Yargıtay 4. Hukuk Dairesi: Hayat Sigortasında Kronik Hastalıkların Beyanı, İlliyet Bağı ve Proporsiyon Hesabı
Lawantra
23.08.2026
Hayat sigortalarında sigortalının poliçe tanzimi sırasındaki beyan yükümlülüğü, son yıllarda Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin de yoğun olarak ele aldığı bir konudur. Daire’nin 2021/10336 Esas, 2022/5346 Karar sayılı ilamı, kronik hastalıkların bildirilmemesi, illiyet bağı değerlendirmesi ve TTK m.1439/2’de düzenlenen proporsiyon ilkesi açısından avukatlar için kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır.
Dava, 12.06.2013 – 12.06.2018 tarihleri arasında düzenlenen uzun süreli hayat sigorta poliçesine dayalı 100.000 TL vefat tazminatı talebine ilişkindir. Sigortalı 14.05.2016 tarihinde vefat etmiştir. Sigorta şirketi, poliçeden önce mevcut olan kalp yetmezliği, KOAH ve nörolojik rahatsızlıkların bildirilmediğini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyeti ve İtiraz Hakem Heyeti, davacı lehine karar vermiştir.
Hakem heyetleri, 19.03.2013 tarihli (poliçeden önce) kronik iskemik kalp rahatsızlığı, peptik ülser, kaşeksi ve karaciğer hastalığı tanısına rağmen, bu tanıları destekleyen tetkik ve ilaç kaydına rastlanmadığı gerekçesiyle beyan yükümlülüğü ihlalinin bulunmadığı kanaatine varmıştır. Sadece kardiyoloji uzmanı bilirkişiden rapor alınması da kararda eleştirilen noktalardandır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, kararın hukuki dayanağını TTK m.1435 ve m.1439/2 olarak belirlemiştir. 1435. madde sigorta ettirenin doğru beyan yükümlülüğünü, 1439/2 ise bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçlarını düzenlemektedir. Daire’ye göre, ihmali ihlalde tazminattan indirim, kast derecesinde ihlalde ise riziko ile bağlantı varsa tazminat borcunun kalkması, bağlantı yoksa proporsiyon (prim oranı) hesabı yapılması gerekmektedir.
Kararda özellikle altı çizilen husus, “kasten gizleme” kavramının kötü niyetli gizlemeyi değil, bildiği halde beyan etmeme halini ifade ettiğidir. Sigortalı tarafından imzalanan sağlık beyan formunda kalp hastalığı, kilo kaybı ve çeşitli rahatsızlıklar açıkça sorulmasına rağmen olumsuz yanıt verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Yargıtay, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirtmiştir. Poliçe öncesi tüm tetkik, tanı, tedavi ve ilaç kayıtlarının SGK’dan ve hastanelerden getirtilmesi, poliçe öncesi rahatsızlıklara göre uzman doktor heyeti ve sigorta hukukçusundan oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınması, illiyet bağı ve kast/ihmal ayrımının yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Sadece kardiyoloji uzmanından rapor alınması ve eksik hastane kayıtları nedeniyle net tespit yapılamaması, incelemeyi eksik kılmıştır.
Hukuk Profesyonelleri İçin Stratejik Çıkarımlar
Bu karar, sigortacı avukatlarının beyan yükümlülüğü davalarında izlemesi gereken usulü detaylı biçimde ortaya koymaktadır. Özellikle:
- Poliçe öncesi tüm tıbbi kayıtların (SGK, MEDULA, hastane) eksiksiz celbi,
- Konuya özgü uzman heyet (kardiyoloji, göğüs hastalıkları, nöroloji ve sigorta hukuku bilirkişisi) oluşturulması,
- Kast/ihmal ayrımının yapılması,
- İlliyet bağı değerlendirmesi,
- Gerektiğinde proporsiyon hesabı yapılması
gerekliliği açıkça belirtilmiştir.
Yargıtay, TTK m.1439/2’nin sigorta hukukundaki dengeyi koruduğunu, ne sigortalının her durumda korunmasını ne de sigortacının keyfi reddini kabul ettiğini vurgulamıştır. Karar, 21.03.2022 tarihinde oybirliğiyle verilmiş olup, hakem kararlarının bozulmasıyla dosyanın mahkemeye gönderilmesine hükmedilmiştir.
Avukatlar açısından bu içtihat, hayat sigortası davalarında delil toplama ve bilirkişi seçimi stratejilerini yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini göstermektedir. Özellikle kronik hastalıkların uzun süreli tedavi kayıtları ile ölüm nedeni arasındaki ilişkinin titizlikle incelenmesi, benzer uyuşmazlıklarda başarı açısından belirleyici olacaktır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.