Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6313 E., 2026/927 K. sayılı Kararı: Tasarrufun İptali Davasında Borcun Haricen Tahsili ve Konusuz Kalma
Lawantra
10.07.2026
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2025/6313 Esas, 2026/927 Karar sayılı ilamı, tasarrufun iptali davalarında borcun dava sırasında haricen tahsil edilmesi durumunda davanın akıbeti, hukuki yarar unsuru ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin dağıtımı konusunda önemli içtihatlar içermektedir. Karar, icra ve iflas hukuku pratiği yapan avukatlar için yol gösterici niteliktedir.
Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı, borçlu limited şirket hakkında yürütülen icra takibinde, borçlunun taşınmazını davalılara devrettiğini, işlemlerin mal kaçırma amacıyla muvazaalı olduğunu ileri sürerek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi, bozma ilamına uyarak davalılardan biri hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar vermiştir. Bu karar, davalılardan biri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay, kararında tasarrufun iptali davalarının amacını bir kez daha vurgulamıştır: Borçlunun haciz veya iflasından önce yaptığı, aslında geçerli olan tasarrufların alacaklı bakımından sonuçsuz kalmasını sağlamak. İİK m. 283/1 uyarınca, iptal davasının kabulü halinde alacaklı, tasarrufa konu mal üzerinde cebri icra yoluyla alacağını tahsil yetkisi elde etmektedir.
Davanın dinlenebilmesi için gereken dört temel şartı (gerçek alacak, kesinleşmiş takip, tasarrufun borçtan sonra yapılması, aciz belgesi) hatırlatan Daire, somut olayda davaya dayanak icra dosyasının haricen tahsil yoluyla kapandığını tespit etmiştir. Bu durum, davanın konusuz kalmasına yol açmıştır.
Yargıtay’a göre, mahkemece yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden tarafların haklılık durumu da değerlendirilerek “davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması bozma nedenidir.
Kararda ayrıca, tasarrufun iptali davalarında borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olması gerektiği, bu hususun dava şartı olduğu ve resen araştırılması gerektiği de vurgulanmıştır.
Bu karar, avukatlara şu önemli mesajları vermektedir: Tasarrufun iptali davalarında borcun ödenme ihtimali her zaman göz önünde bulundurulmalı, dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde haklılık unsurları güçlü şekilde ortaya konulmalı, olası konusuz kalma durumunda yargılama giderleri ve vekalet ücretinin haklılık durumuna göre dağıtılacağı öngörülerek strateji geliştirilmelidir.
Yargıtay’ın bu yaklaşımı, HMK m. 114’te düzenlenen hukuki yarar şartının dinamik niteliğini de teyit etmektedir. Hukuki yarar, davanın açıldığı tarihte var olmakla birlikte, karar kesinleşinceye kadar devam etmelidir. Borcun tahsili halinde bu yarar ortadan kalkmakta, ancak giderler ve vekalet ücreti açısından dava tarihi itibarıyla haklılık değerlendirmesi yapılmaktadır.
Kararın bir diğer önemli yönü, temyiz incelemesinin sadece bozma nedeni ile sınırlı tutulması ve sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemesidir. Bu yaklaşım, Yargıtay’ın iş yükünü azaltma ve temel hukuki sorunlara odaklanma eğilimini yansıtmaktadır.
Sonuç olarak, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, tasarrufun iptali davalarında borcun ödenmesi durumunda izlenmesi gereken usulü netleştirmiş, avukatların dava yönetimi ve masraf risk analizi yapmalarına önemli katkı sağlamıştır. İcra hukuku pratiğinde bu içtihadın dikkate alınması, hem müvekkil menfaatlerinin korunması hem de olası disiplin soruşturmalarından kaçınılması açısından kritik öneme sahiptir.
Karar aynı zamanda, tasarrufun iptali davalarının nispi niteliğini, İİK m. 277 vd. hükümlerinin sıkı şekilde uygulanması gerektiğini ve mahkemelerin haklılık değerlendirmesini ihmal etmemesi gerektiğini bir kez daha vurgulamaktadır. Bu tür kararlar, icra-iflas hukuku alanında uzmanlaşmak isteyen avukatlar için temel referans niteliği taşımaktadır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/15317 E., 2022/15453 K. Sayılı Kararı Işığında Uzlaştırma ve Zincirleme Suç Uygulaması
Hakaret, kasten yaralama ve tehdit suçlarında uzlaştırma hükümlerinin uygulanması, zincirleme suç şartlarının oluşup oluşmadığı ve Yargıtay’ın bozma gerekçeleri detaylı olarak ele alınıyor.
Kira Tespit İlamlarının İcrası: Kira Farkı İçin İlamsız, Vekâlet Ücreti İçin İlamlı Takip Stratejisi
Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları ışığında kira tespit ilamlarının karma niteliği, ilamlı-ilamsız icra ayrımı, kesinleşme şartı ve avukatların stratejik yaklaşımı detaylı inceleniyor.