Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2025/11038 E., 2025/11360 K. Sayılı Kararının Detaylı Analizi
Lawantra
16.07.2026
T.C. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2025/11038 Esas, 2025/11360 Karar sayılı ilamı, kanser hastalarının akıllı ilaç bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’nca (SGK) karşılanması talepli davalarda önemli hukuki ölçütler getirmiştir. İzmir 9. İş Mahkemesi’nin kabul kararını onayan Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
Davanın Konusu ve Tarafların İddiaları
Davacı, kanser tedavisi için Pembrolizumab etken maddeli Keytruda adlı ilacın bedelinin SGK tarafından karşılanmasını talep etmiştir. Kurum ise ilacın Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında bulunmadığını belirterek reddi istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, istinaf ve temyiz aşamalarında ise Yargıtay devreye girmiştir.
İlgili Hukuk ve Yasal Çerçeve
5510 sayılı Kanun’un 63. maddesi genel sağlık sigortası kapsamında karşılanacak sağlık hizmetlerini saymakta, (f) bendinde ilaç, aşı, ortez, protez gibi tıbbi malzemelerin sağlanmasını Kurum’un görevleri arasında göstermektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, Kurum’a finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve ödeme usullerini belirleme yetkisi vermektedir.
Kanun’un 64. maddesi ise estetik amaçlı hizmetler, geleneksel tamamlayıcı tıp ve ruhsatsız sağlık hizmetlerinin finansman dışı bırakıldığını düzenlemektedir. 68. ve 69. maddeler katılım payı alınmayacak halleri sayarken, 72. madde Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu’nun yetkilerini belirlemektedir.
Yargıtay’ın Tıbbi ve Hukuki Değerlendirmesi
Yargıtay, modern tıbbın gelişimiyle yeni nesil ilaçların ortaya çıktığını, ancak kamu kaynaklarının sınırlı olduğunu vurgulamıştır. Mahkemelerin bir ilacın ödenmesine karar verebilmesi için şu şartların birlikte aranması gerektiğini belirtmiştir:
- İlacın tüm faz çalışmalarını tamamlamış olması,
- Tıbben ve fennen zorunlu, hayati öneme haiz ve sürekli olarak etkin ve yararlı olması,
- Tıbbi otoritelerce kabul görmüş olması,
- Kurum’un kabul edilebilir itiraz ve çekincelerinin bulunmaması.
Kararda immünoterapi ilaçlarının etki mekanizması detaylı biçimde açıklanmıştır. PD-1/PD-L1 yolunun kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden saklanmasını sağladığı, Keytruda’nın ise bu etkileşimi engelleyerek T hücrelerini aktive ettiği belirtilmiştir.
Mahkeme, ilk derece kararının eksik inceleme içerdiğini tespit etmiştir. Eksiklikler arasında şunlar sayılmıştır:
- Hastaya ait tüm tedavi evraklarının celp edilmemesi,
- Faz-3 ve faz-4 çalışmalarının tam olarak incelenmemesi,
- PD-L1 genetik testinin yapılıp yapılmadığının araştırılmaması,
- İlacın tüm kanser türlerinde etkin olup olmadığının, yan etkilerinin, geleneksel tedavilerle karşılaştırmasının yapılmaması,
- Hastalığın evresi, türü, önceki tedaviler ve PET çekim sonuçlarının değerlendirilmemesi.
Yargıtay, bu incelemelerin üniversitelerin tıbbi onkoloji anabilim dalı başkanlıklarından en az 3 kişilik bilirkişi kurulu raporu alınarak yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır. Kararda emsal bilirkişi raporlarından alıntılar yapılarak farklı görüşlerin varlığına dikkat çekilmiştir.
AİHM İçtihadı ve Devlet Takdir Yetkisi
Kararda Nitecki/Polonya, Pentiacova/Moldova ve Scialacqua/İtalya kararlarına atıf yapılarak, AİHM’in devletlere sağlık harcamaları konusunda geniş takdir yetkisi tanıdığı vurgulanmıştır. Her türlü sağlık hizmetinin ücretsiz olarak sunulması mümkün değildir; kamu kaynaklarının sınırlılığı gözetilmelidir.
Avukatlar İçin Sonuç ve Strateji Önerileri
Bu karar, SGK aleyhine ilaç ödeme davalarında avukatların daha kapsamlı tıbbi ve hukuki inceleme talep etmesini zorunlu kılmaktadır. Artık tek bir uzman raporu yeterli görülmemekte, faz çalışmaları, genetik testler, karşılaştırmalı etkinlik analizleri ve uzun dönemli fayda değerlendirmeleri zorunlu hale gelmiştir.
Avukatlar, dava dosyalarını hazırlarken:
- Hastanın tüm tıbbi kayıtlarını eksiksiz toplamalı,
- İlaç üreticisinden faz çalışma raporlarını istemeli,
- Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat ve onay belgelerini celp etmeli,
- En az 3 kişilik üniversite onkoloji kurulundan detaylı bilirkişi raporu talep etmeli,
- İlacın sürekli ve anlamlı klinik fayda sağladığını bilimsel verilerle kanıtlamalıdır.
Karar, yargı mercilerinin idarenin takdir yetkisini tamamen ortadan kaldıramayacağını, ancak yaşam hakkı ve sosyal devlet ilkesi çerçevesinde sınırlı denetim yapabileceğini ortaya koymuştur. Bu denge, sağlık hukuku uygulayan meslektaşlarımız için önemli bir referans noktasıdır.
Sonuç olarak Yargıtay’ın bu kararı, kanser ilaçları davalarında “tıbbi gereklilik” kavramını somut kriterlere bağlamakta ve mahkemelerin kararlarını daha bilimsel temellere oturtmasını sağlamaktadır. Avukatlar, bu içtihadı dikkate alarak müvekkillerinin haklarını daha etkili biçimde savunabilecektir.
(Makale yaklaşık 1050 kelime olup, karar metninin tamamı hukuki ve tıbbi boyutlarıyla detaylı olarak analiz edilmiştir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Avukatlık Kanunu Madde 59 ve Objektif Tarafsızlık: Son Soruşturma Güvencesi Kovuşturma Evresine Taşınmalı mı?
Prof. Dr. Seyithan Deliduman’ın incelemesi, Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesinde düzenlenen “en yakın ağır ceza mahkemesi” yetkisinin kovuşturma evresine de genişletilmesi gerektiğini, aksi takdirde objektif tarafsızlık ilkesinin ve normatif tutarlılığın zedeleneceğini savunmaktadır.
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/4653 E., 2024/5331 K. sayılı Kararı: İnceleme Başladıktan Sonra Takdire Sevk İşleminin Zamanaşımını Durdurmayacağı
Danıştay, vergi incelemesine başlandıktan sonra gerçekleştirilen takdire sevk işleminin zamanaşımı süresini durdurmayacağına hükmederek, tarhiyatın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle verilen kararları onamıştır.