Yargıtay 11. Hukuk Dairesi: Vekalet Ücreti Belirlenmesinde AAÜT’ün Bozma Sonrası Karar Tarihindeki Tarife Esas Alınması Gerekir; Usuli Kazanılmış Hak ve Aleyhe Bozma Yasağı Uygulanmaz
Lawantra
09.07.2026
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2025 tarihli, 2025/3249 E. ve 2025/6624 K. sayılı kararı, avukatlık ücretinin belirlenmesinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) uygulanma usulü bakımından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. Karar, özellikle bozma ilamına uyularak verilen hükümlerde vekalet ücretinin hangi tarife esas alınarak hesaplanacağı, usuli kazanılmış hak ilkesi ile aleyhe bozma yasağının bu konuda uygulanıp uygulanmayacağı hususlarında meslek mensupları için yol gösterici niteliktedir.
Dava, bir bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan müteselsil kefalet ilişkisine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı banka, dava dışı limited şirket ile akdettiği genel kredi sözleşmesine davalıların murisini müteselsil kefil olarak dahil ettiğini, borçlunun taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine kredinin kat edildiğini ve Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/11729 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durması üzerine itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar ise kefalet sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, kefalet limitinin aşıldığını, kefaletin el yazısı ile belirtilmediğini, rehnin paraya çevrilmesinde kefile öncelik tanınamayacağını, kefalet süresinin 10 yıl olduğunu ve bu sürenin geçtiğini, kefilin kefaletten sonra doğan borçlardan sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatı talebini ileri sürmüştür.
İlk derece ticaret mahkemesi, bozma ilamına uyularak yaptığı yargılama sonucunda kefaletin ölümle sona ereceğini, murisin vefat ettiği tarihte bankanın asıl borçludan herhangi bir alacağının bulunmadığını, vefat sonrası doğan borçlardan kefilin sorumlu tutulamayacağını kabul etmiştir. Ayrıca 6273 sayılı Kanun ile 5941 sayılı Çek Kanunu’na eklenen geçici madde 3/4 uyarınca eski tip çekler için garanti yükümlülüğünün 30.06.2018 tarihinde sona erdiğini belirterek davanın reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine ve depo talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.
Kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, dosyadaki delillerin takdirinde ve HMK m. 373/4 uyarınca bozmaya uyulmasında isabetsizlik bulunmadığını tespit etmiştir. Daire, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarını reddetmiştir. Ancak davalılar vekilinin vekalet ücreti yönünden yaptığı itirazı haklı bulmuştur.
Dairenin gerekçesinin temelini, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ün 2. maddesinin 3. fıkrası oluşturmaktadır. Bu hüküm şu şekildedir: “Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır.” Daire, ilk derece mahkemesinin bozma öncesi tarife üzerinden 18.770,00 TL vekalet ücretine hükmetmesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Mahkemenin, bozma sonrası karar tarihinde yürürlükte olan tarife uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretine hükmetmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Yargıtay, bu hatanın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğini belirterek HMK m. 370/2 uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına hükmetmiştir. Kararın hüküm fıkrasındaki “(davacı lehine bozma öncesi usuli kazanılmış hak oluştuğu nazara alınarak) 18.770,00 TL vekalet ücretinin” ibaresi çıkarılarak yerine “30.000,00 TL vekalet ücretinin” yazılması suretiyle karar düzeltilerek onanmıştır.
Bu kararın avukatlar ve hukuk profesyonelleri açısından en kritik yönü, usuli kazanılmış hak ve aleyhe bozma yasağı ilkelerinin vekalet ücreti belirlenmesinde uygulanamayacağının net bir şekilde ortaya konulmasıdır. Yargıtay, AAÜT m. 2/3 hükmünü her ilke ve kuralın önünde tutmuştur. Bu yaklaşım, bozma sonrası verilen kararlarda avukatların emek ve mesleki faaliyetlerinin güncel tarife üzerinden karşılığını almasını güvence altına almaktadır.
Karar aynı zamanda 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 168/3 ile uyumlu bir yorum getirmektedir. Avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya hüküm verildiği tarihteki tarifenin esas alınacağı kuralı, bozma sonrası yargılamalarda da geçerliliğini korumaktadır. Bu içtihat, benzer uyuşmazlıklarda ilk derece mahkemelerine ve bölge adliye mahkemelerine önemli bir rehber niteliğindedir.
Sonuç olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, vekalet ücretinin bozma sonrası karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’e göre belirlenmesi gerektiğini, usuli kazanılmış hakkın bu konuda engel teşkil edemeyeceğini ve aleyhe bozma yasağının uygulanamayacağını hükme bağlamıştır. Bu karar, avukatlık mesleğinin ekonomik ve hukuki güvencesi bakımından emsal teşkil edecek niteliktedir. (Word count: 852)
Kaynak: T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.11.2025 tarih ve 2025/3249 E., 2025/6624 K. sayılı karar.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Gerçek Zarar Kalemlerini Öğrendikten Sonra İkinci ve Üçüncü Kez Dava Açılması Mahkemeye Erişim Hakkının Kötüye Kullanılması Kapsamındadır
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, aynı trafik kazasından kaynaklanan zarar kalemlerini tek dava yerine üç ayrı dava ile talep etmenin mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması ve usul ekonomisi ilkesinin ihlali anlamına geldiğine hükmetti. Karar, avukatların vekalet ücreti taleplerinde dürüstlük kuralı ve yargısal taciz kavramlarını dikkate almaları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor.
İstanbul Barosu Seçimleri: Ümit Kocasakal, Cumhuriyetçi Güç Birliği’nin Çatı Adayı Oldu
Önce İlke Çağdaş Avukatlar, Önce Avukat ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Gruplarının birleşerek oluşturduğu Cumhuriyetçi Güç Birliği, Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ı 2026 İstanbul Barosu Başkanlığı için çatı aday olarak belirledi.