Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2021/19331 E., 2024/8858 K. sayılı Kararı: Temyiz Dilekçesinde Gerekçe Gösterilmemesinin Sonuçları
Lawantra
02.08.2026
Temyiz kanun yolunda dilekçenin içeriği, yargılama usulünün en kritik aşamalarından biridir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 1 Temmuz 2024 tarihli, 2021/19331 Esas ve 2024/8858 Karar sayılı ilamı, temyiz dilekçesinde somut temyiz sebeplerinin gösterilmemesi halinde ne tür sonuçlar doğacağını açıkça ortaya koymaktadır. Bu karar, özellikle terör suçlarına ilişkin dosyalarla uğraşan avukatlar için önemli usulî dersler içermektedir.
Dosya, silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkindir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi, 10 Nisan 2019 tarih ve 2018/3047 Esas, 2019/673 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bu karar, sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin içeriğini incelemiştir. Sanık müdafii 27 Mayıs 2019 tarihli dilekçesinde “verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dilekçe içeriğinin istinaf dilekçesi ile aynı olduğuna ve istinaf dilekçesinin temyiz dilekçesinin eki sayılmasını” belirtmiştir. Daire, bu ifadenin somut bir temyiz sebebi içermediği kanaatine varmıştır.
Kararda, istinaf ve temyiz kanun yolları arasındaki temel farklar detaylı biçimde açıklanmıştır. Kanun koyucu, istinaf aşamasında hem maddi olayı hem hukuki denetimi yapan mahkemede sebep gösterme zorunluluğunu öngörmemiştir (CMK m.273/4). Ancak temyiz aşamasında inceleme hukuki denetimle sınırlı olduğundan (CMK m.294/2), temyiz edenin hükmün neden bozulmasını istediğini açıkça göstermek zorunda olduğu kabul edilmiştir (CMK m.294/1). Temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermemesi halinde, usulüne uygun açılmış bir temyiz davasından söz edilemeyeceği ve CMK m.298 uyarınca temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Daire, doktrindeki görüşlere ve AİHM içtihatlarına da atıf yaparak, usul şartlarına uyulmamasının başvuru hakkının ihlali anlamına gelmediğini belirtmiştir. Sonuç olarak, sanık müdafinin temyiz isteminin CMK m.298/1 uyarınca reddine, Tebliğname’ye uygun olarak oybirliğiyle karar verilmiştir. Dosya, Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneği ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir.
Bu karar, avukatlar için hayati öneme sahiptir. Temyiz dilekçesinin “usul ve yasaya aykırıdır”, “istinaf dilekçemiz temyiz dilekçemizin eki sayılmalıdır” gibi genel ifadelerle sınırlı kalması, temyiz incelemesinin yapılmasına engel olmaktadır. Avukatların, temyiz dilekçelerinde somut hukuki aykırılıkları, hangi kanun maddesinin yanlış uygulandığını, hangi usul kuralına uyulmadığını açıkça ve gerekçeleriyle birlikte belirtmeleri zorunludur.
Kararda ayrıca CMK m.289’da düzenlenen mutlak hukuka aykırılık hallerinin, temyiz dilekçesinde gösterilmese dahi re’sen inceleneceği hatırlatılmıştır. Ancak somut olayda böyle bir mutlak bozma nedeni tespit edilmemiştir. Bu husus, avukatların temyiz stratejilerinde hem m.294/1 çerçevesinde somut sebepler göstermeleri hem de m.289’daki mutlak nedenleri ayrıca kontrol etmeleri gerektiğini göstermektedir.
Yargıtay’ın bu yaklaşımı, temyiz kanun yolunun sınırlı inceleme ilkesiyle çalıştığını bir kez daha teyit etmektedir. İstinaf aşamasındaki geniş inceleme yetkisi, temyiz aşamasında yerini hukuki denetim sınırlamasına bırakmaktadır. Bu nedenle avukatlar, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna başvururken dilekçelerini çok daha titiz ve gerekçeli hazırlamalıdır.
Sonuç olarak, bu karar avukatlara şu mesajı vermektedir: Temyiz, istinaf gibi geniş bir inceleme yolu değildir. Temyiz dilekçesi, bozma nedenlerini somut, açık ve hukuki dayanaklarıyla ortaya koymalıdır. Aksi halde CMK m.298 uyarınca temyiz istemi usulden reddedilecektir. Bu içtihat, ceza yargılamasında kanun yollarının etkin kullanımı konusunda önemli bir emsal oluşturmaktadır. Avukatlar, benzer dosyalarda müvekkillerinin haklarını korumak için temyiz dilekçelerini en baştan özenle kaleme almalı, genel ifadelerden kaçınmalıdır. (Toplam kelime: 612)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
657 Sayılı Kanun’un 127. Maddesindeki “Zamanaşımı” Süresinin Gerçek Niteliği: Hak Düşürücü Süre mi, Zamanaşımı mı?
Disiplin soruşturması sürelerinin hukuki niteliği, Danıştay kararları ve doktrin ışığında incelendi. İdarenin disiplin cezası verme yetkisini sona erdiren sürenin hak düşürücü süre olduğu, uzama-durma-kesilme kurallarının uygulanamayacağı vurgulanıyor.
Boşanma Davalarında Fiziksel Şiddetin İspatı ve Hukuki Etkileri: Deliller, Kusur ve Sonuçları
Boşanma davalarında fiziksel şiddet iddialarının ispatı, Adli Tıp raporları, hastane kayıtları ve polis tutanaklarıyla nasıl güçlendirilir? Şiddetin nafaka, tazminat ve velayet üzerindeki etkileri avukatlar için detaylı incelendi.