 çerçevesinde gerekçelendirilmesi gerektiğini bilmelidir. Aksi takdirde kararın bozulma riski yüksektir.
Daire’nin vurguladığı üzere, konkordato dürüst borçlular için iflasa nazaran alacaklıların daha iyi durumda olmasını hedefleyen bir kurumdur. Bu nedenle borçlunun dürüstlük kuralına aykırı davranışları, malvarlığını kaçırma girişimleri veya komiser talimatlarına uymazlığı, tasdik aşamasında da iflası zorunlu kılmaktadır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorun olan “ödeme tarihinden önce verilen kararların” taksit ihlali olarak değerlendirilemeyeceği hususu da kararda açıkça belirtilmiştir. Bu nokta, konkordato projesi hazırlayan avukatlar için kritik önem taşımaktadır. Proje takvimlerinin gerçekçi ve uygulanabilir olması, mahkeme ve istinaf süreçlerinde kararın bozulmamasını sağlayacaktır.
Sonuç olarak, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin bu içtihadı, konkordato hukukunda usul ve esasa ilişkin önemli bir rehber niteliğindedir. Özellikle tasdik aşamasında iflas kararı verilmesi gereken hallerde doğru maddi hukuki dayanağın kullanılması, kararın hukuka uygunluğunu doğrudan etkileyecektir. Kararın oybirliğiyle verilmesi, uygulayıcılar için yüksek bir emsal değeri oluşturmaktadır. (Toplam kelime: 756)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay 3. Dairesi’nin 2022/2864 E., 2024/6301 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanının İdarece Kabul Edilmesi ve Sonradan Müdahale Yasağı
Danıştay, idarenin varlık barışı başvurusunu kabul edip vergiyi tahsil ettikten sonra aynı dönemler için inceleme yaparak tarhiyat yapmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/6468 E., 2025/4877 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanında İspat Yükü ve İlliyet Bağı
Danıştay, 7186 sayılı Kanun kapsamında varlık barışı beyanının ticari faaliyetten kaynaklanan kayıt dışı hasılatı koruma altına almadığını, mükellefin beyan edilen tutarın kayıt dışı gelirden kaynaklandığını somut delillerle ispat etmek zorunda olduğunu kararında vurgulamıştır.