Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bağlamında İcra Teşkilatında Mesleki Yeterlilik ve Eğitim Modeli
Lawantra
21.08.2026
İcra ve iflas daireleri, mahkeme kararlarının fiili sonuç doğurduğu, borçlunun malvarlığına doğrudan müdahale edilen, alacaklı-borçlu menfaat dengesinin gözetildiği ve temel hakların sınırlandırılabildiği kritik bir kamusal alandır. Bu nedenle icra teşkilatının mesleki yeterliliği, yargı hizmetlerinin etkinliğiyle doğrudan bağlantılıdır.
Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre, icra müdürü ve müdür yardımcısı sayısı 2016’da 2.672 iken 2025’te 4.657’ye yükselmiştir. Bu, yaklaşık %74’lük bir artışı ifade eder. İcra kâtibi sayısı ise 3.822’den 5.294’e çıkarak %38,5 oranında artış göstermiştir. Ancak aynı dönemde icra hukuk mahkemelerine gelen şikâyet dosyaları 58.145’ten 80.078’e (%37,7), yıl içinde işlem gören icra dosyası sayısı da 25,225 milyondan 33,034 milyona (%31) yükselmiştir.
2025 verilerine göre icra dairelerine gelen 33.034.679 dosyadan yalnızca 8.959.318’i sonuçlandırılmış, 24.075.361 dosya ise gelecek yıla devretmiştir. Devreden dosyaların elden çıkarılma süresi 2024’te 992 gün iken 2025’te 1.012 güne çıkmıştır. Bu rakamlar, icra teşkilatındaki niceliksel büyümenin niteliksel iyileşmeyle desteklenmediğini açıkça ortaya koymaktadır.
İcra Müdürünün Takdir Yetkisi ve Sınırları
İcra müdürünün takdir yetkisi, kanunda açıkça düzenlenmeyen hususlarda somut olayın özelliklerini değerlendirme imkânı sağlar. Ancak bu yetki keyfi bir karar verme özgürlüğü değildir. Kararlar, İcra ve İflas Kanunu’na (İİK), Anayasa’nın ölçülülük ilkesine, menfaat dengesine ve somut olayın gereklerine uygun olmalıdır. Müdür, kanunda olmayan şartlar ihdas edemez, kanun hükmünü daraltıp genişletemez veya mahkemeye bırakılan hususları kendisi çözemez.
İİK m.16 kapsamında şikâyet yolu, müdürlük kararlarının yargı denetimine tabi olduğunu gösterir. Uygulamada asıl sorun, takdir yetkisinin sınırlarının yeterince bilinmemesidir. Aynı konuda farklı icra dairelerinden çelişkili kararlar çıkması, uygulama birliğini zedelemektedir.
HSK Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Rehberi ve İcra Teşkilatı
Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları Rehberi, mahkemeler ve savcılıklar için hazırlanmış olsa da, icra dairelerindeki gecikmeler ve uygulama farklılıkları aynı yaklaşımın icra teşkilatı için de benimsenmesini zorunlu kılmaktadır. Rehber, idari ve organizasyon kaynaklı gecikmelerin tespiti, objektif verilere dayalı analiz, hedef sürelerle uyumun izlenmesi, uzun süren dosyaların yapısal nedenlerinin belirlenmesi ve UYAP verilerinin kullanımını öngörmektedir.
Bu araçlar icra dairelerine uyarlandığında, dosya bekleme süreleri, haciz, satış, sıra cetveli, dosya hesabı gibi kritik aşamalardaki işlem süreleri, şikâyet üzerine kaldırılan kararların konuları ve tekrarlanan hata kümeleri toplulaştırılmış verilerle izlenmelidir. Böylece iş yükünden kaynaklanan gecikmelerle, mesleki bilgi eksikliğinden kaynaklanan gecikmeler ayrıştırılabilir.
Rehber aynı zamanda personelin eğitim ihtiyacının belirlenmesini ve ihtisaslaşma raporlamasını da içermektedir. Bu yaklaşım, icra müdürleri ve yardımcıları için uzun süreli meslek öncesi eğitim, uygulamalı yeterlilik sınavı, zorunlu rotasyon ve sürekli hizmet içi eğitim modelini desteklemektedir.
