Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2023/6691 E., 2025/4011 K. sayılı Kararı: Hayat Sigortalarında Beyan Yükümlülüğü, İlliyet Bağı ve Eksik İnceleme
Lawantra
23.08.2026
Sigorta hukuku alanında avukatlar ve hukuk profesyonelleri için büyük önem taşıyan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2023/6691 Esas, 2025/4011 Karar sayılı ilamı, hayat sigortası poliçelerinde hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet teminatı taleplerinde beyan yükümlülüğü ihlali iddialarının nasıl değerlendirilmesi gerektiğini detaylı biçimde ortaya koymaktadır. Karar, özellikle sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğü, riziko ile illiyet bağı ve teknik bilirkişi incelemesinin zorunluluğu konularında önemli içtihat niteliğindedir.
Olayda davacı, Ankara’da yaşadığı kolda uyuşma ve göğüs ağrısı şikayetleri üzerine Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurmuş ve 30.12.2021 tarihli raporla %76 oranında erişkinler için engelli sağlık kurulu raporu almıştır. Davacı, Benim Seçimim Hayat Sigortası poliçesi kapsamında hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet teminatı bedelinin ödenmesini talep etmiş, sigorta şirketi ise talebi reddetmiştir. Davacı fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 100.000 TL tazminatın tahsilini istemiştir.
Sigorta şirketi cevabında, poliçenin 27.05.2021-27.05.2022 dönemini kapsadığını, davacının sunduğu %76 engel raporunda birden fazla hastalığın yer aldığını ve poliçe teminat bedelinin yüksek olması nedeniyle detaylı inceleme yaptıklarını belirtmiştir. Şirket, davacının 09.02.2022 tarihli muayenesinde şikayetlerinin 2 yıldır mevcut olduğuna dair kayıtlar tespit edildiğini, 2014 ve 2019 yıllarında kardiyak enzimleri de içeren tetkiklerin tekrarlandığını vurgulamıştır. Bu bulgulara göre kardiyovasküler patolojinin poliçe öncesinde mevcut olduğu, başvuru formunda kalp ve ağrı şikayetlerinin beyan edilmediği ileri sürülmüştür. KOAH hastalığının da uzun süreli bir rahatsızlık olduğu ancak geçmişine dair delil bulunmadığı için hesaplamaya dahil edildiği, yeniden yapılan hesaplamada maluliyet oranının %59 olarak tespit edildiği ve %60’ın altında kaldığı için talebin reddedildiği savunulmuştur. Ayrıca TTK m. 1439/2 uyarınca ihmali beyan ihlalinde kast derecesinde kusur ve riziko ile bağlantı varsa tazminat borcunun ortadan kalkacağını belirtmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti, teknik bilirkişi incelemesine gerek görmemiş, sigortalının sağlık beyan sorularına “hayır” yanıtını verdiğini, mevcut rahatsızlıklarını gizlediğini, hipertansiyonla ilgili daha güçlü kanıtlar gerektiğinden yeni başlangıçlı kabul edildiğini, poliçe öncesi rahatsızlıklar çıkarıldığında Balthazard formülüyle yeniden hesaplanan engel oranının %63,064 olarak belirlendiğini ve poliçe özel şartlarındaki %60 ve üzeri oran şartını karşıladığını belirterek başvurunun kabulüne ve 100.000 TL tazminatın ödenmesine karar vermiştir.
İtiraz Hakem Heyeti ise diyabet ve bel fıtığı gibi rahatsızlıkların teşhis tarihleri itibariyle poliçe başlangıcından sonra meydana geldiğini, başvuranın ihbar yükümlülüğüne aykırı eyleminin bulunmadığını gerekçe göstererek itirazı reddetmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde Sigorta Bilgi Merkezi tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturma dosyası (2022/227093) celp edilmeden karar verildiğini, uyuşmazlığın uzman bilirkişi incelemesi gerektirmesine rağmen hiçbir aşamada bilirkişi raporu alınmadığını, maluliyet oranının %60’ın altında kaldığını ve poliçe öncesi beyan yükümlülüğünün bilinçli olarak ihmal edildiğini ileri sürmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın hayat sigortası poliçesindeki hastalık sonucu maluliyet teminatı kapsamında tazminat istemine ilişkin olduğunu tespit etmiştir. Sigorta sözleşmelerinin iyiniyet sözleşmeleri olduğunu, tarafların sözleşme kurulması aşamasında doğru beyanda bulunma yükümlülüğü altında bulunduğunu vurgulamıştır. TTK m. 1435 uyarınca sigorta ettirenin bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu, sigortacı tarafından sorulan hususların aksi ispat edilinceye kadar önemli sayıldığını belirtmiştir. Hayat Sigortası Genel Şartları C-2.2 maddesi de bu yükümlülüğü pekiştirmektedir.
Beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları TTK m. 1439’da düzenlenmiştir. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra ihmali ihlalde, ihlalin tazminat miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte olması halinde ihmale göre indirim yapılır. Kusur kast derecesinde ise ve ihlal ile riziko arasında bağlantı varsa sigortacının ödeme borcu ortadan kalkar. TTK m. 1437 ve m. 1452/3 hükümleri de bu kuralların emredici niteliğini vurgulamaktadır.
Somut olayda taraflar arasında 27.05.2021 tarihli poliçe düzenlendiği, hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet teminatının 800.000 TL olduğu, poliçede teminatın “sigorta süresi içinde gerçekleşen bir hastalık sonucunda %60 ve üzeri maluliyet” halinde ödeneceği, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Yönetmeliği ekindeki cetvele göre belirleneceği açıkça düzenlenmiştir.
Daire, poliçedeki “hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet” teminatının geçerli olup olmadığının, davacının yaşadığı hastalıkların sigorta süresi içinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin, maluliyet oranının tespiti için tıbbi ve teknik bilgi gerektirdiğini vurgulamıştır. Uyuşmazlık Hakem Heyeti ve İtiraz Hakem Heyetinin teknik bilirkişi incelemesi yaptırmadan, tüm tedavi evrakı ve hastane kayıtlarını celbetmeden, ilgili uzman doktorlardan oluşan heyet raporu almadan karar vermesinin eksik inceleme niteliğinde olduğunu tespit etmiştir.
Yargıtay, hastalıkların poliçe öncesi mevcut olup olmadığının, maluliyet ile illiyet bağının şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiğini, bunun için tüm tedavi belgelerinin ilgili hastanelerden getirtilmesi, 30.12.2021 tarihli rapor ve davalının sunduğu raporların uzman heyet tarafından incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Eksik inceleme ile hüküm verilemeyeceğini vurgulayarak İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına oy birliğiyle karar vermiştir. Diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bozma nedeni nedeniyle yer olmadığına hükmetmiştir.
Bu karar, sigorta hukuku uygulayıcıları için kritik öneme sahiptir. Özellikle maluliyet tazminatı taleplerinde poliçe öncesi hastalık savunmasının ileri sürülmesi halinde, hakim veya hakem heyetinin mutlaka uzman tıp doktorlarından oluşan bilirkişi heyeti raporu alması gerektiğini, illiyet bağının somut ve denetime elverişli biçimde ortaya konulması zorunluluğunu netleştirmektedir. Avukatlar, benzer uyuşmazlıklarda müvekkilleri lehine bu gerekçeleri güçlü biçimde ileri sürebileceklerdir. Karar aynı zamanda TTK m. 1435, 1439 ve 1452 hükümlerinin emredici niteliğini bir kez daha teyit etmekte, sigorta şirketlerinin keyfi ret veya sınırlı ödeme uygulamalarına karşı önemli bir hukuki güvence oluşturmaktadır.
Kararın 10 Mart 2025 tarihinde oy birliğiyle verilmesi, içtihadın istikrarlı olduğunu göstermektedir. Hukuk profesyonelleri, benzer davalarda dosyadaki tüm tıbbi kayıtların celbi, uzman heyet raporu alınması ve illiyet bağının titizlikle araştırılması gerektiğini bu karardan hareketle savunmalarında kullanabilirler. Bu yaklaşım, hem sigortalıların haklarını koruma hem de sigorta sektöründe dürüstlük ve iyi niyet ilkelerinin yerleşmesine katkı sağlayacaktır.
(Toplam kelime sayısı: 852)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.