Yargıtay 4. Hukuk Dairesi: Yol Üzerine Bırakılan Kaldırım Taşına Çarpma Kazasında Belediye Sorumluluğu ve Adli Yargı Görevlidir
Lawantra
20.08.2026
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 08.11.2023 tarihli, 2022/16605 E., 2023/12068 K. sayılı kararı, yol yapım ve bakım çalışmaları sırasında gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması nedeniyle meydana gelen tek taraflı kazalarda idarenin sorumluluğunu ve görevli yargı yolunu netleştirmesi açısından önemli bir emsaldir.
Dava, davacıya ait aracın 24.02.2005 tarihinde Pendik’teki bir yol çalışması alanında dik olarak bırakılan kaldırım taşına çarpması sonucu oluşan hasarın tazmini talebine ilişkindir. Kaza tespit tutanağında davalıların asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davacı, hasar bedeli olan 6.096,97 TL’nin bir kısmını (3.810,60 TL) yasal faiziyle birlikte davalılardan (belediye ve yüklenici firma) müştereken ve müteselsilen talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi, belediye yönünden görevsizlik kararı vererek davayı idari yargıya göndermiş, yüklenici firma yönünden ise kısmen kabul kararı vermiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 4. HD, belediye yönünden verilen görevsizlik kararını bozmuştur.
Kararın hukuki temeli, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 10. maddesinde düzenlenen belediyelerin yolların trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurma, gerekli işaretlemeleri yapma ve tehlikeli durumları kaldırma yükümlülüğüdür. Aynı Kanun’un 110. maddesinin 1. fıkrası ise “bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının” adli yargıda görüleceğini açıkça düzenlemektedir. Daire, KTK m. 10 ve m. 110 hükümlerini birlikte değerlendirerek, yol üzerine bırakılan kaldırım taşının yol güvenliği yükümlülüğünün ihlali niteliğinde olduğunu ve uyuşmazlığın adli yargıda çözümlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin yerleşik kararlarına da atıf yaparak, KTK kapsamındaki trafik güvenliği yükümlülüklerinin ihlalinden doğan tazminat davalarının, hizmet kusuruna dayanılsa dahi adli yargıda görülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve re’sen dikkate alınması gerektiği de kararda hatırlatılmıştır.
Ayrıca davalı yüklenici firmanın zamanaşımı ve sorumluluk itirazları reddedilmiştir. Olayın failinin yüklenici firma olduğu, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı ve bilirkişi raporunun usulüne uygun tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Bu karar, avukatlara önemli stratejik ipuçları sunmaktadır. Özellikle belediyelerin yol çalışması sırasında işaretleme ve güvenlik tedbirlerini ihmal ettiği durumlarda, davanın doğrudan adli yargıda (asliye hukuk mahkemesi) açılması gerektiğini göstermektedir. Görevsizlik kararı alma riskini minimize etmek için dava dilekçesinde KTK m. 10, m. 13, m. 14 ve m. 110 hükümlerine açıkça atıf yapılmalıdır.
Karar aynı zamanda idarenin, ihale sözleşmesiyle yükleniciye devrettiği işlerdeki denetim ve koordinasyon sorumluluğunun devredilemez olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Zarar gören üçüncü kişiler bakımından idare ve yüklenici müteselsil sorumludur.
Hukuk profesyonelleri, benzer davalarda kaza yeri tespit tutanağı, kroki, fotoğraf ve bilirkişi raporunu güçlü şekilde dosyaya sunmalıdır. Hasar miktarı ve kusur oranının teknik olarak belirlenmesi, kararın başarısı açısından kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, yol güvenliği yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğunu pekiştirmekte ve belediyelerin sorumluluğunu genişletmektedir. Avukatlar, müvekkillerinin benzer kazalarda hak kaybına uğramaması için bu içtihadı yakından takip etmeli ve dava stratejilerini buna göre şekillendirmelidir. Karar, yargı yolu belirsizliğinin azaltılması ve vatandaşların adalete erişiminin kolaylaştırılması bakımından da önemli bir katkı sunmaktadır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.