Yargıtay 4. Hukuk Dairesi: Kredi Hayat Sigortasında Hipertansiyon ve Diyabetin Beyanı ile Proporsiyon Uygulaması
Lawantra
23.08.2026
Krediyle bağlantılı hayat sigortalarında beyan yükümlülüğü ihlalleri ve proporsiyon ilkesi uygulaması, Türk sigorta hukukunun en çok tartışılan konularından biridir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2023/5193 Esas, 2024/3419 Karar sayılı ilamı, uzun süren yargılama sürecinin ardından bu konuda önemli bir sonuca ulaşmıştır.
Dava, Akbank’tan kullanılan ihtiyaç kredisi nedeniyle düzenlenen 27.300 TL teminatlı hayat sigortası poliçesine ilişkindir. Sigortalı 04.05.2014 tarihinde vefat etmiştir. Sigorta şirketi, poliçeden önce mevcut olan hipertansiyon ve diyabet hastalığının bildirilmediğini, bu hastalıkların ölüm nedeni olan kardiyopulmoner arrest ile bağlantılı olduğunu savunarak tazminatı reddetmiştir.
İlk Derece Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (kapatılmadan önce) 17.02.2020 tarihli kararıyla hükmü bozmuştur. Bozma kararında, Adli Tıp Kurumu’ndan illiyet bağı raporu alınması, illiyet bağı bulunmaması halinde TTK m.1439/2 gereği proporsiyon hesabı yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Mahkeme bozmaya uyarak Adli Tıp’tan rapor almış, raporda “mevcut verilerle ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği, dolayısıyla illiyet bağı konusunda değerlendirme yapılamadığı” tespiti yapılmıştır.
Mahkeme, illiyet bağının ispatlanamadığını, bu nedenle kastı ihlalden söz edilemeyeceğini kabul etmiş ve %100 sürprim uygulanması halinde %50 proporsiyon oranıyla 13.650 TL tazminata hükmetmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesinde kararın bozmaya uygun olduğunu, bozma ilamından sonra oluşan kazanılmış haklar nedeniyle yeniden inceleme yapılamayacağını belirterek ilk derece kararını onamıştır. Kararda TTK m.1435 ve Hayat Sigortası Genel Şartları C-2.2 maddeleri temel alınmıştır.
Daire, sigortalının beyan formunda hipertansiyon ve diyabet sorularına “hayır” yanıtını verdiğini, son reçetesinin poliçeden 1 hafta önce (11.02.2014) olduğunu, bu hastalıkların kalp krizi riskini artıran bağımsız risk faktörleri arasında yer aldığını kabul etmiştir. Ancak Adli Tıp raporunda illiyet bağının kesin olarak tespit edilememesi nedeniyle tam ret yerine proporsiyon yolu tercih edilmiştir.
Uygulama ve Strateji Açısından Değerlendirme
Bu karar, kredi hayat sigortalarında en sık karşılaşılan “hipertansiyon-diyabet-kalp krizi” üçlüsünde izlenecek yolu netleştirmektedir. Özellikle:
- Poliçe öncesi kronik hastalıkların mutlaka sorgulanması gerektiği,
- Bu hastalıkların risk faktörü olarak kabul edildiği,
- İlliyet bağı ispatlanamadığında TTK m.1439/2 uyarınca proporsiyon (prim farkı) hesabı yapılması gerektiği
açıkça ortaya konulmuştur.
Avukatlar için kararın en önemli mesajı, Adli Tıp Kurumu raporlarının bağlayıcılığı ve proporsiyon hesabının somut verilere (sürprim oranı) dayandırılması zorunluluğudur. %100 sürprim uygulaması ile %50 indirim oranı, sigorta şirketlerinin standart risk değerlendirme tablolarına dayandırılmıştır.
17.04.2024 tarihinde oybirliğiyle verilen onama kararı, bozma sonrası oluşan usulü kazanılmış hakların önemini de vurgulamaktadır. Bu içtihat, benzer kredi hayat sigortası davalarında mahkemelerin proporsiyon yöntemini daha sık uygulayacağına işaret etmektedir.
Sonuç olarak karar, sigorta ettirenlerin dürüstlük yükümlülüğünü, sigortacıların ise orantılı sorumluluk ilkesini dengeleyen bir yaklaşım ortaya koymuştur. Hukuk profesyonelleri, benzer uyuşmazlıklarda hem tıbbi illiyet bağını hem de prim-proporsiyon hesabını paralel şekilde değerlendirmelidir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.