Yargıtay 2. Hukuk Dairesi: Değişen Koşullarda Velayet Düzenlemesi ve Karar Düzeltme
Lawantra
04.08.2026
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2019/4980 E. ve 2019/12318 K. sayılı kararı, velayet uyuşmazlıklarında “çocuğun üstün yararı” ilkesinin nasıl uygulanması gerektiği, değişen koşullar karşısında velayet düzenlemesinin dinamizmi ve karar düzeltme yolunun işleyişi bakımından avukatlar ve hukuk profesyonelleri için önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Dava, karşılıklı boşanma talebiyle açılmış olup, ilk derece mahkemesi her iki tarafın da boşanma talebini kabul ederek evlilik birliğinin sona ermesine hükmetmiş ve ortak çocukların velayetini babaya vermiştir. Anne tarafından velayet yönünden temyiz edilen karar, Daire’nin 26.06.2018 tarihli 2016/20732 E. – 2018/8068 K. sayılı ilamı ile bozulmuş ve velayetin anneye verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunun üzerine baba karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Karar düzeltme incelemesinde Daire, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmesine rağmen, 6217 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 3. maddenin 1. bendi gereğince, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı tarihten önce verilen kararlar hakkında 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2014 tarihli değişiklikten önceki 427 ila 454. maddelerinin uygulanmasına devam edileceğini vurgulamıştır. Bu çerçevede karar düzeltme talebinin usulüne uygun olarak incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Velayet düzenlemelerinde temel ilkenin “çocuğun üstün yararı” olduğu, bu ilkenin Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 1. maddesi, Türk Medeni Kanunu’nun 339/1, 343/1, 346/1 maddeleri ile Çocuk Koruma Kanunu’nun 4/b maddesinde yer aldığı açıkça belirtilmiştir. Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin en iyi şekilde sağlanması gerektiği, ana ve babanın kişisel yararları, kusur durumları veya sosyal konumlarının ancak çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde dikkate alınabileceği vurgulanmıştır.
Somut olayda, velayet hükmü kesinleşmeden önce Diyarbakır 2. Aile Mahkemesi’nin 2016/967 E., 2017/851 K. sayılı dosyasında aynı çocuklar hakkında yeniden velayet davası açıldığı, bu davada velayetin babaya verildiği ve kararın 12.12.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Sosyal inceleme raporu çocukların babayla kalmalarının uygun olduğunu göstermiş, anne velayet talebinden vazgeçmiş, çocuklar babalarının yanında fiilen yaşamaya başlamış, yaşam koşullarına alışmış ve babalarıyla kalmak istediklerini beyan etmişlerdir.
Yargıtay, velayet kararlarının değişen koşullara göre her zaman yeniden düzenlenebileceğini (TMK m.182 ve m.336/2) belirterek, ortak çocuklar Nisanur (2010 doğumlu) ve … (2011 doğumlu) için velayetin babaya bırakılmasının isabetli olduğuna hükmetmiştir. Bu nedenle önceki bozma ilamının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Karar oybirliğiyle alınmış, onama harcı temyiz eden anneye yükletilmiş, karar düzeltme harcı ise iade edilmiştir.
Bu karar, avukatlar açısından velayet davalarında “üstün yarar” değerlendirmesinin somut olgulara, sosyal inceleme raporlarına, çocukların fiili durumuna ve değişen koşullara dayandırılması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Özellikle birden fazla velayet dosyası bulunan durumlarda, önceki kesinleşmiş kararların yeni dosyaya etkisinin, çocukların adaptasyon sürecinin ve iradelerinin öneminin altını çizmektedir. Karar düzeltme aşamasında usul kurallarının titizlikle uygulanması, HMK Geçici 3. madde kapsamında eski usul hükümlerinin devamı ve velayet düzenlemelerinin dinamik niteliği, meslek pratiğinde sıkça karşılaşılan sorunlara ışık tutmaktadır.
Hukuk profesyonelleri, bu emsalde çocuğun üstün yararının statik değil dinamik bir kavram olduğunu, yeni deliller ve değişen yaşam koşullarıyla yeniden değerlendirilebileceğini görmelidir. Velayet değişikliği davalarında sosyal inceleme raporlarının zorunlu niteliği, çocukların beyanlarının ağırlığı ve ebeveynlerin fiili bakım durumunun önemi bir kez daha vurgulanmıştır. Karar aynı zamanda, usulü karar düzeltme yolunun velayet gibi hassas konularda nasıl işlediğini göstermesi bakımından da öğreticidir.
Sonuç olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, velayet uyuşmazlıklarında çocuğun üstün yararını merkeze alan, somut olgulara dayalı ve değişen koşullara duyarlı bir yaklaşım benimsemiştir. Bu yaklaşım, aile hukuku uygulayıcıları için önemli bir referans niteliğindedir. (612 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Hak Düşürücü Süreler Takvimle Değil, Kanunla Uzatılır
Danıştay kararı ışığında hak düşürücü sürelerin niteliği, uzatılması ve disiplin hukukunda hafta sonu-resmi tatil etkisinin kapsamlı hukuki analizi.
Temmuz 2026 Kira Artış Oranı Yüzde 31,90 Olarak Belirlendi
TÜFE verilerine göre Temmuz 2026 kira artış oranı %31,90 olarak açıklandı. Türk Borçlar Kanunu 344. madde ve geçici maddeler kapsamında güncel oranlar ve sınırlamalar.