Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin Dolandırıcılık Davasında Müşterek Faillik ve Yardım Etme Sınırları
Lawantra
08.08.2026
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 07.11.2024 tarihli 2024/3326 Esas, 2024/13191 Karar sayılı ilamı, nitelikli dolandırıcılık suçunda iştirak teorisinin uygulanması açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karar, daha önce aynı Daire’nin verdiği bozma ilamına direnilmesi üzerine verilmiş olup, direnme kararının “eylemli uyma” niteliğinde olduğu kabul edilerek esastan incelenmiştir.
Olayda sanık, suç tarihinde Bakırköy Metris Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunmasına rağmen, temyiz dışı sanık İnan’a kimlik, internet bankacılığı ve banka bilgilerini vererek nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak etmekle suçlanmıştır. Katılan tarafından yatırılan paranın bir kısmının sanığın yeğeni tarafından çekildiği, sanığın fikir ve eylem birliği içinde etkin katkı sağladığı tespit edilmiştir.
Daire’nin önceki 28.09.2023 tarihli 2023/2909 E., 2023/6665 K. sayılı kararı, sanığın yardım eden sıfatıyla (TCK m. 39/2-c) cezalandırılması gerektiğini belirtmişti. Ancak direnme üzerine yapılan ikinci incelemede Daire, görüşünü değiştirmiş ve sanığın müşterek fail sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiğini kabul etmiştir. Bu değişim, sanığın eyleminin suçun icrasına “etkin, fonksiyonel katkı” sağladığını, fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğini vurgulamıştır. Diğer sanık savunmaları, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporu ile banka hareketleri bu sonuca ulaşmada belirleyici olmuştur.
Kararda ayrıca adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrilmesi kararının, 5275 sayılı Kanun m. 106/3 (6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik) uyarınca infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu karar, dolandırıcılık suçlarında hesap kullandıran kişilerin iştirak sıfatının her somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Aynı olayda bile farklı dairelerin veya aynı dairenin farklı tarihlerde farklı sıfat (müşterek fail – yardım eden) kabul etmesi, uygulamanın belirsizliğini göstermektedir. Bu belirsizlik, avukatların savunma stratejilerinde delillerin titizlikle irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.
Yargıtay, yargılamanın hukuka uygun yapıldığını, delillerin gerekçeli kararda tartışıldığını ve cezanın kanuni sınırlar içinde uygulandığını belirterek temyiz istemlerini esastan reddetmiştir.
Hukuk profesyonelleri için bu karar, iştirak teorisinin pratikteki zorluklarını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Özellikle dijital dolandırıcılık vakalarında hesap bilgisi veren kişinin kastı, katkı düzeyi, menfaat ilişkisi ve suçun icrasındaki rolü, müşterek faillik için belirleyici unsurlardır. Avukatların bu kriterleri somut delillerle ilişkilendirerek savunma yapması, müvekkillerinin lehine indirim hükümlerinden (TCK m. 39) yararlanmalarını sağlayabilir.
Karar aynı zamanda direnme kararlarının “eylemli uyma” olarak nitelendirilmesi ve Yargıtay Dairesi’nce incelenmesi gerektiği yönündeki Ceza Genel Kurulu içtihadını da teyit etmektedir.
(Toplam kelime sayısı: 652)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.