Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2020/775 E., 2021/4717 K. sayılı Kararı: Uyuşturucu Ticareti Davalarında Zamanaşımı, Yardım Etme ve Eksik İnceleme
Lawantra
01.08.2026
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2020/775 Esas, 2021/4717 Karar sayılı ilamı, Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen kapsamlı uyuşturucu ticareti davasında verilen mahkumiyet hükümlerinin incelenmesi sonucunda birçok yönden bozma içermektedir. Karar, delil değerlendirmesi, iştirak hükümleri, zamanaşımı ve usul kurallarının ceza yargılamasındaki önemini vurgulaması bakımından öğreticidir.
Daire, öncelikle “kullanmak için uyuşturucu bulundurma” suçundan verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin durma kararı niteliğinde olduğunu, itiraz kanun yoluna tabi bulunduğunu belirterek bu kısımların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iadesine karar vermiştir.
Mahkumiyet hükümleri yönünden ise birçok sanık hakkında somut ve kesin delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Örneğin bir sanığın ticari amaçla uyuşturucu bulundurduğuna dair delil yetersizliği nedeniyle eylemin kullanma suçu oluşturduğu, ancak dava zamanaşımının (TCK m. 66/1-e – 8 yıl) dolduğu gerekçesiyle kamu davasının düşmesine hükmedilmiştir. Benzer şekilde birden fazla sanık için “ticaret” iddiasını destekleyen delil bulunmadığı, eylemlerin kullanma veya kullanmaya teşebbüs niteliğinde olduğu, ancak zamanaşımı nedeniyle davanın düşürüldüğü görülmektedir.
Daire, yardım eden sıfatının gözetilmediği olaylara da değinmiştir. Bir sanığın, uyuşturucu temin edilip teslim edilmeden önce yol gözetleme eyleminin TCK m. 39 kapsamında yardım eden indirimini gerektirdiği, ancak mahkemenin bunu gözetmeden doğrudan ticaret suçundan mahkumiyet verdiği belirtilmiştir. Bir diğer olayda ise iletişimin tespiti tutanaklarının sanığa okunmadan hüküm kurulması usul eksikliği olarak değerlendirilmiş ve bozma nedeni yapılmıştır.
Birleştirme kararlarına rağmen birleştirilen dosya hakkında hüküm kurulmaması, bazı eylemlerde uyuşturucu maddenin ele geçirilememesi nedeniyle niteliğinin tespit edilememesi, tekerrür ve Anayasa Mahkemesi’nin TCK m. 53 kararının infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği de kararda yer alan diğer önemli hususlardır.
Kararda ayrıca kenevir ekme suçu için 6545 sayılı Kanun değişiklikleri, yokluğunda verilen hükümlerde tebligat usulü (7201 sayılı Kanun m. 21) ve fiziki takip tutanaklarının okunması zorunluluğu gibi usul kurallarına da dikkat çekilmiştir.
Bu içtihat, ceza avukatlarına şu mesajları vermektedir: (1) Uyuşturucu ticareti suçunda her sanığın eylemi ayrı ayrı ve somut delillerle değerlendirilmelidir. Soyut beyanlar yeterli değildir. (2) Yardım eden sıfatı (TCK m. 39/2-c), yol gözetleme, güvenlik sağlama gibi icrayı kolaylaştırıcı hareketlerde uygulanmalıdır. (3) Dava zamanaşımı süreleri titizlikle takip edilmeli, zamanaşımı dolmuşsa düşme kararı verilmelidir. (4) İletişim tespiti tutanakları sanığa okunmadan hüküm kurulamaz.
Sonuç olarak karar, uyuşturucu davalarında delil yetersizliği, iştirak niteliği ve usul güvencelerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Avukatlar, müvekkillerinin lehine bu içtihatları etkili şekilde kullanabilir.
(Word count: 658)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
AYM’nin 2019/7900 Başvuru Numaralı Kararı: FETÖ/PDY Davalarında Gerekçeli Karar Hakkının İhlali
Anayasa Mahkemesi, Bank Asya hesabı, sendika üyeliği ve otel konaklama kayıtlarının örgüt üyeliği delili olarak değerlendirildiği davada, başvurucunun savunmalarının yeterince tartışılmamasını gerekçeli karar hakkı ihlali olarak değerlendirdi.
AYM’nin 2023/101601 Başvuru Numaralı Kararı: Haksız Tutuklama ve Gözaltı Tazminatlarında Yetersiz Manevi Tazminat
Anayasa Mahkemesi, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı sonrası açılan tazminat davalarında hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yetersizliğine hükmederek Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğini belirledi. Kararda yıllara göre manevi tazminat taban, ortalama ve tavan miktarları da açıklandı.