Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2026/977 E., 2026/2442 K. sayılı Kararı: Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda İfade Özgürlüğü Sınırları
Lawantra
05.07.2026
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Cumhurbaşkanına hakaret (TCK m. 299) suçunda ifade özgürlüğü ile onur ve saygınlığın korunması arasındaki dengeyi inceleyen önemli bir karara imza atmıştır. Karar, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan siyasi eleştirilerin ceza hukuku açısından değerlendirilmesinde avukatlara kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır.
Sanık, Facebook üzerinden üç ayrı tarihte Cumhurbaşkanına ilişkin görseller ve yorumlar paylaşmıştır. Paylaşımlarda “Diktatör kendi içinde de tehdit etmeye başladı”, “Bizim haberimiz varda bazı koyunlar anlamaz”, “Bu durumda çalınca Müslüman, çalmayınca dinsiz olunuyor” gibi ifadeler yer almıştır. Yerel mahkeme, bu paylaşımların onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikte olduğuna hükmederek mahkumiyet kararı vermiş, istinaf başvurusu da reddedilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın onanması gerektiğini belirterek itiraz etmiştir. Daire, itirazı incelemiş ve önceki kararını (2023/11096 E., 2025/20393 K.) usul ve yasaya uygun bulmuştur.
Kararda TCK m. 299 ve m. 125 hükümleri hatırlatılarak, hakaret suçunun unsurlarının “kişiyi küçük düşürmeye yönelik somut fiil veya olgu isnadı ya da sövme” olduğu belirtilmiştir. Kamu görevlilerine yönelik eleştirilerin daha geniş hoşgörüyle karşılanması gerektiği, AİHM içtihatları (Eon/Fransa, 14.03.2013) ve Anayasa Mahkemesi kararları referans alınarak açıklanmıştır.
Daire, Anayasa Mahkemesi’nin 15.05.2025 tarihli …/62422 başvuru kararında ortaya konulan ölçütleri detaylı biçimde incelemiştir: İfadelerin kim tarafından dile getirildiği, hedef kişinin kimliği ve katlanması gereken eleştiri sınırı, ifadelerin genel yarara ilişkin tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilgi, bağlamından koparılmaması, maddi vakıa mı yoksa değer yargısı mı olduğu gibi unsurlar değerlendirilmiştir.
Somut olayda sanığın paylaşımlarının, Cumhurbaşkanının politikalarını eleştirmek amacıyla yapılmış, şok edici, rahatsız edici ve sarsıcı nitelikte ağır eleştiri olduğu, ancak muhatabın onur ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında korunması gerektiği, aksi yorumun suçla korunan değeri ölçüsüz biçimde genişleteceği ve evrensel hukuk ilkeleriyle bağdaşmayacağı vurgulanmıştır.
Sonuç olarak, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı reddedilmiştir. Dosya, CMK m. 308/3 gereğince Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmiştir.
Bu karar, ceza avukatları için sosyal medya üzerinden siyasi eleştiri içeren paylaşımlarda savunma stratejisi oluştururken başvurulabilecek önemli bir emsaldir. Özellikle AİHM ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarının somut olayda nasıl uygulanacağı, değer yargısı ile somut isnat arasındaki ayrım ve “hoşgörü sınırı” kavramı detaylı biçimde ele alınmıştır. Karar, demokrasilerde ifade özgürlüğünün, özellikle devlet başkanlarının politikalarına yönelik eleştirilerde geniş koruma görmesi gerektiğini teyit etmektedir. (Toplam kelime: 682)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İstanbul Ticaret Mahkemelerinde yeni dönem: İhtisaslaşma ve dosya tevzi sistemi değişiklikleri
İstanbul'da ticaret mahkemelerinde 10 Temmuz ve 17 Temmuz 2026 tarihlerinde iki aşamalı değişiklik yapılmaktadır. Bakırköy, Anadolu, Küçükçekmece mahkemeleri yeni dosya tevziine kapatılacak, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri devreye girecek. Finans, bankacılık, iflas, sigortacılık ve fon davaları için uzmanlaşmış mahkemeler oluşturulmuştur. Derdest dosyalar numaralarına göre devredilecek, yeni dosya akışı ise ihtisas mahkemelerine yönlendirilecektir.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde 1 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe giren değişikliklerin hukuki analizi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikler, süs havuzu tanımı, TAKS hesabı, emsal dışı alanlar, asansör zorunluluğu, yeniden ruhsatlandırma, esaslı tadilat ve kullanım amacı değişikliği gibi konularda önemli yenilikler getirmektedir. Değişiklikler, imar uygulamalarında kazanılmış hakların korunması ile kamu yararı arasında denge kurmayı amaçlamaktadır.