Yargıtay 4. Hukuk Dairesi: Önceki Kazadan Kaynaklanan Maluliyetin Ayrıştırılması ve İlliyet Bağı İncelemesi
Lawantra
22.08.2026
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, trafik kazası sonucu malul kalan davacıların tazminat taleplerinde, özellikle birden fazla kaza geçirmiş kişilerde illiyet bağının ve maluliyet oranının doğru tespit edilmesinin usul kurallarını detaylı biçimde ortaya koymuştur. Karar, sigorta şirketlerinin sıkça ileri sürdüğü “önceki kazalardan kaynaklanan maluliyet” savunmasına karşı avukatların izlemesi gereken yöntem açısından büyük önem taşımaktadır.
Dava, 03.11.2020 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu aracın, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan araçla çarpışması sonucu açılmıştır. Davacı, sürekli iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ve adli tıp rapor ücretinden oluşan toplam maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Taleplerini ıslah ederek sürekli iş göremezlik tazminatını 191.634,11 TL’ye, geçici bakıcı giderini 4.599,04 TL’ye yükseltmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti davayı kabul ederek toplam 200.525 TL tazminata hükmetmiş, İtiraz Hakem Heyeti ise yalnızca vekalet ücreti yönünden kararı düzeltmiştir. Davalı sigorta şirketi temyizinde, maluliyet ile dava konusu kaza arasındaki illiyet bağının kurulmadığını, davacının daha önce de trafik kazası geçirerek fizik tedavi gördüğünü, bu nedenle maluliyetin hangi kazadan kaynaklandığının belirlenmesi gerektiğini, raporların çelişkili olduğunu ve hesaplamanın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, davalının çoğunu reddettiği temyiz itirazları arasında maluliyet tespiti ve illiyet bağının kurulması hususunu haklı bulmuştur. Daire, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybı taleplerinde maluliyet oranının, kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre yetkili sağlık kurumları tarafından düzenlenen raporla tespit edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Somut olayda davacı, … Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporla %6 oranında maluliyet tespit ettirmiş ve bu raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu görülmüştür. Ancak soruşturma dosyasında yer alan ifadelerden, davacının dava konusu kazadan önce de başka bir trafik kazası geçirdiği ve bu nedenle fizik tedavi görmekte olduğu anlaşılmıştır. Davacının bacağındaki yaralanmanın önceki kazaya da ait olabileceği ihtimali göz ardı edilmiştir.
Yargıtay, bu durumda önceki kazaya ilişkin tüm tedavi evraklarının getirtilmesi, maluliyetin hangi oranda mevcut kazadan kaynaklandığının, önceki yaralanmanın dışlanarak tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mevcut raporun bu ayrıştırmayı yapmaması nedeniyle yetersiz olduğu ve yeniden, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Karar, avukatlar için önemli usulsel uyarılar içermektedir. Birden fazla kaza öyküsü bulunan vakalarda, maluliyet raporlarının yalnızca son kazayı değil, önceki yaralanmaları da ele alarak oran ayrıştırması yapması zorunludur. Aksi halde rapor, Yargıtay denetiminde yetersiz bulunarak bozma nedeni oluşturacaktır.
Ayrıca karar, Sigorta Tahkim Komisyonu ve İtiraz Hakem Heyetlerinin bu tür çelişkili durumlarda re’sen önceki tedavi belgelerini isteyerek illiyet bağını netleştirmesini beklediğini göstermektedir. Davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek yeniden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2023/2879 E., 2026/1311 K. sayılı bu kararı, trafik kazası tazminat davalarında “illiyet zinciri”nin kesintisiz kurulmasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Özellikle kronik yaralanmaları olan veya birden fazla kaza geçiren müvekkillerin dosyalarında, tüm tıbbi geçmişin eksiksiz olarak mahkemeye sunulması ve uzman raporu ile ayrıştırma yapılması, başarılı bir tazminat süreci için zorunlu hale gelmiştir.
(Toplam kelime sayısı: 756)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KVKK Kurulu'nun Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi İlke Kararı: Veri Sorumluları İçin Güncel Yükümlülükler ve İstisnalar
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 2026/921 sayılı İlke Kararı kapsamında mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesinin hukuki sınırlarını, özel nitelikli veri nitelendirmesini ve güvenlik istisnalarını inceleyen detaylı analiz.
Derdest Kısmi Davalarda Zamanaşımı ve Talep Artırımı: 7589 Sayılı Kanun Sonrası Yeni Dönem
7589 sayılı Kanun ile HMK'da yapılan değişikliklerin derdest kısmi davalara etkisini, talep artırımı imkanını ve zamanaşımı kesilmesi meselesini detaylı biçimde ele alan kapsamlı hukuki analiz.