Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/4980 E., 2023/7701 E. ve 2023/3218 E. sayılı Boşanma Kararlarının Değerlendirilmesi
Lawantra
20.07.2026
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024 yılında verdiği üç önemli karar, boşanma hukukunun temel meselelerini aydınlatması açısından avukatlar ve aile hukuku uygulayıcıları için büyük önem taşımaktadır. Bu kararlar, kusur tespiti, eşit kusur hali, ölüm nedeniyle davanın düşmesi, nafaka ve tazminat taleplerinin değerlendirilmesi konularında içtihat niteliği taşımaktadır.
1. 2023/4980 E., 2024/3638 K. sayılı karar:
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasında ilk derece mahkemesi erkeğin davasını kabul etmiş, kadının davasını feragat nedeniyle reddetmiş, kadını eşit kusurlu bularak 750 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. İstinaf aşamasında erkek vefat etmiş, mirasçıları davaya devam talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, kadının eşine ve çocuklarına hakaret etmesi, hastalandığı dönemde bakmayacağını söylemesi nedeniyle tam kusurlu olduğuna, erkeğin kusurunun affedildiği sonucuna vararak boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve kadının tam kusurlu olduğuna karar vermiştir. Yargıtay, bu kararı onamıştır.
Kararda öne çıkan husus, 4721 sayılı TMK m. 181/2 uyarınca eşin ölümü halinde mirasçıların kusur tespiti için davaya devam edebilmesidir. Mahkeme, kadının “öl, geber, sana bir bardak su vermem” şeklindeki sözlerini, eşine ve çocuklara yönelik hakaretleri ağır kusur olarak nitelendirmiş, erkeğin çocuklarının etkisi altında kalmasını kusur saymamıştır. Bu karar, ölüm halinde kusur tespitinin mirasçılar lehine devam edebileceğini ve affın somut olayda gerçekleştiğinin kabulünü göstermektedir.
2. 2023/7701 E., 2024/1740 K. sayılı karar:
Kısa süreli evlilikte (4 ay) kadının boşanma davası kabul edilmiş, erkek ağır kusurlu bulunarak 50.000 TL maddi ve 40.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Erkek, ceza dosyasında hakaret suçundan beraat ettiğini ileri sürerek istinaf ve temyiz etmiştir. Hem BAM hem Yargıtay, ilk derece kararını onamıştır.
Kararda, erkeğin “oruspu”, “senin sülaleni sinkaf ederim”, “seninle evlendiğime pişmanım” şeklindeki ağır hakaretleri, küçümseyici sözleri, fiziksel ve psikolojik şiddet uygulaması ağır kusur olarak kabul edilmiştir. Kadının kıskanç aramaları az kusur sayılmıştır. Karar, kısa evliliklerde dahi ağır hakaret ve şiddetin tazminat yükümlülüğü doğurabileceğini, ceza beraatinin hukuk davasını bağlamadığını vurgulamaktadır. TMK m. 166/1 ve m. 174 hükümlerinin somut olaya uygulanması açısından öğreticidir.
3. 2023/3218 E., 2024/423 K. sayılı karar:
Uzun süren yargılamada ilk derece mahkemesi tarafları eşit kusurlu bulmuş, tazminat taleplerini reddetmiş, kadına tedbir nafakası bağlamıştır. BAM, kusur tespitini bozmuş; Yargıtay ise erkeğin ağır kusurlu (kapı kilidini değiştirme alışkanlığı, akraba önünde küçük düşürme, temel ihtiyaçları kısıtlama), kadının az kusurlu (bıçak çekme ve hakaret) olduğuna karar vermiştir. Bu nedenle kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Kararda, TMK m. 166, m. 169 ve m. 174 hükümleri çerçevesinde kusurun derecelendirilmesi, ayrı yaşama hakkını doğuran davranışlar (kapı kilidini değiştirme), ceza dosyası delillerinin hukuk davasında kullanılması ve tazminat için “kusursuz veya az kusurlu olma” şartı detaylı biçimde incelenmiştir. Yargıtay, BAM’ın eşit kusur kabulünü hatalı bularak kadının az kusurlu olduğunu, bu nedenle tazminata hak kazandığını vurgulamıştır.
Genel Değerlendirme ve Avukatlara Mesleki Çıkarımlar:
Üç karar da kusur tespitinin somut delillere, tanık beyanlarına, ceza dosyası içeriğine ve tarafların davranışlarının ağırlığına göre yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ölüm halinde mirasçıların TMK m. 181/2 kapsamında kusur tespiti talebi, nafakanın ölümle düşmesi, kısa evliliklerde ağır kusurun tazminat yükümlülüğü ve kapı kilidini değiştirme gibi tekrarlayan davranışların ayrı yaşama hakkı doğurması önemli içtihatlardır.
Avukatlar, boşanma davalarında dijital deliller (WhatsApp, mesajlaşma), tanık beyanları ve ceza dosyası ile hukuki dosyanın uyumunu titizlikle hazırlamalıdır. Kusur derecelendirmesi yapılırken davranışların kronolojisi, ağırlığı ve tekrarlılığı önemsenmelidir. Tazminat taleplerinde TMK m. 174’ün koşulları (kişilik haklarına saldırı, yoksunluk, kusur durumu) somut olarak ortaya konulmalıdır.
Bu kararlar, aile hukukunda hakkaniyet, somut olaya özgü değerlendirme ve delillerin bütüncül incelenmesi ilkelerini bir kez daha teyit etmektedir. Özellikle istinaf ve temyiz aşamalarında kusur tespitine ilişkin gerekçelerin güçlü tutulması, müvekkil menfaatlerinin korunması açısından kritik öneme sahiptir. (Word count: 856)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Akran Zorbalığı Mağduru Çocukların Ceza Adalet Sistemindeki Görünmezliği ve Yeni Bir Suç Tipi Önerisi
Çocuk Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki mevcut düzenlemelerin akran zorbalığı mağduru çocukları yeterince korumadığını, yeni bir ‘akran zorbalığı’ suç tipine (TCK m. 103/A) ihtiyaç olduğunu savunan hukuki ve pedagojik değerlendirme.
Malpraktis Davalarında Sosyal Medya Paylaşımları ve Dijital İletişim: Hekim Sorumluluğunu Etkileyen Yeni Delil Kaynakları
Estetik ve tıbbi müdahalelerde Instagram, WhatsApp ve web sitesi paylaşımlarının malpraktis davalarında delil değeri, aydınlatma yükümlülüğü, sonuç taahhüdü ve kişisel veri koruma boyutlarıyla inceleniyor.