Yargıtay 6. Hukuk Dairesi: Komiser Talimatlarına Uymama ve Borca Batıklık Nedeniyle Konkordato Talebinin Reddi
Lawantra
04.07.2026
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025/1636 Esas, 2025/2895 Karar sayılı kararı, konkordato talebinin reddi ve iflas hallerini detaylı biçimde ele almaktadır. Karara konu olayda, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi önünde konkordato tasdiki talebinde bulunan şirket, ödeme güçlüğü içinde olduğunu ve ön projede belirtilen şekilde borçlarını ödemek istediğini ileri sürmüştür. Bir kısım alacaklılar ise talebin reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi, konkordato talep eden şirketin komiser tarafından istenilen bilgi ve belgeleri vermekten kaçındığını, komiser talimatlarına aykırı davrandığını tespit etmiştir. Mali tablolar ile fiili durum ve rayiç değer tablosu arasında ciddi farklılıklar olduğu, Ekim-Aralık 2024 dönemine ilişkin satış ve ciro bilgilerine ulaşılamadığı, ön projenin makul ve uygulanabilir olmadığı, konkordatonun başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı kanaatine varmıştır. Bu gerekçelerle İİK m. 292/1-b ve c maddeleri uyarınca konkordato talebinin reddi ile şirketin iflasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Talep eden şirket ile müdahil alacaklılar (... Tarım Ürünleri, ... Gıda, ... Yonca Tarım) kararı temyiz etmiştir.
Temyiz dilekçelerinde; eksik inceleme yapıldığı, borca batıklığın tespiti için ara bilanço düzenlenmesi gerektiği, gizli yedeklerin ve borçların ortaya çıkarılması gerektiği, bilirkişi raporunda hatalı inceleme yapıldığı, yıl sonu mali döneme denk gelmesi nedeniyle veri temininde sorun yaşandığı, iflas şartlarının oluşmadığı ve şirketin yeterli malvarlığına sahip olduğu ileri sürülmüştür.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, tarafların iddia ve savunmalarını, dayandıkları belgeleri, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarını, yargılama ve ispat kurallarını incelemiş ve ilk derece ile istinaf mahkemesi kararlarının usul ve kanuna uygun olduğuna kanaat getirmiştir. Temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varmıştır.
Daire, HMK m. 371’de düzenlenen bozma sebeplerinden hiçbirinin mevcut olmadığını tespit etmiş ve temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onaylanmasına hükmetmiştir. Alınması gereken harçların peşin yatırıldığı, fazla yatırılan harcın iadesine karar verilmiştir.
Hukuk Profesyonelleri İçin Analiz
Bu karar, konkordato sürecinde komiserin yetkilerinin ve borçlunun işbirliği yükümlülüğünün ne denli kritik olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. İİK m. 292/1-b ve c maddeleri çerçevesinde, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması ve borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket etmesi halleri, iflas kararı için yeterli görülmüştür.
Avukatlar açısından en önemli mesaj, konkordato başvurusunda sunulan mali tabloların gerçeğe uygun, tutarlı ve denetlenebilir olması zorunluluğudur. Komiserin talep ettiği bilgi ve belgelerin zamanında ve eksiksiz verilmesi, sürecin devamı için şarttır. Aksi halde, mahkeme re’sen iflas kararı verebilmektedir.
Kararda borca batıklık tespitinde ticari bilanço verilerinin değil, tasfiye değeri esas alınarak hazırlanan ara bilançonun dikkate alınması gerektiği yönündeki temyiz itirazları kabul edilmemiştir. Bu durum, uygulayıcılara konkordato projesi hazırlarken nakit akış projeksiyonlarının ve varlıkların realizasyon değerlerinin gerçekçi biçimde hesaplanması gerektiğini göstermektedir.
Yargıtay’ın onama kararı, konkordato kurumunun suiistimal edilmesinin önüne geçilmesi açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle tarım ve gıda sektöründe faaliyet gösteren limited şirketlerin konkordato taleplerinde, komiser raporlarının belirleyici rolü bir kez daha vurgulanmıştır.
Sonuç olarak, bu içtihat konkordato hukukunda “işbirliği yükümlülüğü” kavramını güçlendirmekte ve mahkemelere, başarısız olacağı baştan belli olan projeleri tasdik etmeme yetkisini hatırlatmaktadır. Kararın oybirliğiyle verilmiş olması, istikrarlı bir uygulama için önemli bir güvence sunmaktadır. (Toplam kelime: 658)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay 3. Dairesi’nin 2022/2864 E., 2024/6301 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanının İdarece Kabul Edilmesi ve Sonradan Müdahale Yasağı
Danıştay, idarenin varlık barışı başvurusunu kabul edip vergiyi tahsil ettikten sonra aynı dönemler için inceleme yaparak tarhiyat yapmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/6468 E., 2025/4877 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanında İspat Yükü ve İlliyet Bağı
Danıştay, 7186 sayılı Kanun kapsamında varlık barışı beyanının ticari faaliyetten kaynaklanan kayıt dışı hasılatı koruma altına almadığını, mükellefin beyan edilen tutarın kayıt dışı gelirden kaynaklandığını somut delillerle ispat etmek zorunda olduğunu kararında vurgulamıştır.