Yapay Zekâ ile Üretilmiştir Etiketi Reklamları Hukuka Uygun Hale Getirir mi? Reklam Hukuku, KVKK ve Kişilik Hakları Bakımından Değerlendirme
Lawantra
28.07.2026
Yapay zekâ teknolojilerinin reklamcılık sektörüne girmesiyle birlikte hukuki tartışmalar da ivme kazanmıştır. 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’ndeki değişiklik, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için yeni bir dönemin başlangıcını işaret etmektedir. “Yapay zekâ ile üretilmiştir” etiketinin her durumda reklamı hukuka uygun kılmayacağı, aksine çok katmanlı bir hukuki incelemenin zorunlu olduğu bu yazıda detaylı olarak incelenmektedir.
Yeni düzenleme iki temel hüküm getirmektedir. Birincisi, yapay zekâ teknolojileri kullanılarak gerçek insandan ayırt edilmesi güç dijital karakterlerin kullanıldığı reklamlarda, bu durumun açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir biçimde belirtilmesi zorunluluğudur. İkincisi ise, gerçek bir kişinin yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyasının, o mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği ya da tavsiye ettiği yönünde gerçeğe aykırı izlenim yaratılması doğrudan yasaklanmıştır. Bu iki hüküm arasındaki ayrım kritik önemdedir. Şeffaflık yükümlülüğü bir açıklama gerektirirken, ikinci hüküm mutlak bir yasak getirmektedir. Dolayısıyla yasaklanan bir içeriğin altına “yapay zekâ ile üretilmiştir” yazmak, onu hukuka uygun hale getirmez.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un temel ilkeleri, reklamların doğru, dürüst, tüketicinin bilgi ve tecrübe eksikliğini istismar etmeyen nitelikte olmasını gerektirmektedir. Reklam veren, ileri sürdüğü her iddianın doğruluğunu ispat etmekle yükümlüdür. Yapay zekâ etiketi, ürünün etkisini abartan, kanıtlanamayan sağlık vaatleri içeren veya sahte kullanıcı deneyimi yaratan bir reklamı meşrulaştırmaz. Tüketiciyi ekonomik kararlarını etkileyecek yanıltıcı bilgilerle yönlendiren reklamlar, etiket olsa dahi hukuka aykırıdır.
Sanal influencer’lar ile gerçek kişilerin dijital kopyaları arasında önemli ayrım vardır. Tamamen kurgusal bir sanal karakterin kozmetik ürünü tanıtırken “Üç haftadır kullanıyorum, cildimdeki lekeler kayboldu” demesi, nesnel iddiaların ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Buna karşılık, bir ünlünün yüzü, sesi ve mimikleri yapay zekâ ile taklit edilerek gerçekte hiç kullanmadığı bir ürünü tavsiye ediyormuş gibi gösterilmesi, hem yeni yönetmeliğe hem de kişilik haklarına aykırılık teşkil eder. Bu durumda etiket kullanmak yasağı bertaraf etmez.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) açısından durum daha da karmaşıktır. Bir kişinin yüzü veya sesinin yapay zekâ modeline yüklenmesi, modelin eğitilmesi, çıktının saklanması, hedef kitle belirleme ve profilleme süreçlerinin her biri ayrı bir veri işleme faaliyetidir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun Üretken Yapay Zekâ Rehberi, bu faaliyetlerin her biri için ayrı hukuki dayanak ve aydınlatma yükümlülüğü gerektiğini vurgulamaktadır. Reklam mevzuatına uygunluk, KVKK uyumunu otomatik olarak sağlamaz.
Her yüz veya ses verisi biyometrik veri sayılmaz. KVKK Kurulu’nun kararları doğrultusunda, verinin benzersiz tanımlama veya kimlik doğrulama amacıyla özel bir teknik işlemden geçirilmesi halinde biyometrik veri niteliği kazanır. Bu ayrım, deepfake reklam hazırlayan hukukçular için kritik bir değerlendirme konusudur.
