Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2023/291 E., 2023/5294 K. sayılı Kararı – CMK 119/4 ve Hukuka Aykırı Delil
Lawantra
15.07.2026
T.C. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2023/291 Esas, 2023/5294 Karar sayılı ilamı, ceza muhakemesi hukukunda arama usulü ve hukuka aykırı delil yasağı açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karar, CMK’nın 119. maddesinin 4. fıkrasına uyulmadan gerçekleştirilen konut aramasının sonuçlarını detaylı şekilde ele almakta ve avukatlara pratik bir çerçeve sunmaktadır.
Olayın Özeti ve Mahkeme Kararları
Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 29.01.2021 tarih ve 2020/314 E., 2021/26 K. sayılı kararıyla sanığı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan TCK m. 188/3, 62, 52/2, 53 hükümleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 16.660 TL adli para cezasına çarptırmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi ise 07.04.2021 tarih ve 2021/913 E., 2021/1337 K. sayılı kararıyla ilk derece hükmündeki bazı hukuka aykırılıkları düzelterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Sanık müdafii temyiz dilekçesinde suç unsurlarının oluşmadığını, yeterli delil bulunmadığını ve beraat kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, temyiz incelemesinde CMK m. 119/4’ü mercek altına almıştır. Hüküm, Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya kapalı yerlerde arama yapılabilmesi için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin aramanın başından sonuna kadar hazır bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır.
Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.02.2020 tarihli, 2016/18-1146 E., 2020/68 K. sayılı kararına atıfla, arama tanığı bulundurma zorunluluğunun amacının delil yerleştirme iddialarını önlemek, aramanın şüpheden uzak yapılmasını sağlamak ve elde edilen delillerin güvenilirliğini temin etmek olduğunu vurgulamıştır.
Somut olayda, sanığın evinde yapılan aramada yalnızca mahalle muhtarının hazır bulunduğu, ihtiyar heyetinden veya komşulardan ikinci bir kişinin aramanın başından sonuna kadar hazır tutulmadığı tespit edilmiştir. Sanıkla aynı ikamette oturan annesinin ise CMK m. 119/4 kapsamındaki kişilerden olmadığı kabul edilmiştir.
Bu nedenle arama, icrası bakımından hukuka aykırı kabul edilmiş ve arama sonucunda ele geçirilen uyuşturucu maddeler hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde değerlendirilmiştir. CMK m. 217/2 ve m. 206/2-a uyarınca bu delillerin ispat aracı olarak kabul edilemeyeceği ve hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir.
Daire ayrıca, sanığın tüm aşamalarda uyuşturucu maddelerin varlığını ve zilyetliğini kabul etmesinin hukuka aykırılığı bertaraf etmeyeceğini, tanık …’da ele geçirilen maddeyi sakladığına ilişkin ikrarının da hukuka uygun bir ikrar sayılamayacağını ifade etmiştir. Evde ele geçirilen uyuşturucu dışında uyuşturucu ticareti yaptığına dair hukuka uygun başka delil bulunmadığı gerekçesiyle sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.
Karar ve Sonuç
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.
Mesleki Değerlendirme ve Avukatlara Yönelik Çıkarımlar
Bu karar, ceza avukatları için son derece öğreticidir. Arama tutanaklarının sadece imzalanması değil, tanıkların fiilen aramanın her aşamasında hazır bulunup bulunmadığının sorgulanması gerektiğini göstermektedir. Özellikle uyuşturucu madde davalarında arama deliline dayanılarak kurulan mahkumiyetlerde, CMK m. 119/4 ihlali güçlü bir bozma nedeni olarak öne çıkmaktadır.
Avukatlar, müvekkillerinin dosyalarında arama tutanaklarını, tanık beyanlarını, muhtar ifadeleri ile mahkeme huzurundaki çelişkili beyanları titizlikle karşılaştırmalıdır. Hukuka aykırı delilin reddi talebi, genel ifadelerle değil, somut kanun maddelerine ve Yargıtay içtihatlarına dayandırılarak yapılmalıdır.
Karar aynı zamanda “ikrarın hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağı” ilkesini pekiştirmektedir. Sanığın kabulü, arama usulündeki ihlali meşrulaştırmamakta, aksine ikrarın özgür iradeyle ve bağımsız delillere dayanıp dayanmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin bu kararı, ceza yargılamasında usul güvencelerinin kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini bir kez daha vurgulamaktadır. Ceza hukuku uygulayıcıları, arama işlemlerinin her aşamasını yakından takip etmeli ve hukuka aykırı delil yasağını etkili şekilde kullanmalıdır. Bu yaklaşım, hem savunma hakkını güçlendirecek hem de adil yargılanma standartlarının korunmasına katkı sağlayacaktır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.