Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/8104 E., 2025/8273 K. sayılı Kararı: İstihkak ve Tasarrufun İptali Davalarında Hukuki Yarar ve Haklılık Değerlendirmesi
Lawantra
10.07.2026
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2025/8104 Esas, 2025/8273 Karar sayılı ilamı, istihkak davası ile birleşen tasarrufun iptali davasında, icra dosyasındaki borcun infaz edilmesi halinde hukuki yararın ortadan kalkması, davanın konusuz kalması ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin nasıl dağıtılacağı konularında önemli prensipler ortaya koymuştur.
Olayda, üçüncü kişi tarafından İİK m. 96-97 uyarınca istihkak davası açılmış, alacaklı ise karşı dava olarak İİK m. 97/17 hükmüne dayanarak tasarrufun iptali davası ikame etmiştir. İlk derece mahkemesi, davaların konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş, yargılama giderlerini taraflar üzerinde bırakmış ve vekalet ücretine hükmetmemiştir.
Yargıtay, kararında tasarrufun iptali davasının amacını detaylı şekilde açıklamıştır. Buna göre dava, borçlunun malvarlığını azaltıcı tasarruflarının alacaklı bakımından hükümsüz sayılmasını ve alacaklının cebri icra yoluyla alacağını tahsil etmesini sağlamaktadır. İİK m. 283/1 uyarınca, iptal kararıyla alacaklı, tasarrufa konu malı borçluya aitmiş gibi haczettirme ve sattırma yetkisi elde etmektedir.
Somut olayda, Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün dosyası 05.09.2022 tarihinde infazen kapatılmış, hacizler kaldırılmıştır. Alacaklı vekilinin de icra dosyasının infaz edildiğini, hacizlerin kalktığını ve davanın konusuz kaldığını beyan ettiği görülmüştür.
HMK m. 114/1-4 hükmüne atıf yapan Daire, hukuki yararın dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar devam etmesi gerektiğini vurgulamıştır. İcra dosyasındaki borcun tahsil edilmesiyle tasarrufun iptali davasındaki hukuki yarar ortadan kalkmıştır. Bu nedenle karşı dava hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmelidir.
Ancak Yargıtay, asıl önemli noktanın yargılama giderleri ve vekalet ücretinin takdiri olduğunu belirtmiştir. Bu hususlarda davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumunun mutlaka değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkemenin bu değerlendirmeyi yapmadan karar vermesi bozma nedeni sayılmıştır.
Kararda ayrıca usul açısından önemli bir noktaya değinilmiştir. Alacaklı vekilinin dava konusu haczin belirli borçlular hakkında yapıldığını beyan etmesine rağmen, tüm borçluların taraf gösterilmesi ve karar başlığında hatalı gösterim yapılması da ayrıca bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu husus, avukatların dava dilekçelerinde taraf teşkilini titizlikle yapmaları gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır.
Bu karar, avukatlar için şu stratejik çıkarımları içermektedir:
- Tasarrufun iptali davalarında borcun her an ödenebileceği ihtimali göz önünde bulundurulmalı, deliller dava aşamasında eksiksiz toplanmalıdır.
- Haklılık değerlendirmesi için dava tarihi itibarıyla tüm dava şartları ve iptal nedenleri güçlü şekilde ortaya konulmalıdır.
- Yargılama giderleri ve vekalet ücreti riski, dava stratejisinin en önemli unsurlarından biridir.
- İstihkak ve tasarrufun iptali davalarının birleşmesi durumunda, her iki dava bakımından da hukuki yarar unsuru ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Yargıtay’ın bu yaklaşımı, hukuki yararın statik değil dinamik bir kavram olduğunu, dava süresince devam etmesi gerektiğini teyit etmektedir. Aynı zamanda İİK m. 281/3 hükmünün amacına uygun şekilde, gider ve vekalet ücretinin haklılık durumuna göre dağıtılması ilkesini pekiştirmektedir.
Karar, icra hukuku pratiğinde “konusuz kalma” kurumunun giderek daha sık uygulandığını göstermektedir. Bu durum, avukatların dava açmadan önce müvekkillerine olası riskleri detaylı anlatmasını, alternatif hukuki yolları (örneğin konkordato, iflasın ertelenmesi gibi) değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır.
Sonuç olarak, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, tasarrufun iptali davalarında borcun infazı durumunda izlenecek usulü netleştirmiş, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin belirlenmesinde “dava tarihindeki haklılık” kriterini ön plana çıkarmıştır. Bu içtihat, icra-iflas hukuku alanında çalışan avukatların mesleki pratiğini doğrudan etkileyecek niteliktedir ve dava yönetimi açısından önemli bir referans oluşturmaktadır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/15317 E., 2022/15453 K. Sayılı Kararı Işığında Uzlaştırma ve Zincirleme Suç Uygulaması
Hakaret, kasten yaralama ve tehdit suçlarında uzlaştırma hükümlerinin uygulanması, zincirleme suç şartlarının oluşup oluşmadığı ve Yargıtay’ın bozma gerekçeleri detaylı olarak ele alınıyor.
Kira Tespit İlamlarının İcrası: Kira Farkı İçin İlamsız, Vekâlet Ücreti İçin İlamlı Takip Stratejisi
Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları ışığında kira tespit ilamlarının karma niteliği, ilamlı-ilamsız icra ayrımı, kesinleşme şartı ve avukatların stratejik yaklaşımı detaylı inceleniyor.