Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2021/919 E., 2024/8070 K. Sayılı Kararı: İnşaatta Asansör Boşluğundan Düşme ve Eksik Araştırma
Lawantra
20.07.2026
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2021/919 Esas, 2024/8070 Karar sayılı kararı, inşaat sektöründeki ölümcül iş kazalarında taksirli suçların tespiti, kusur değerlendirmesi ve usul kurallarının uygulanması bakımından avukatlara rehber niteliğindedir. Karar, özellikle bilinçli taksir hükümlerinin (TCK m. 22/3) ihmal edilmesinin bozma nedeni yapılmasını ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun ceza hukukuyla ilişkisini detaylı biçimde irdelemektedir.
Olay, Van ili Erciş ilçesinde sanığın müteahhitliğini yaptığı bina inşaatında gerçekleşmiştir. 34 yaşındaki işçi, ikinci katta asansör boşluğundan yaklaşık 10 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybetmiştir. Mahkeme, asansör boşlukları önünde yeterli korkuluk, bariyer veya güvenlik ağlarının bulunmamasını, ahşap paletlerle geçici kapatmanın yetersizliğini, iş güvenliği eğitimi verilmemesini ve denetim eksikliğini gerekçe göstererek sanığı taksirle öldürme suçundan mahkum etmiştir (TCK m. 85/1). Hükmedilen ceza, TCK m. 62/1, 50/1-a ve 52/2-4 uyarınca 18.200 TL adli para cezasıdır.
Sanık müdafii, kararın eksik araştırma sonucu verildiğini, kusur raporuna itiraz edildiğini ve sanığın kusursuz olduğunu ileri sürerek temyiz etmiştir. Yargıtay, temyiz incelemesinde dosyada işveren sorumluluğunu belirleyecek raporların ve belgelerin bulunmadığını tespit etmiştir. Gerekli araştırmanın yapılmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Daire, kabule göre ise önemli bir hukuki tespitte bulunmuştur: Olay tarihinde yürürlükte olan 6331 sayılı Kanun’un 9. maddesi ve İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği uyarınca inşaat işleri çok tehlikeli sınıftadır. Tehlikeli ve Çok Tehlikeli İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik, yapı işlerinde mesleki eğitim zorunluluğunu öngörmektedir. Sanık müteahhit, ölen işçiye bu eğitimi aldırmamış, gerekli güvenlik önlemlerini (korkuluk, platform, güvenlik ağı) temin etmemiştir. Risk değerlendirmesi yaptırılmamıştır. Bu durum, sanığın kazayı öngörebilmesine rağmen dikkat ve özeni göstermediğini göstermektedir. Dolayısıyla TCK m. 22/3 uyarınca bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması ve cezanın artırılması gerekmektedir.
Yargıtay, bu gerekçelerle hükmü bozmuştur (1412 sayılı CMUK m. 321). Bozma, yalnızca sanık müdafii temyizi üzerine gerçekleştiği için sonuç ceza miktarı sanık lehine kazanılmış hak oluşturmaktadır (CMUK m. 326/son). Bu husus, avukatların infaz ve kazanılmış hak stratejilerinde göz önünde bulundurması gereken kritik bir noktadır.
Kararın hukuki değeri, birkaç açıdan öne çıkmaktadır. Birincisi, iş kazalarında bilirkişi raporlarının sınırlarını netleştirmesidir. Bilirkişi, işin tekniği ve norma aykırılığı tespit edebilir; ancak kusurluluk ve taksirin türüne dair değerlendirme hakime aittir. İkincisi, 6331 sayılı Kanun’un emredici hükümlerinin (sağlık raporu, mesleki eğitim, risk analizi, toplu koruma tedbirleri) ihlali, bilinçli taksirin varlığı için güçlü bir karine oluşturmaktadır. Üçüncüsü, karar müteahhitlerin asli sorumluluğunu vurgulamakta, taşeron ilişkilerinde de müteselsil kusur ilkesini pekiştirmektedir.
Avukatlar için pratik çıkarımlar şunlardır: Savunma stratejisinde, sanığın olaydan önceki güvenlik tedbirlerini, eğitim kayıtlarını ve risk raporlarını dosya içine almak esastır. İddia makamı ise, mevzuat ihlallerini somut delillerle bağdaştırarak bilinçli taksir talebinde bulunmalıdır. Kararda belirtilen “eksik araştırma” bozma nedeni, ilk derece mahkemelerinin delil toplama yükümlülüğünü (CMK m. 160 vd.) hatırlatmaktadır. Özellikle inşaat dosyalarında olay yeri keşfi, tanık dinlenmesi, iş güvenliği uzmanı raporu ve Adli Tıp görüşü zorunlu unsurlardır.
Sonuç olarak bu içtihat, Yargıtay’ın iş kazalarında bilinçli taksir uygulamasını istikrarlı biçimde genişlettiğini göstermektedir. Çok tehlikeli sınıftaki işlerde temel yükümlülüklerin ihmal edilmesi, basit taksir kabulünü zorlaştırmaktadır. Hukuk profesyonelleri, müvekkillerine 6331 sayılı Kanun’un 4., 5., 15. ve 17. maddelerini titizlikle hatırlatmalı, olası cezai riskleri önceden değerlendirmelidir. Karar, aynı zamanda cezanın bireyselleştirilmesi (TCK m. 61) ve orantılılık ilkesiyle uyumlu bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Benzer dosyalarda bu karar, temyiz gerekçelerinde sıkça atıf yapılacak niteliktedir. (Toplam kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/4980 E., 2023/7701 E. ve 2023/3218 E. sayılı Boşanma Kararlarının Değerlendirilmesi
Evlilik birliğinin sarsılması, kusur tespiti, nafaka, tazminat ve ölüm halinde davanın akıbeti konularında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin üç önemli kararının hukuki analizi.
Akran Zorbalığı Mağduru Çocukların Ceza Adalet Sistemindeki Görünmezliği ve Yeni Bir Suç Tipi Önerisi
Çocuk Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki mevcut düzenlemelerin akran zorbalığı mağduru çocukları yeterince korumadığını, yeni bir ‘akran zorbalığı’ suç tipine (TCK m. 103/A) ihtiyaç olduğunu savunan hukuki ve pedagojik değerlendirme.