Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/28878 E., 2019/3909 K. sayılı Kararı: İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmelerde Cayma Hakkı ve Ön Bilgilendirme Yükümlülüğü
Lawantra
14.07.2026
Tüketici hukuku uygulamalarında, özellikle iş yeri dışında kurulan sözleşmelerde satıcıların ön bilgilendirme ve cayma hakkı yükümlülüklerini yerine getirmemesi, sıklıkla uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/28878 Esas, 2019/3909 Karar sayılı ilamı, bu alanda avukatlar ve hukuk profesyonelleri için önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Davacı tüketici, davalı şirket ile 24 Kasım 2015 tarihinde kapıdan satış yöntemiyle internetten canlı ders izleme amacıyla bir sözleşme imzalamıştır. Sözleşmeyi telefonla arayarak iptal ettiğini belirten tüketici, davalının buna rağmen sözleşme bedelini talep etmesi üzerine sözleşmenin iptali talebiyle tüketici mahkemesine başvurmuştur. Davalı şirket ise davanın reddini talep etmiştir.
Yerel Tüketici Mahkemesi, cayma hakkının süresinde kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 13. Hukuk Dairesi önüne gelmiştir.
Daire, öncelikle uyuşmazlığın sözleşme tarihi itibarıyla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) hükümlerine tabi olduğunu tespit etmiştir. 4077 sayılı eski TKHK'da kapıdan satışlar için yedi günlük cayma hakkı öngörülmüşken, 6502 sayılı Kanun'un 47. maddesiyle iş yeri dışında kurulan sözleşmelerde bu süre on dört güne çıkarılmıştır.
Yargıtay, 6502 sayılı TKHK m.47 ve İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliği'nin ilgili hükümlerini detaylı biçimde incelemiştir. Yönetmeliğin 5. maddesine göre, cayma hakkının kullanım şartları en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir dilde, açık, sade ve okunabilir şekilde yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye bildirilmelidir. Ön bilgilendirme yapıldığına ilişkin ispat yükü satıcıya aittir.
Aynı Yönetmeliğin 10. maddesinin 3. fıkrası, satıcı veya sağlayıcının ekteki cayma formunu sözleşmenin kurulduğu anda tüketiciye vermek zorunda olduğunu hükme bağlamaktadır. 9. maddede ise, cayma hakkı konusunda tüketiciyi gerektiği şekilde bilgilendirmemesi halinde tüketicinin on dört günlük süreyle bağlı olmayacağı, bu sürenin her halükarda cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona ereceği belirtilmiştir.
Somut olayda, davalının tüketiciye cayma hakkı konusunda ön bilgilendirme yaptığına ve teslimine ilişkin herhangi bir belge sunamadığı, cayma belgesinin sözleşme metnine ilave edilmek suretiyle düzenlendiği tespit edilmiştir. Yargıtay, satıcının İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliği'ne uygun olarak tüketiciyi bilgilendirmediğini vurgulamış ve bu eksiklik nedeniyle tüketicinin cayma hakkını kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı olmadığı sonucuna varmıştır.
Kararda ayrıca, 6502 sayılı TKHK m.47'de düzenlenen bilgilendirme yükümlülüğünün ispat külfetinin satıcıya ait olduğu ve bu yükümlülüğe aykırı davranılması halinde tüketicinin süreyle bağlı olmayacağı açıkça ifade edilmiştir. Daire, yerel mahkemenin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurmasını usul ve yasaya aykırı bularak temyiz edilen hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermiştir.
Bu karar, avukatlar açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle kapıdan satış, telefonla satış veya benzeri iş yeri dışında kurulan sözleşmelerde, satıcıların cayma formunu usulüne uygun şekilde tüketiciye teslim etmesi, el yazısıyla zorunlu ibarelerin (ad, soyad, imza, tarih ve "on dört gün içerisinde satıştan vazgeçme hakkımın olduğu konusunda bilgilendirildim" ifadesi) yer alması ve tüm bunların ispat edilebilir şekilde belgelenmesi zorunludur.
Uygulamada, birçok satıcı bu yükümlülükleri yerine getirmemekte veya eksik belge sunmaktadır. Yargıtay'ın yaklaşımı, tüketicinin korunması ilkesini ön plana çıkarmakta ve satıcıların idari para cezası, tüketici hakem heyeti kararları ve mahkeme uyuşmazlıkları riskini artırmaktadır.
Hukuk profesyonelleri, müvekkilleri adına bu tür davalarda Yönetmeliğin 5., 9. ve 10. maddelerini, TKHK m.47'yi titizlikle incelemeli, ispat yükünün satıcıda olduğunu vurgulamalıdır. Karar, aynı zamanda 4077 sayılı Kanun'dan 6502 sayılı Kanun'a geçiş sürecindeki süre değişikliklerini de netleştirmektedir.
Sonuç olarak, Yargıtay 13. HD 2016/28878 E., 2019/3909 K. sayılı kararı, iş yeri dışında kurulan sözleşmelerde ön bilgilendirme ve cayma hakkı usullerine uyulmamasının ağır sonuçlarını ortaya koymakta, tüketici avukatlarına güçlü bir dayanak sunmaktadır. Bu içtihat, benzer uyuşmazlıklarda cayma hakkının geniş yorumlanmasını ve satıcıların yükümlülüklerini ispat edememesi halinde tüketicinin lehine karar verilmesini sağlamaktadır.
Avukatlar, müvekkillerine sözleşme öncesi ve sonrası süreçlerde bu karar ışığında danışmanlık vererek olası uyuşmazlıkları önleyebilir veya lehe sonuçlar elde edebilir. Kararın oybirliğiyle verilmiş olması da emsal niteliğini güçlendirmektedir. (Toplam kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.