Hedefli reklamcılıkta görünmeyen veri işleme faaliyetleri de büyük risk taşımaktadır. Tüketici davranışları, çerezler, konum verileri, ilgi alanı profilleri ve hassas verilerden çıkarılan profiller, KVKK m. 5, m. 6 ve m. 9 uyarınca ayrı ayrı incelenmelidir. Çocuklara yönelik profilleme temelli hedefli reklamlar ise yeni yönetmelikle kesin olarak yasaklanmıştır. Reklam verenlerin, hedefleme kriterlerini tüketiciye doğrudan ve kolay erişilebilir biçimde açıklaması zorunludur.
Sorumluluk dağılımı da önemli bir konudur. 6502 sayılı Kanun, reklam vereni, ajansı ve mecra kuruluşunu birlikte sorumlu tutmaktadır. KVKK bakımından ise fiili veri işleme kararını kimin verdiği belirleyicidir. Yurt dışında yerleşik yapay zekâ sağlayıcılarına veri aktarımı, KVKK m. 9’daki yeterlilik kararı, uygun güvence veya istisna rejimine tabi tutulmalıdır.
Avukatlar için pratik bir kontrol listesi hazırlanması zorunludur:
- Reklamın gerçek kişi, kurgusal karakter veya dijital kopya içerip içermediğinin sınıflandırılması,
- Yapay zekâ kullanımının şeffaflık yükümlülüğü doğurup doğurmadığının tespiti,
- Sahte deneyim veya tavsiye izlenimi yaratılmamasının güvence altına alınması,
- Tüm iddiaların kanıt dosyasıyla desteklenmesi,
- Görüntü ve ses kullanım izinlerinin kapsamının (süre, mecra, yapay zekâ dönüşümü) kontrolü,
- Veri işleme haritasının çıkarılması,
- Yapay zekâ sağlayıcısının veri kullanım amaçlarının incelenmesi,
- Sözleşmelerin KVKK, fikri haklar, kişilik hakları ve yurt dışı aktarım hükümleriyle güncellenmesi,
- Çocuk profillemesinin teknik olarak engellenmesi.
Sonuç olarak, “Yapay zekâ ile üretilmiştir” etiketi, hukuki uyum sürecinin yalnızca ilk adımıdır. Reklam hukuku, kişisel verilerin korunması, kişilik hakları ve tüketiciyi koruma mevzuatının tümünün eş zamanlı değerlendirilmesi gerekmektedir. Hukuk profesyonelleri, pazarlama ekipleriyle birlikte kampanya öncesi hukuki denetim mekanizmalarını kurmalı, risk matrisleri oluşturmalı ve sözleşmeleri bu yeni gerçekliğe göre revize etmelidir.
Yapay zekâ reklamları kategorik olarak yasak değildir; ancak sorumlu kullanım, şeffaflık, ispat yükümlülüğü ve veri koruma uyumu şartlarına bağlıdır. Bu alanda uzmanlaşan avukatlar, markalara hem yaratıcı özgürlük hem de hukuki güvenlik sağlayacak stratejik danışmanlık sunma fırsatına sahiptir. (Toplam kelime: 912)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Deneysel Araştırmalar Merkezi Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, deney hayvanları üzerinde etik kurallara uygun araştırma yapılmasını amaçlayan yeni yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımladı. Yönetmelik, merkezin amacı, yönetim yapısı, hayvan refahı yükümlülükleri ve akademisyenlerin hukuki sorumlulukları açısından önemli düzenlemeler içermektedir.
AYM'nin Bu Haftaki Genel Kurul Gündemi: 37 Parti Mali Denetimi ve 12 Norm Denetimi Dosyası
Anayasa Mahkemesi’nin 28 Temmuz 2026 tarihli Genel Kurul gündemi, çok sayıda siyasi partinin mali denetimi ile önemli kanun maddelerinin iptal taleplerini içeren 49 dosyadan oluşuyor. Avukatlar ve hukukçular için kritik norm denetimi başvuruları detaylı olarak incelendi.