Yargıtay 17. Hukuk Dairesi: Multiple Skleroz (MS) Hastalığında Beyan Yükümlülüğü ve Ek Bilirkişi Raporu Gerekliliği
Lawantra
23.08.2026
Sigorta poliçelerinde özellikle kronik ve tehlikeli hastalıklar bakımından beyan yükümlülüğünün kapsamı, Yargıtay içtihatlarıyla sürekli olarak şekillenmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2015/17293 Esas, 2018/5922 Karar sayılı ilamı, Multiple Skleroz (MS) hastalığının sigorta sözleşmesindeki teminat kapsamı ve poliçe öncesi semptomların değerlendirilmesi açısından önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Dava, Yaşama Destek Sigortası poliçesine dayalı 30.000 TL tehlikeli hastalık tazminatı talebine ilişkindir. Poliçe 19.12.2011 – 19.12.2012 tarihleri arasını kapsamaktadır. Davacı, poliçeden yaklaşık 6 ay sonra MS hastalığının kesin tanısını aldığını, ancak belirtilerin poliçeden sonra ortaya çıktığını iddia etmiştir. Sigorta şirketi ise davacının 2003 yılından beri MS ile uyumlu semptomlar gösterdiğini, poliçe tanzimi sırasında bu durumu gizlediğini savunarak cayma hakkını kullandığını bildirmiştir.
Yerel Ticaret Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu 3. Tıp İhtisas Kurulu raporu ve Özel Sigortalar Uzmanı bilirkişi raporunu benimseyerek davanın kabulüne karar vermiştir. Raporda, hastalığın kesin tanısının sigorta tarihinden sonra konulduğu, poliçeden önceki semptomların tanı koydurucu olmadığı belirtilmiştir. Mahkeme, sigorta şirketinin kastı gizleme iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varmıştır.
Yargıtay ise kararın eksik incelemeye dayandığını tespit etmiştir. Öncelikle 6102 sayılı TTK m.1290 ve m.1435 hükümlerini hatırlatan Daire, sigortalının bildiği veya bilmesi gereken önemli hususları bildirmekle yükümlü olduğunu vurgulamıştır. Poliçenin özel şartlarında “MS hastalığının teminat kapsamında olduğu, ancak muhtemel MS ve MS’i düşündüren ancak tanı koydurucu olmayan izole nörolojik semptomların teminat dışı olduğu” açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca kasten gerçeğe aykırı veya eksik beyanda bulunulması halinde sigortacının cayma hakkının bulunduğu da poliçe özel şartlarında yer almaktadır.
Dosyadaki Adli Tıp raporu, hastalığın bulgularının 2009 yılından itibaren belirginleştiğini, 29.03.2012 tarihli MR’da kronik seyirli olduğu ve eski atakların bulunduğunun anlaşıldığını ortaya koymuştur. Yargıtay, mahkemenin bu semptomların poliçede teminat dışı kabul edilen “muhtemel MS ve izole nörolojik semptomlar” kapsamında olup olmadığı yönünde ek rapor almadan karar vermesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur.
Kararda özellikle belirtilen husus, sigortalının poliçe tanziminden önce semptomları bilip bilmediği ve bunları kasten gizleyip gizlemediğinin somut delillerle ortaya konulması gerektiğidir. Daire, poliçedeki özel şartların gözetilmesi gerektiğini, sadece kesin tanı tarihine odaklanmanın yetersiz olduğunu vurgulamıştır.
Mesleki Değerlendirme
Bu karar, avukatlara poliçe özel şartlarının titizlikle incelenmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır. Özellikle “tehlikeli hastalıklar” teminatlarında semptom-tanı ayrımının yapılması, sigorta uyuşmazlıklarında kritik rol oynamaktadır. Beyan yükümlülüğü ihlali iddialarında, yalnızca “kesin tanı” tarihine değil, poliçeden önceki semptomların niteliğine ve sigortalının bunları bilme ihtimaline odaklanmak gerekmektedir.
Yargıtay’ın ek rapor talebi, bilirkişi incelemesinin hem tıbbi hem de sigorta hukuku uzmanı tarafından yapılmasının önemini ortaya koymaktadır. Benzer davalarda avukatların, poliçe genel şartları ile özel şartlarını karşılaştırmalı olarak sunmaları, Adli Tıp ve sigorta hukuku bilirkişisinden ayrı rapor talep etmeleri stratejik açıdan faydalı olacaktır.
Sonuç olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 05.06.2018 tarihinde oybirliğiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur. Karar, MS gibi kronik hastalıklarda sigorta teminatının sınırlarının belirlenmesi, beyan yükümlülüğünün kapsamı ve mahkemece yapılması gereken araştırma derinliği bakımından sigorta hukuku pratiğinde önemli bir yer tutmaktadır. Hukuk profesyonelleri, bu içtihadı özellikle “semptom-tanı” tartışmalarında referans almalıdır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.