Yargıtay 4. Hukuk Dairesi: Motosiklet Sürücüsünün Kask Takmaması Müterafik Kusur Sayılamaz Eğer Ölüm Nedeni Kaskla İlgili Değilse
Lawantra
22.08.2026
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, trafik sigortası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı davalarında müterafik kusur indiriminin sınırlarını belirleyen önemli bir karara imza attı. Karar, özellikle motosiklet sürücülerinin kask takma zorunluluğuna uymamalarının tazminat miktarına etkisini somut tıbbi bulgular ışığında değerlendirmesi açısından avukatlar ve sigorta hukuku uygulayıcıları için kritik bir emsal niteliği taşımaktadır.
Dava, davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazasında karşı araç sürücüsünün vefatı üzerine, ölenin eşi, anne, baba ve çocuğu tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılmıştır. Uyuşmazlık Hakem Heyeti, talebin tamamını kabul ederek eş için 215.559,37 TL, anne için 72.736,66 TL, baba için 50.508,88 TL ve çocuk için 53.864,68 TL tazminata hükmetmiştir. İtiraz Hakem Heyeti ise müterafik kusur indirimi yaparak bu miktarları sırasıyla 172.447,50 TL, 58.189,33 TL, 40.407,11 TL ve 43.091,75 TL olarak belirlemiştir.
İtiraz Hakem Heyeti, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78. maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesi uyarınca motosiklet sürücüleri için kask takma zorunluluğu bulunduğunu, destek olan kişinin kask takmadan seyahat ettiğinin anlaşıldığını belirterek tazminattan indirim yapmıştır. Ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu yaklaşımı hukuka aykırı bulmuştur.
Daire, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesini mercek altına almıştır. Maddeye göre, zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkili olması (müterafik kusur) halinde hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusur savunması bir def’i niteliğinde olmadığından, savunma olmasa dahi hâkim tarafından resen dikkate alınması zorunludur.
Kararın en kritik kısmı, müterafik kusur indiriminin yapılabilmesi için illiyet bağının varlığının aranması gerektiğidir. Dosyadaki ölü muayene tutanağı incelendiğinde, müteveffanın baş ve boyun bölgesinde herhangi bir lezyon saptanmadığı, ölüm sebebinin büyük ekstremite yaralanması ve batın iç kanama olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu tıbbi bulgular karşısında, kask takmamanın ölümün meydana gelmesinde veya ağırlaşmasında herhangi bir katkı sağladığı kabul edilemez.
Yargıtay, İtiraz Hakem Heyetinin müterafik kusur indirimi yaparak tazminatı azaltmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmetmiş, davacıların bu yöndeki temyiz itirazlarını kabul ederek İtiraz Hakem Heyeti kararını bozmuştur. Daire, davalı sigorta şirketinin diğer temyiz itirazlarını ise reddetmiştir.
Bu karar, trafik kazası tazminat davalarında avukatlara önemli pratik kazanımlar sunmaktadır. Özellikle motosiklet sürücülerinin kask takmama fiilinin otomatik olarak müterafik kusur kabul edilerek %20-25 oranında indirim yapılması yönündeki yerleşik uygulamayı, somut olaydaki ölüm nedeni ile ilişkilendirerek sınırlandırmıştır. Bundan böyle, kask takmama nedeniyle indirim yapılabilmesi için ölümün veya yaralanmanın kafa travmasına bağlı olması veya kaskın koruyucu etkisinin somut olarak ortadan kalktığının tıbbi raporlarla ortaya konulması gerekecektir.
Karar aynı zamanda Sigorta Tahkim Komisyonu ve İtiraz Hakem Heyetlerinin kararlarında müterafik kusur indirimi yaparken yalnızca kural ihlalini değil, bu ihlalin zararın oluşumuna veya artmasına olan illi katkısını da somut delillerle ortaya koymalarını zorunlu kılmaktadır. Aksi halde, TBK m.52 kapsamında yapılacak indirim hukuki dayanaktan yoksun kalacaktır.
Avukatlar açısından karar, tazminat hesaplamalarında rapor inceleme yükümlülüğünü bir kez daha vurgulamaktadır. Ölü muayene tutanağı, otopsi raporu, adli tıp raporları ve olay yeri inceleme tutanaklarının titizlikle değerlendirilmesi, müterafik kusur indirimine itiraz stratejisinin temelini oluşturmalıdır.
Sonuç olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2025/2577 E., 2025/11270 K. sayılı kararı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında kask takmama fiilinin otomatik indirim nedeni sayılamayacağını, illiyet bağının zorunlu olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu yaklaşım, sigorta şirketlerinin haksız indirim taleplerine karşı mağdur haklarını koruyan önemli bir emsal teşkil etmektedir.
(Toplam kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KVKK Kurulu'nun Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi İlke Kararı: Veri Sorumluları İçin Güncel Yükümlülükler ve İstisnalar
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 2026/921 sayılı İlke Kararı kapsamında mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesinin hukuki sınırlarını, özel nitelikli veri nitelendirmesini ve güvenlik istisnalarını inceleyen detaylı analiz.
Derdest Kısmi Davalarda Zamanaşımı ve Talep Artırımı: 7589 Sayılı Kanun Sonrası Yeni Dönem
7589 sayılı Kanun ile HMK'da yapılan değişikliklerin derdest kısmi davalara etkisini, talep artırımı imkanını ve zamanaşımı kesilmesi meselesini detaylı biçimde ele alan kapsamlı hukuki analiz.