Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025/5976 E., 2026/658 K. sayılı Kararı: Boşanmada Kusur ve Tazminatın Belirlenmesi
Lawantra
05.07.2026
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davalarında kusur tespiti, tazminat talepleri ve delil değerlendirmesi açısından önemli bir içtihat ortaya koymuştur. Karar, aile hukuku avukatları için kusur dengesinin nasıl kurulması, tanık beyanlarının ağırlığı ve TMK m. 174 kapsamında maddi-manevi tazminatın belirlenme kriterleri bakımından yol gösterici niteliktedir.
Taraflar arasında Adana 7. Aile Mahkemesinde karşılıklı boşanma davası açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi, erkeğin “evi terk, düzenli işinin olmaması, kazancını saklaması, fiziksel şiddet teşebbüsü” iddialarını kısmen ispatlanmamış kabul etmiş, kadının ise “kocayı ve arkadaşını fazla araması, hakaret etmesi” davranışlarını sabit görmüştür. Her iki tarafı da eşit kusurlu bularak boşanmaya karar vermiş, tazminat taleplerini reddetmiştir.
Kararın istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz aşamasında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kusur belirlemesinin hatalı olduğuna hükmetmiştir.
Daire, toplanan deliller ve özellikle tanık beyanlarını (R.K., Ö.C.K., V.A.) incelemiş ve erkeğin kadına karşı “süregelen hakaret, tehdit, güven sarsıcı davranış ve çocuklarının cebinden habersiz para alma” fiillerinin de sabit olduğunu tespit etmiştir. Bu kusurlar ilk derece mahkemesince göz ardı edilmiştir. Sonuç olarak erkeğin ağır kusurlu, kadının ise az kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay, TMK m. 174/1 ve 174/2 hükümlerini hatırlatarak, daha az kusurlu tarafın maddi tazminat, kişilik haklarına saldırı halinde ise manevi tazminat talep edebileceğini vurgulamıştır. Davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma nedeniyle maddi desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.
Daire, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, fiilin ağırlığı, TMK m. 4’teki hakkaniyet ilkesi ile TBK m. 50 ve 51’deki ölçütler dikkate alınarak kadının lehine uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kusur belirlemesindeki hata nedeniyle ilk derece ve istinaf kararları bozulmuştur.
Kararda ayrıca, ilk derece mahkemesinin eşit kusur kabulünün, tanık beyanlarıyla çeliştiği ve bu nedenle hukuki dinlenilme hakkı ile ispat kurallarına aykırı olduğu da vurgulanmıştır. Boşanma davalarında kusurun derecelendirilmesinin, sadece boşanma sonucunu değil, nafaka ve tazminat miktarlarını da doğrudan etkilediği bir kez daha ortaya konulmuştur.
Bu karar, aile hukuku pratiğinde kusur tespitinin titizlikle yapılması gerektiğini, tanık beyanlarının somut olayla bağlantısının kurulması ve her türlü delilin bütüncül değerlendirilmesi zorunluluğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Özellikle “ağır kusur” kavramının somutlaştırılması ve bunun tazminat miktarına yansıtılması açısından avukatlara önemli bir rehber niteliğindedir. Kusur dengesinin hatalı kurulması halinde hem maddi hem manevi tazminat taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği içtihatlaşmıştır. (Toplam kelime: 658)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Faili Meçhul Cinayet 10 Yıl Sonra Aydınlatıldı: Adli ve Kolluk İşbirliğinin Önemi
Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 2016 yılında işlenen faili meçhul cinayet, ileri moleküler genetik incelemeler, HTS ve daraltılmış baz analizleri sayesinde 10 yıl sonra aydınlatılmıştır.
Güldüren Adliye Koridorları: Meslektaşlarımızın Kaleminden Mizah ve Hukuk
Adliye koridorlarında yaşanan komik olaylar, meslek içi mizahın en güzel örneklerini sunarken, hukukçuların günlük hayatındaki insanî yönleri de gözler önüne sermektedir.