Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nden İflasta İstihkak Davası ve Hukuki Yarar Koşulu Hakkında Önemli Karar
Lawantra
24.08.2026
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2024 tarihli ve 2024/824 E., 2024/4759 K. sayılı kararı, iflas hukuku uygulamasında önemli bir usul meselesine açıklık getirmiştir. Karar, iflasta istihkak davası açılması için iflas idaresinin istihkak iddiasını reddeden bir kararının bulunmasının zorunlu olmadığını, üçüncü kişilerin doğrudan icra mahkemesinde dava açabileceğini ortaya koymuştur.
Dava, İİK m.228 uyarınca iflas masasına giren menkuller üzerindeki istihkak iddiasına ilişkindir. İlk derece mahkemesi, iflas idaresinin üçüncü kişiye süre verilmesine ilişkin muhtırasını yerinde bularak şikâyeti reddetmiş, istihkak davasını ise bilirkişi raporu doğrultusunda kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle istihkak davasını reddetmiştir. BAM’a göre, iflas idaresi veya iflas dairesi tarafından istihkak iddiasının reddine dair bir karar bulunmadığından dava şartı gerçekleşmemiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu yaklaşımı isabetli bulmamıştır. Kararda, İİK m.228’in iflas idaresinin istihkak iddiasını reddetmesi halinde üçüncü kişiye yedi günlük süre verilmesi hükmünü düzenlediği belirtilmiştir. Ancak somut olayda iflas dairesi tarafından doğrudan muhtıra gönderilerek yedi günlük süre verildiği, davacının da bu süre içinde dava açtığı vurgulanmıştır.
Daire, Prof. Dr. Baki Kuru’nun İcra ve İflas Hukuku El Kitabı’na atıfla, üçüncü kişinin iflas idaresi veya dairesi nezdinde istihkak iddiasında bulunmadan doğrudan icra mahkemesinde istihkak davası açabileceğini kabul etmiştir. Müflisin elinde bulunan mallar deftere yazılırken üçüncü kişilere ait olduğu iddia edilen mallar üzerine istihkak iddiası şerh edilse dahi, üçüncü kişinin doğrudan dava açmasını engelleyen yasal bir engel bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu çerçevede Yargıtay, iflasta istihkak davası açılmasının koşulları gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmetmiştir. Dava dosyasının esasına girilerek taraf delillerinin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece ve istinaf kararlarını bozmuştur.
Karar, iflas hukuku uygulamasında önemli bir içtihat oluşturmaktadır. Avukatlar açısından, iflas masasına dahil edilen üçüncü kişiye ait mallar bakımından iflas idaresinin red kararı beklemeden doğrudan istihkak davası açılabileceği yönündeki bu yaklaşım, müvekkillerin haklarını daha etkin korumalarına imkân tanıyacaktır. Özellikle alacaklılar toplantısında malların iflas masasına dahil edilmesi kararı alındıktan sonra üçüncü kişilerin hukuki durumunun belirsiz kaldığı durumlarda bu karar yol gösterici niteliktedir.
Yargıtay’ın bu kararı, İİK m.228’in lafzını dar yorumlamaktan ziyade, üçüncü kişilerin mülkiyet hakkını (Anayasa m.35) etkili şekilde koruma amacını ön plana çıkarmıştır. İflas idaresinin prosedürü işletmemesi veya geciktirmesi halinde üçüncü kişilerin hak kaybına uğramasının önlenmesi, hukuki güvenlik ve mahkemeye erişim hakkı açısından büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak karar, iflas hukuku ile ilgili benzer uyuşmazlıklarda izlenecek usulü netleştirmiş, hukuki yararın geniş yorumlanması gerektiğini ortaya koymuştur. Avukatların, iflas dosyalarında üçüncü kişi sıfatıyla müdahil olacakları durumlarda bu içtihadı dikkate alarak strateji belirlemeleri gerekmektedir.
(Toplam kelime sayısı: 612)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KVKK Kurulu'nun Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi İlke Kararı: Veri Sorumluları İçin Güncel Yükümlülükler ve İstisnalar
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 2026/921 sayılı İlke Kararı kapsamında mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesinin hukuki sınırlarını, özel nitelikli veri nitelendirmesini ve güvenlik istisnalarını inceleyen detaylı analiz.
Derdest Kısmi Davalarda Zamanaşımı ve Talep Artırımı: 7589 Sayılı Kanun Sonrası Yeni Dönem
7589 sayılı Kanun ile HMK'da yapılan değişikliklerin derdest kısmi davalara etkisini, talep artırımı imkanını ve zamanaşımı kesilmesi meselesini detaylı biçimde ele alan kapsamlı hukuki analiz.