Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/15317 E., 2022/15453 K. Sayılı Kararı Işığında Uzlaştırma ve Zincirleme Suç Uygulaması
Lawantra
10.07.2026
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/15317 Esas, 2022/15453 Karar sayılı ilamı, hakaret, kasten yaralama ve tehdit suçlarının yargılamasında uzlaştırma kurumunun doğru uygulanması ve zincirleme suç hükümlerinin sınırlarının belirlenmesi açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Yerel Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesi sırasında Daire, üç ayrı bozma nedeni tespit etmiş ve dosyayı yeniden yargılama yapılması üzere mahkemesine iade etmiştir.
Kararın ilk bozma nedeni, sanık hakkında TCK m. 86/3-e (nitelikli kasten yaralama) kapsamında açılan kamu davasının, kovuşturma aşamasında silah sayılan cisim kullanılmadığının kabulüyle TCK m. 86/2’ye dönüştürülmesiyle uzlaşmaya tabi hale gelmesidir. Bu durumda 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma prosedürünün uygulanması ve sanığın hukuki durumunun buna göre yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Uzlaştırma kurumunun, özellikle basit ve nitelikli yaralama suçlarında sıkça uygulanan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olduğu dikkate alındığında, bu hususun atlanması önemli bir usul hatasıdır.
İkinci bozma nedeni, sanığın mala zarar verme, tehdit ve hakaret suçlarından yargılandığı davada, kovuşturma sırasında tehdidin TCK m. 106/1-1. cümlesi (basit tehdit) kapsamında kabul edilmesi ve 2 Aralık 2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile bu suçun da uzlaştırma kapsamına alınmasıdır. Bu durumda hakaret (TCK m. 125/1) ve tehdit suçları için de uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği, aksi halde hukuki durumun yeniden belirlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Üçüncü ve kabule göre bozma nedeni ise zincirleme suç hükümlerinin (TCK m. 43/1) hatalı uygulanmasıdır. Sanığın bir sanığa “nerdesin yavşak” mesajının hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilmişken, diğer sanığa gönderdiği “aç lan telefonu” şeklindeki mesajların onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmadığı, yalnızca rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitaplar olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda zincirleme suç şartlarının oluşmadığı gözetilmeden fazla ceza tayin edilmesi, bozmayı gerektiren bir diğer hukuka aykırılıktır.
Karar, ceza hukukunda “suçta ve cezada kanunilik” ile “ölçülülük” ilkelerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Özellikle uzlaştırma kurumunun, 2016 yılındaki yasal değişiklikle tehdit suçunu da kapsayacak şekilde genişletilmesi, uygulamada sıkça gözden kaçan bir husustur. Avukatlar, müvekkilleri lehine bu değişiklikleri titizlikle takip etmeli ve kovuşturma aşamasında uzlaştırma teklif edilmediyse, bu eksikliğin bozma nedeni olabileceğini müvekkillerine hatırlatmalıdır.
Zincirleme suç uygulamasında ise Yargıtay, somut olayın özelliklerini dikkate alarak “onur, şeref ve saygınlığı rencide etme” ölçütünü titizlikle incelemektedir. Kaba hitapların her zaman hakaret suçu oluşturmayacağı, bu ayrımın iyi yapılması gerektiği içtihatla pekiştirilmiştir. Bu ayrım, özellikle sosyal medya üzerinden işlenen hakaret ve tehdit suçlarında avukatların savunma stratejilerini şekillendirmektedir.
Kararın genel değerlendirilmesi, ceza yargılamasında usul kurallarına uyulmasının maddi gerçeğin ortaya çıkarılması kadar önemli olduğunu göstermektedir. Uzlaştırma prosedürünün atlanması, yargılamanın yenilenmesini zorunlu kılmakta ve yargılama ekonomisine aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle çok sanıklı ve çok suçlu dosyalarda, her bir suç tipi için uzlaştırma kapsamının ayrı ayrı incelenmesi avukatlar açısından kritik bir mesleki özen gerektirmektedir.
Bu karar aynı zamanda, kovuşturma aşamasında suç vasfının değişmesi halinde savcılık ve mahkeme tarafından re’sen uzlaştırma prosedürünün işletilmesi gerektiğini de vurgulamaktadır. Avukatların bu konuda talepte bulunması, müvekkillerin lehine önemli avantajlar sağlayabilir. Özellikle basit yaralama, hakaret ve basit tehdit suçlarında uzlaştırma, ceza yargılamasının uzamasını önleyerek müvekkillere hızlı bir çözüm sunmaktadır.
Sonuç olarak Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin anılan kararı, ceza pratiğinde çalışan avukatlar için önemli bir yol göstericidir. Uzlaştırma hükümlerinin zorunlu uygulanması, zincirleme suç şartlarının somut olaya özgü değerlendirilmesi ve hüküm fıkralarının titizlikle incelenmesi, adil yargılanma hakkının somut bir yansımasıdır. Meslektaşlarımızın bu tür kararları yakından takip etmesi, savunma kalitesini artıracak ve olası usul hatalarının önüne geçecektir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Kira Tespit İlamlarının İcrası: Kira Farkı İçin İlamsız, Vekâlet Ücreti İçin İlamlı Takip Stratejisi
Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları ışığında kira tespit ilamlarının karma niteliği, ilamlı-ilamsız icra ayrımı, kesinleşme şartı ve avukatların stratejik yaklaşımı detaylı inceleniyor.
Nefret ve Ayrımcılık Suçu: TCK m. 122 Kapsamında Hukuki Değerlendirme ve Uygulama Esasları
TCK’nın 122. maddesinde düzenlenen nefret ve ayrımcılık suçu, korunan hukuki yarar, maddi-manevi unsurlar, koruma grupları ve Yargıtay içtihatları ışığında avukatlar için detaylı bir analiz sunuyor.