Yargıtay 23. Hukuk Dairesi: Site Aidatı ve Ortak Gider Alacaklarında Bilirkişi Avansı ve Esastan Ret Kararı
Lawantra
14.07.2026
Kat Mülkiyeti Kanunu ve site yönetim planı uyarınca ödenmeyen aidat ve ortak gider alacaklarının tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davalarında, bozma ilamı üzerine yapılan yargılamada bilirkişi incelemesi için verilen kesin süreye uyulmaması durumunda verilecek kararın niteliği, uygulamada tereddüt yaratmaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 2018/1790 Esas, 2019/4994 Karar sayılı ilamı, bu konuda önemli bir içtihat sunmaktadır.
Davacı kooperatif, davalının 2005-2006-2007 yıllarına ait ortak gider ve site aidatını ödemediğini ileri sürerek icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Davalı, taşınmazı 2008 yılında satın aldığını, borcu bilmediğini ve defterlerde kayıt bulunmadığını savunmuştur. Dairemizin önceki bozma kararı üzerine mahkeme, bilirkişi raporu alınması için davacıya iki kez kesin süre vermiş, ancak davacı bu süreler içinde bilirkişi ücretini yatırmamıştır. Mahkeme, HMK m. 94 gereğince davanın usulden reddine karar vermiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, bozma ilamı doğrultusunda istenen bilirkişi incelemesinin delil avansı niteliğinde olduğunu, HMK m. 324 uyarınca kesin süre içinde yatırılmayan avans nedeniyle o delilden vazgeçilmiş sayılacağını vurgulamıştır. Davanın niteliği itibarıyla ispat yükü davacıdadır. Bu nedenle ara kararın yerine getirilmemesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin usulden ret kararı sonuç itibarıyla doğru olsa da hukuki nitelendirmenin hatalı olduğu, kararın “davanın esastan reddine” şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Bu karar, avukatlar için usul hukuku açısından öğretici niteliktedir. HMK m. 324’te düzenlenen delil avansı, sadece ticari ve sigorta davalarına özgü olmayıp, kat mülkiyeti ve aidat alacakları davalarında da aynı titizlikle uygulanmaktadır. Bozma ilamına uyulduktan sonra mahkemenin verdiği ara kararlara uyulmaması, ispat yükümlülüğünü yerine getirememe sonucunu doğurmakta ve esastan ret kararı ile sonuçlanmaktadır.
Avukatların dikkat etmesi gereken hususlar şunlardır: (i) Bozma kararından sonra istenen bilirkişi incelemesinin kapsamını ve gerekliliğini müvekkille birlikte değerlendirmek, (ii) Delil avansının zamanında yatırılması için gerekli finansal ve idari tedbirleri almak, (iii) Avans yatırılmaması halinde doğabilecek hak kaybı riskini müvekkile yazılı olarak bildirmek. Aksi halde, usul hatası nedeniyle davanın esastan reddi ile karşılaşmak kaçınılmaz olabilecektir.
Kararda ayrıca %40 inkâr tazminatı, aylık %10 faiz ve kötü niyet tazminatı taleplerine de değinilmiş, ancak asıl uyuşmazlık delil avansı yükümlülüğünün sonuçları üzerinde yoğunlaşmıştır. Daire, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verirken, temyiz harcının temyiz edenden alınmasına hükmetmiştir.
Bu içtihat, özellikle apartman ve site yönetimleri adına çalışan avukatlara, alacak tahsili davalarında delil avansı yönetiminin stratejik önemini hatırlatmaktadır. İspat yükünün davacıda olduğu alacak davalarında, mahkemece istenen her türlü bilirkişi veya keşif masrafının zamanında karşılanması, dava başarısı için kritik bir unsurdur. Yargıtay’ın yaklaşımı, usul kurallarına riayetin esasa ilişkin sonuçlar doğurabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. (Toplam kelime: 658)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.