Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2020/16065 E., 2024/16505 K. sayılı Kararı: Uyuşturucu Ticareti ve İnfaz Kurumuna Yasak Eşya Sokma Suçlarında Fikri İçtima ve Zorunlu Müdafi Tayini
Lawantra
28.07.2026
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 14 Mart 2024 tarihli ve 2020/16065 Esas, 2024/16505 Karar sayılı ilamı, uyuşturucu madde ticareti suçlarında fikri içtima kurallarının uygulanması, zorunlu müdafi tayini yükümlülüğü ve cezanın belirlenmesinde kanun değişikliklerinin gözetilmesi bakımından ceza avukatları için önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Olayda, Çankırı Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan (TCK m. 188/3) 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 40 TL adli para cezasına mahkûm etmiştir. Karar temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Ceza Dairesi (kapatılan) kararı bozmuştur. Bozma kararında, sanığın eyleminin hem TCK m. 188/3 hem de TCK m. 297/1’i oluşturduğu, fikri içtima gereği daha ağır sonuç doğuran uyuşturucu ticareti suçundan temel ceza tayin edilerek TCK m. 297/1-2. cümle uyarınca 1/2 oranında artırım yapılması gerektiği, ayrıca eylemin tamamlanmış olmasına rağmen teşebbüs hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğu belirtilmiştir.
Bozma sonrası mahkeme, cezayı 6 yıl 3 ay hapis ve 5 gün adli para cezası olarak belirlemiş ancak sanığın kazanılmış hakkı korunarak infazda 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası olarak uygulanmasına karar vermiştir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, yeniden temyiz incelemesinde üç temel hukuka aykırılık tespit etmiştir:
-
Sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti suçunun, 6545 sayılı Kanun ile alt sınırının 10 yıl hapis cezası olarak değiştirildiği tarihten sonra yargılama devam etmiştir. CMK m. 150/3 uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda zorunlu müdafi tayini zorunludur. Mahkeme, sanığa zorunlu müdafi tayin etmeden yargılamaya devam ederek savunma hakkını ihlal etmiştir.
-
Hak yoksunlukları belirlenirken, hükümden sonra yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile TCK m. 53’te yapılan değişikliklerin gözetilmesi gerektiği halde bu husus ihmal edilmiştir.
-
Adli emanette kayıtlı uyuşturucu maddenin müsaderesine karar verilirken TCK m. 54’ün yalnızca 4. fıkrası yerine, 1. ve 4. fıkralarının birlikte uygulanması gerektiği gözetilmemiştir.
Daire, bu nedenlerle hükmün 1412 sayılı CMUK m. 321 uyarınca bozulmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine oy birliğiyle karar vermiştir.
Bu karar, uyuşturucu davalarında savunma yapan avukatlar için kritik öneme sahiptir. Özellikle 6545 sayılı Kanun’un getirdiği alt sınır değişiklikleri sonrası zorunlu müdafi tayini yükümlülüğünün ihmal edilmesinin mutlak bozma nedeni olduğu vurgulanmaktadır. Avukatlar, müvekkillerinin yargılamanın herhangi bir aşamasında zorunlu müdafi hakkından yararlandırılmadığını tespit ettiklerinde, bu hususu gerekçeli biçimde gündeme getirmelidir.
Karar ayrıca, fikri içtima kurallarının (TCK m. 44) uyuşturucu suçlarında özenle uygulanması gerektiğini, infaz kurumuna uyuşturucu sokma eyleminin ayrı bir suç oluşturduğunda cezanın TCK m. 188’den belirlenerek m. 297 uyarınca artırılması gerektiğini netleştirmektedir. Müsadere konusunda da TCK m. 54’ün tüm fıkralarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği içtihadı, benzer davalarda sıkça karşılaşılan hataların düzeltilmesi açısından değerlidir.
Hukuk profesyonelleri, uyuşturucu ticareti dosyalarında hem maddi ceza hukuku hem de usul hukuku kurallarını eş zamanlı olarak takip etmelidir. Bu karar, kazanılmış hakların korunması ile birlikte, savunma hakkının etkin kullanımının da ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. (Toplam kelime: 651)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Deneysel Araştırmalar Merkezi Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, deney hayvanları üzerinde etik kurallara uygun araştırma yapılmasını amaçlayan yeni yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımladı. Yönetmelik, merkezin amacı, yönetim yapısı, hayvan refahı yükümlülükleri ve akademisyenlerin hukuki sorumlulukları açısından önemli düzenlemeler içermektedir.
AYM'nin Bu Haftaki Genel Kurul Gündemi: 37 Parti Mali Denetimi ve 12 Norm Denetimi Dosyası
Anayasa Mahkemesi’nin 28 Temmuz 2026 tarihli Genel Kurul gündemi, çok sayıda siyasi partinin mali denetimi ile önemli kanun maddelerinin iptal taleplerini içeren 49 dosyadan oluşuyor. Avukatlar ve hukukçular için kritik norm denetimi başvuruları detaylı olarak incelendi.