Pilot İcra Modeli ve Uzmanlaşma Sorunu
Yeni icra dairesi modelinde işlemler esas, haciz, satış, mali işlemler gibi uzmanlaşmış alt bürolar üzerinden yürütülmektedir. Bu model iş hızını artırabilir ancak personelin takip dosyasını baştan sona öğrenmesini engelleyebilmektedir. Yalnızca belirli bir büroda uzun yıllar çalışan personel, dosyanın bütün aşamalarına hâkim olamamaktadır.
Bu nedenle pilot modelde uzmanlaşmanın yanında zorunlu rotasyon sistemi kurulmalıdır. Personel belirli sürelerle farklı birimlerde görev yapmalı ve bir dosyanın tüm aşamalarını (talep incelemesi, haciz, satış, sıra cetveli, tahsilat) tecrübe etmelidir. Aksi takdirde dar uzmanlaşma, yetkin icra müdürü yetiştirilmesini engeller.
Başmüdürlük uygulamasının görev, yetki ve sorumlulukları da yeniden değerlendirilmelidir. Mesleki deneyim ve liyakatle yeterince ilişkilendirilmeyen bu yapı, motivasyonu zedeleyebilmektedir.
Meslek Öncesi ve Hizmet İçi Eğitimde Reform Önerileri
İlk atamada verilen yaklaşık iki haftalık eğitim, icra müdürlüğünün teknik ve hukuki sorumluluğu karşısında yetersiz kalmaktadır. İcra ve iflas hukuku, kambiyo senetleri, şirketler hukuku, haciz, istihkak, konkordato, iflas, elektronik satış, harçlar ve sıra cetveli gibi geniş bir alanda yetkinlik beklenmektedir.
Önerimiz, Türkiye Adalet Akademisi benzeri bir merkezde en az altı aylık teorik ve uygulamalı adaylık eğitiminin zorunlu hale getirilmesidir. Eğitim sonunda yazılı ve uygulamalı yeterlilik sınavı yapılmalı, başarısız adaylara ek eğitim ve ikinci şans tanınmalıdır. Kamu kaynaklarıyla verilen uzun eğitimlerin ciddiyetle takip edilmesi için başarı odaklı yükümlülükler ve ölçülü geri ödeme mekanizmaları da düzenlenebilir.
Hizmet içi eğitimler ise zorunlu, sürekli ve veri temelli olmalıdır. Hukuk fakültesi öğretim üyeleri ile tecrübeli icra müdürlerinin katkısıyla hazırlanan programlar, icra mahkemelerince kaldırılan kararların konuları, tekrarlanan şikâyet nedenleri ve tereddütlü alanlara göre güncellenmelidir. Haciz, satış, kambiyo senetleri, istihkak ve sıra cetveli gibi konularda ayrı sertifika programları oluşturulması uygulama birliğine katkı sağlayacaktır.
Sonuç ve Kurumsal Model Önerisi
Personel sayısındaki artış tek başına yeterli değildir. İcra teşkilatının asıl ihtiyacı, kanun ve içtihatları bütüncül biçimde uygulayabilen, kararlarının sonuçlarını öngörebilen nitelikli uygulayıcılardır. Adalet Bakanlığı bünyesinde “İcra Hizmetlerinin Etkinliği ve Mesleki Gelişimi İzleme Modeli” oluşturulmalıdır. Bu model dosya bekleme sürelerini izlemeli, gecikmeye açık süreçler için hedefler belirlemeli, uygulama farklılıklarını raporlamalı, personel ve eğitim ihtiyacını somut verilerle ortaya koymalı ve sonuçları hizmet içi eğitimlere aktarmalıdır.
Böyle bir yapı, yargısal denetimin yerine geçmeden uygulama birliğini ve hesap verebilirliği güçlendirecektir. İcra müdürlüğünün yanlış bir kararının ticari işletmeleri bloke edebileceği, üçüncü kişilerin mallarını muhafaza altına alabileceği veya ilam infazını imkânsız kılabileceği göz önünde bulundurulduğunda, mesleki yeterliliğin yargı reformunun en kritik unsurlarından biri olduğu açıktır.
Hukuk profesyonelleri olarak, icra teşkilatındaki bu yapısal dönüşümü yakından takip etmek, müvekkillerimize daha etkin hukuki hizmet sunmak ve gerekli yasal değişiklikler için katkı sağlamak bizim mesleki sorumluluğumuzdur.
(Toplam kelime sayısı: 1.156)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.