Yargıtay 12. Hukuk Dairesi: Boşanma Protokolündeki Devre Taahhüdü İflasta İstihkak Davasında Yeterli Değil
Lawantra
24.08.2026
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2025/7643 Esas, 2026/1068 Karar sayılı ilamı, iflas hukuku ile aile hukuku arasındaki kesişim noktasında önemli bir içtihat oluşturmaktadır. Karar, özellikle boşanma protokollerinde yer alan mal devri taahhütlerinin iflas masasına karşı ileri sürülmesi durumunda hangi hukuki niteliğe sahip olduğunu netleştirmesi açısından avukatlar ve hukuk profesyonelleri için kritik bir referans niteliğindedir.
Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 228. maddesi uyarınca açılan iflasta istihkak iddiasına ilişkindir. Somut olayda, davacı, müflis ile daha önce evli olduğu eşinin 2008 yılında boşanmalarına ilişkin protokolde, dava konusu taşınmazın (Bursa ili, belirli ada ve parselde bulunan bağımsız bölüm) boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 3 ay içinde kendisine devredileceğinin kararlaştırıldığını, protokolün mahkemece onaylandığını ve kararın 29.12.2008 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, taşınmazın iflas masasından çıkarılmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi davayı kabul ederek taşınmazın davacı adına tesciline karar vermiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı kaldırarak taşınmazın iflas masasından çıkarılmasına hükmetmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay’ın bozma gerekçeleri, iflas hukuku pratiğinde sık karşılaşılan mülkiyet tespiti sorunlarını aydınlatmaktadır. Daire, öncelikle iflas masasında kayıtlı taşınmazın hukuki durumunu ele almıştır. Taşınmaz tapu sicilinde müflis adına kayıtlı ise, kural olarak mal masanın elindedir ve iflas idaresi, üçüncü kişilerin istihkak iddialarını İİK m. 228 çerçevesinde değerlendirmekle yükümlüdür. Bu husus, doktrinde Baki Kuru’nun İcra ve İflas Hukuku eserinde de (Cilt IV, s. 1111) vurgulanmaktadır.
Kararda altı çizilen en önemli nokta, iflasta istihkak davasının konusunun yalnızca mülkiyet hakkı olduğudur. Hacizdeki istihkak davalarından farklı olarak, iflasta istihkak iddiası sadece mülkiyet hakkına dayanabilir. Rehin, intifa, irtifak gibi sınırlı ayni haklar veya tapuya şerh edilmiş kişisel haklar, İİK m. 228 kapsamında istihkak davasına konu edilemez; bunlar sıra cetveline itiraz davası (İİK m. 235) yoluyla ileri sürülmelidir. Bu ayrım, Ali Güneren’in “İcra ve İflas Hukukunda İstihkak Davaları” (s. 1624) adlı eserinde de detaylı biçimde açıklanmıştır.
Somut olayda, boşanma protokolü mahkemece onaylanmış ve kesinleşmiştir. Ancak protokolde taşınmazın “tapu iptal ve tesciline” ilişkin bir hüküm bulunmamakta, yalnızca 3 ay içinde devredileceği taahhüt edilmektedir. Yargıtay, Türk Medeni Kanunu’nun 705/2. maddesine atıfla, tescilden önce mülkiyetin kazanılmadığını vurgulamıştır. Onaylanan protokol, lehine taahhütte bulunulan tarafa kişisel hak (tapu iptal ve tescil davası açma hakkı) vermektedir. Oysa iflasta istihkak davası, ancak ayni (mülkiyet) hakka dayanılarak açılabilir. Kişisel haklar bu davanın konusunu oluşturamaz.
Daire, ayrıca iflasta istihkak davası ile masa tarafından açılacak istihkak davası (TMK m. 683/2) bakımından taşınır-taşınmaz ayrımının yapılmadığını belirtmiştir. Her iki dava türünde de temel ölçüt, mal üzerindeki mülkiyet hakkının varlığıdır. Bu husus, doktora tezlerinde de (örneğin 2022 tarihli bir tez, s. 71) desteklenmektedir.
Kararın avukatlar açısından pratik değeri yüksektir. Boşanma davalarında mal rejimi ve protokol düzenlemeleri yapılırken, iflas riski taşıyan eşlerin durumunun göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Protokollerde “devredilecektir” ibaresi yerine, mümkünse tapu devrinin derhal yapılmasını veya en azından tapu iptal ve tescil hükmünün açıkça yer almasını sağlamak, ileride yaşanabilecek iflas süreçlerinde müvekkilin ayni hakkını koruyacaktır.
Yargıtay, davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini belirterek, ilk derece ve istinaf kararlarını bu yönde bozmuştur. Karar, İİK m. 364/2 ile bağlantılı olarak HMK m. 373/2 uyarınca verilmiştir.
Bu içtihat, iflas idareleri, alacaklı avukatları ve aile hukuku pratiği yapan meslektaşlarımız için önemli bir uyarı niteliğindedir: Boşanma protokolünden kaynaklanan devir taahhütleri, tapu tescili gerçekleşmedikçe iflas masasına karşı ayni istihkak iddiası olarak ileri sürülemez. Bu durum, müflisin alacaklılarını korurken, protokol lehdarının da kişisel hakkını genel hükümlere göre (tapu iptal ve tescil davası) ileri sürme imkanını ortadan kaldırmamaktadır.
Sonuç olarak karar, iflas hukuku ile aile hukuku kesişiminde mülkiyetin tespiti, kişisel hakların niteliği ve istihkak davasının sınırları konusunda avukatlara rehberlik etmekte, uygulamada sıkça karşılaşılan hatalı kabul kararlarının önüne geçmeyi amaçlamaktadır. (682 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Zorunlu Trafik Sigortasında Hak ve Sorumluluklar: Avukatlar İçin Pratik Rehber
Zorunlu trafik sigortasının kapsamı, teminat limitleri, kusur oranının etkisi, basamak sistemi, kasko ayrımı ve hasar süreçlerinin hukuki boyutları ile avukatların müvekkillerine vereceği stratejik bilgiler.
Futbolda Yasaklanan Eylemler ve 6222 Sayılı Kanun Kapsamında Hukuki Yaptırımlar
Spor müsabakalarında taraftar, yönetici, hakem ve basın mensuplarının karşılaştığı aykırı tezahürat, sahaya atlama, şike, yasa dışı bahis gibi eylemlerin 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde detaylı hukuki analizi.