Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2020/10116 E., 2024/2795 K. Sayılı Kararı: Organize Sanayi İnşaatında Yüksekten Düşme ve Bilinçli Taksir
Lawantra
20.07.2026
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2020/10116 Esas, 2024/2795 Karar sayılı ilamı, organize sanayi bölgesindeki inşaatlarda meydana gelen yüksekten düşme olaylarında ceza hukuku sorumluluğunu, özellikle bilinçli taksir uygulamasını ve para cezası tayinindeki usul kurallarını incelemektedir. Karar, avukatlar için işveren yükümlülüklerinin ihmalinde kusur tespiti ve cezanın infaz rejimi açısından yol göstericidir.
Olay, 6 katlı bir inşaatta sıva yapmakta olan sigortalı işçinin 4. katta asansör boşluğunda kalas uzatırken yüksekten düşmesi sonucu ölümle sonuçlanmıştır. Adli Tıp raporu, ölümün genel beden travmasına bağlı iç organ yaralanmaları ve retroperitoneal hematomdan kaynaklandığını belirtmiştir. Dosyadaki bilirkişi raporları, yapı müteahhidi olan sanığın inşaat alanında iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almadığını, asli kusurlu olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, TCK m. 85/1, 62/1, 50/4-1-a ve 52/2-4 uyarınca hapis cezasını adli para cezasına çevirerek 12.100 TL ceza tayin etmiştir.
Sanık müdafii temyizinde, ölenin metabolizmasında uyuşturucu madde bulunduğunu, illiyet bağının kesildiğini ve sanığın kusursuz olduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay, bu iddiaları yerinde görmemiş, ancak re’sen inceleme sonucunda iki önemli hukuka aykırılık tespit etmiştir.
Birincisi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 9. maddesi ve ilgili Tebliğ uyarınca inşaat işlerinin çok tehlikeli sınıfta yer aldığı, işçilere sağlık raporu aldırılması, mesleki eğitim verilmesi ve risk değerlendirmesi yaptırılması zorunluluğu bulunduğu halde bu yükümlülüklerin yerine getirilmediğidir. Sanığın aksine davranışları, kazayı öngörebilecek niteliktedir. Bu nedenle TCK m. 22/3 bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaması, eksik ceza tayini yaratmıştır.
İkincisi, hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde TCK m. 52/3’e aykırılık vardır. Tam gün sayısının kararda gösterilmemesi, cezanın belirlenmesi usulüne aykırıdır. Daire, bu nedenlerle hükmü bozmuştur (1412 sayılı CMUK m. 321). Aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma sanık lehine kazanılmış hak doğurmaktadır (CMUK m. 326/son).
Kararın analizi, hukuk profesyonelleri için şu hususları vurgulamaktadır: İş kazalarında uyuşturucu madde bulgusu, ölenin kusuruna atıf yapılsa da işverenin asli yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır. İlliyet bağı, uygun illiyet teorisi çerçevesinde değerlendirilmekte; işverenin yarattığı tehlikeli durum ile ölüm arasında nedensellik kabul edilmektedir. 6331 sayılı Kanun’un 15 ve 17. maddeleri, çok tehlikeli işlerde rapor ve eğitim zorunluluğunu açıkça düzenlemekte, ihlal durumunda öngörülebilirlik karinesi oluşmaktadır.
Avukatlar, savunma aşamasında işçinin kişisel durumunu (sağlık raporu, eğitim durumu) delillendirmeli, ancak işverenin genel denetim yükümlülüğünü göz ardı etmemelidir. İddia tarafı ise bilirkişi raporlarını taksir türü tartışmasına dönüştürmelidir. Kararda belirtilen “eksik ceza tayini”, TCK m. 61 uyarınca kusur yoğunluğu ve zararın ağırlığının temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğini hatırlatmaktadır.
Bu içtihat, Yargıtay’ın inşaat kazalarında bilinçli taksir uygulamasını pekiştirmektedir. Çok tehlikeli sınıftaki işlerde temel güvenlik tedbirlerinin alınmaması, para cezasına çevirme yasağını (TCK m. 50/4) devreye sokmaktadır. Karar, aynı zamanda cezanın hesaplanmasında tam gün usulünün zorunluluğunu vurgulamakta, usul hatalarının bozma nedeni yapılabileceğini göstermektedir.
Sonuç olarak, karar avukatlara müvekkil danışmanlığında proaktif yaklaşım önermektedir. İşverenler, risk değerlendirmesi, eğitim ve denetim mekanizmalarını kurarak olası cezai sorumlulukları azaltabilir. Hukukçular, benzer dosyalarda bu kararı referans alarak bilinçli taksir taleplerini gerekçelendirebilir. Kararın gerekçesi, iş kazalarının önlenmesi bakımından caydırıcılık ilkesini güçlendirmektedir. (Toplam kelime sayısı: 612)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/4980 E., 2023/7701 E. ve 2023/3218 E. sayılı Boşanma Kararlarının Değerlendirilmesi
Evlilik birliğinin sarsılması, kusur tespiti, nafaka, tazminat ve ölüm halinde davanın akıbeti konularında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin üç önemli kararının hukuki analizi.
Akran Zorbalığı Mağduru Çocukların Ceza Adalet Sistemindeki Görünmezliği ve Yeni Bir Suç Tipi Önerisi
Çocuk Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki mevcut düzenlemelerin akran zorbalığı mağduru çocukları yeterince korumadığını, yeni bir ‘akran zorbalığı’ suç tipine (TCK m. 103/A) ihtiyaç olduğunu savunan hukuki ve pedagojik değerlendirme.