Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2021/3448 E., 2023/5427 K. sayılı Kararı: Arama Tanığı Bulundurulmaksızın Yapılan Aramalar ve Hukuka Aykırı Delil Değerlendirmesi
Lawantra
15.07.2026
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2021/3448 Esas, 2023/5427 Karar sayılı ilamı, ceza yargılamasında arama tedbirinin icrası sırasında uyulması gereken usul kurallarının ihlalinin delil niteliğine etkisini detaylı biçimde ele almaktadır. Karar, uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin olarak verilen mahkumiyet hükümlerinin, hukuka aykırı elde edilen delillere dayandırılması nedeniyle bozulması sonucunu doğurmuştur.
Olayda, sanıkların ikametlerinde adli arama kararı uyarınca yapılan aramalarda çeşitli miktarlarda uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, ele geçirilen maddelerin miktarı, çeşidi, bulundukları yer, kolluk tutanakları, sanık beyanları ve kriminal raporlar gibi delilleri değerlendirerek sanıklar hakkında mahkumiyet kararı kurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde onama görüşü bildirmesine rağmen Daire, temyiz incelemesinde usul kurallarına aykırılık tespit etmiştir.
Dairenin gerekçesinde öncelikle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 119. maddesinin dördüncü fıkrası incelenmiştir. Bu hüküm, Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapılabilmesi için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin aramanın başından sonuna kadar hazır bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.02.2020 tarih ve 2016/18-1146 E., 2020/68 K. sayılı kararına atıfla, arama tanığı bulundurma zorunluluğunun amacının, ileride doğabilecek iddiaları (örneğin delillerin görevlilerce yerleştirildiği iddialarını) önlemek, aramanın şüpheden uzak yapılmasını sağlamak ve elde edilen delillerin güvenilirliğini temin etmek olduğunu vurgulamıştır.
Somut olayda, sanıklara ait evlerde yapılan aramalarda ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin aramanın başından sonuna kadar hazır bulundurulmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, CMK m. 119/4’e açık aykırılık teşkil etmektedir. Daire, bu aykırılığın aramanın icrasını hukuka aykırı kıldığını ve arama sırasında ele geçirilen uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde olduğunu kabul etmiştir.
CMK m. 217/2, yüklenen suçun hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceğini düzenlemektedir. Buna karşılık CMK m. 206/2-a, kanuna aykırı elde edilen delilin reddolunacağını hükme bağlamıştır. Yargıtay, bu hükümler çerçevesinde, hukuka aykırı elde edilen delillerin ispat aracı olarak kabul edilemeyeceğini ve hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. Sanıkların aşamalarda uyuşturucu maddelerin varlığını ve zilyetliğini kabul etmeleri, delillerin hukuka aykırı elde edilmiş niteliğini bertaraf etmemektedir. Zira delilin hukuka aykırılığı, sanığın beyanıyla giderilemez.
Daire ayrıca, evlerde ele geçirilen uyuşturucu madde dışında, sanıkların uyuşturucu ticareti yaptığına ilişkin başkaca bir delilin bulunmadığını vurgulamıştır. Bu nedenle, hukuka aykırı delillere dayanılarak verilen mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kararda, sanık ...’ın salıverilmesine de karar verilmiş, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
Bu karar, ceza avukatları açısından büyük önem taşımaktadır. Arama tedbirinin uygulanmasında usul kurallarına titizlikle uyulması gerektiğini, aksi halde elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını bir kez daha teyit etmektedir. Özellikle uyuşturucu suçlarında sıkça karşılaşılan arama işlemlerinde, savunma makamının arama tutanaklarını, tanık bulundurma zorunluluğunu ve delil güvenilirliğini sorgulaması kritik hale gelmektedir. Karar, CMK m. 119/4’ün emredici niteliğini vurgulamakta ve hukuka aykırı delil yasağının (fruit of the poisonous tree doktrini benzeri) uygulanmasında somut bir örnek sunmaktadır.
Avukatlar, benzer dosyalarda müvekkillerinin konutlarında yapılan aramalarda tanık bulundurulup bulundurulmadığını titizlikle incelemeli, tutanaklardaki imzaları ve zaman çizelgelerini karşılaştırmalıdır. Karar aynı zamanda, sanığın beyanının hukuka aykırı delili ikame edemeyeceğini belirterek, müdafilerin delil reddi taleplerini güçlendirmektedir. Sonuç olarak, Yargıtay’ın bu içtihadı, ceza yargılamasında temel hak ve özgürlüklerin korunması ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması arasındaki dengeyi hukuka uygun delil ilkesi lehine kurmaktadır. (Yaklaşık 850 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.